Kaydet
a- | +A

Globalleşme şirketlerin kârlarını düşürdüğü gibi maliyetleri aşağı çekmeye de zorluyor. Bu hummalı faaliyetlerin arasına bir de ''yeni ekonomi'' girince dünyada adeta panik başladı. Değişen sistemle birlikte başta internet teknolojisi olmak üzere yeniden yapılanma şirketlerin gündemine oturdu. Büyüklerin işi zor... Piyasa değeri 2 trilyon doları bulan şirket evliliklerinin altındaki gerçek bu zorluktan kaynaklanıyor. Pazar payını korumak, AR-GE yatırımı yapmak, finansman bulmak, rakiplerle cebelleşmek ve bütün bunları yaparken maliyetleri aşağı çekmek... Kolay iş değil!.. Evlilikler bazı zorlukları çözüyor ama evlilik öncesi stratejileri iyi oluşturmak ve şirketin artı ve eksilerini iyi bilip, yeni ortaktan neler beklenildiğine doğru karar vermek lâzım. Zayıf tarafları tamamlamak için olabileceği gibi rakibi yok etmek veya gücünü azaltmak için de evlilik yapılıyor. Burada önemli olan stratejiyi düzgün tespit etmek.

Türkiye''deki durum Elin oğlu öyle veya böyle bu işi yapıyor. Peki biz ne yapıyoruz?.. Önce ilk 500 şirkete bakmak lâzım. Globalleşme ve yeni ekonominin özel şartları içinde bakıldığında bugünkü holdinglerin sadece sanayici olması yetmiyor. Hem sanayici, hem medya patronu, hem bankacı, hem de internet ve telekomcu olması gerekiyor. Bu benim uydurduğum bir yapı değişikliği değil. Şartlar öyle gerektiriyor. Şimdi internet üzerinden işletmelerin ihtiyacı olan mamul ve yarı mamul ürünler internetten temin edilebiliyor. O ayrı bir konu.

Tüketim anahtarı Tüketici de artık ihtiyaçlarını internetten sağlıyor ve internet kullanımı süratle yaygınlaşıyor. Cep telefonu, "Alo hayatım, nasılsın" denilen bir alet olmaktan çıktı. Tiyatro, sinema, market, banka, borsa, kitapçı dükkânı, gazete ve kokoreççinin kapısını açan bir tüketim anahtarı oldu. Sanayicinin eli mobil telefonlu müşterileri çekecek bir sanal mağazasının olması lâzım. Bu mağazayı başkasına kurdurtmak çare değil. Firma kendisi kurduğunda ise maliyet yüksek. Dolayısıyla maliyet düşürücü yollar bulmak gerekiyor. İşte medya patronluğu o dönemde devreye giriyor. Kendi telekom sistemini kuran ve internet ağını işleten firmanın medya bacağı olunca, maliyeti dağıtma imkânı buluyor. Çünkü, medya da internet kullanıcısı ve tüketiciye ulaşmakta çok önemli bir enstrüman.

İyi bakın Şimdi etrafınıza şöyle bir göz gezdirin. Hangi holdingin sanayisi var, hangisi medya patronu, kimler bankacı, kim GSM''de öne çıkmış!.. Bunlardan biri varsa öbürü olmasa da olur, demek mümkün değil. Globalleşme ve yeni ekonomi lokal kartelleşmeyi de getiriyor. Şimdi hemen akla, "Yahu tüketici bu işte kazık mı yiyecek" sorusu geliyor. Hayır öyle değil. Milli sınırlar içindeki monopoller çok önemli değil. Yurt içi tüketiciden daha fazla dışardaki rakip firma pazarı ve işletmeleri denetliyor. En ufak açıkta gol atmak için fırsat kolluyor. Şirketler istese bile tüketici sınır tanımıyor. Şimdilerde şirket evliliği ve halka açılma zarûret haline geldi.

Kötü yanımız Bizim şirketlerin en kötü yanı evlilikte olsun, halka açılmada olsun; fiyatını yüksek tutması. Küçük yatırımcı bunu belki yutar ama yabancı asla. Onun için gerçek değerini ortaya koyup, şartları değerlendirmek lâzım. Bu konuda piyasa değeri sadece fiyat değil. Strateji, geleceğe yönelik politikalar ve insan kaynakları da çok önemli. Eksikleri kabûl etmek kendini tanımak demektir. Kendini tanıyan da ne yapacağını bilir. Bilmeden yapmak en tehlikelisi. Türk şirketlerinin bu tehlikeyi görmesi gerekiyor. Öyle olursa hem yatırımcı, hem firma, hem de ortak rahat eder. Küçüklerin ise büyüklere bakıp, yolunu bulmaktan başka çaresi yok.