Türkiye ekonomisi hasta, yatakta yatıyor. IMF reform istiyor. Hastalığın alameti ne? Yüksek faiz... Tedavi nasıl olacak? Faizi düşürmekle... IMF, "Faizleri zıplatan yanlış politikalarınız var. Onları düzeltin" diyor. Bizim siyasilerin kötü alışkanlıkları saymakla bitmez. Köylünün ürününe seçim günü zam yapıyor, sonra da köylüyü unutuyor. Onun için köylü her sene seçim olsun istiyor... Esnafa, sanatkâra kredi veriyor ama nereye gittiğine bakmıyor. Kesenin ağzının ne zaman açıldığını bilen uyanık esnaf, seçim günlerini iple çekiyor... Seçimden önce, "Emekli yaşını indireceğim" diye meydanlarda kasım kasım kasılıyor. Ardından da, "Sosyal güvenlik açık veriyor" diye ağlıyor... Gün geliyor, önüne gelene banka izni veriyor. Gün geliyor, bankaları faizi yükseltmekle suçluyor. Paraya sıkıştığında bankaların ayağına kapanıyor, kafası bozulduğunda da, tukaka ediyor... Sanayiciye, "Yatırımla uğraşma. Paranı bana ver, sana yüzde 30 reel faiz vereyim" mesajını gönderiyor. Daha sonra da, sırtına vergiyi yapıştırıp; "Rantiyenin sonu bu" diye halka teşhir etmeye çalışıyor... Oy günü geldiğinde vatandaşa koşuyor, seçim bitti mi Ankara''dan dışarıya çıkmıyor. Bu yanlış politikalar sonunda dengeler bozuluyor, paranın maliyeti artıyor, faizler tırmanıyor, borsa düşüyor...
YANLIŞ POLİTİKA IMF''nin söylediği açık. Yanlış politikalardan vazgeçin, diyor... Dedik ya bizim politikacılar çok uyanık. Yanlışı duyuyor ve bugüne kadarki yanlışları hep vatandaş yapmış gibi işi pişkinliğe vurup, bildiğini okumaya devâm ediyor. Yanlışı yanlışla düzeltmeye çalışıyor. Yanlış politikadan asla vazgeçmiyor ve vatandaşı cezalandırmaya kalkışıyor. Köylüye dönüp, "Bundan sonra para yok" diyor. Esnafa, sanatkâra; "Para isteme benden, buz gibi soğurum senden" ayaklarına yatıyor. "43 yaşında emeklilik dünyanın neresinde görülmüş" deyip, işçiyi ezmeye uğraşıyor. Rantiye suçlamasıyla sanayicinin sesini kesmeye çalışıyor...
SESİNİ KES Rantiye dediğin o 40 bin kişilik azınlığı ben mi ödüllendirdim. Yoo... Hükümetin başında oturan yaptı. Suçlayan kim?.. Yine hükümetin başındaki!.. Peki bunun hangisi doğru. Aynı kişiye, aynı işinden dolayı ya ödül verilir, ya da ceza. Hem ödül, hem ceza veriliyorsa, bunun sorumlusu alan kişi değil, verendir. Hükümet, suçu asla kabûl etmiyor. Haksızlık oluyor, deyip; işçiyi, çiftçiyi, esnafı, sanatkârı, sanayiciyi sopalıyor. Yapmayın beyler, etmeyin ağalar... Bu memlekete işçi de, çiftçi de, sanayici de, küçük meslek erbabı da lâzım. Kendi yanlışını düseltmek yerine, başkalarını düzeltmek huyundan vazgeçin. IMF size, ''esnafa kredi vermeyin, tarımı teşvik etmeyin, sanayiciyi cezalandırın, vergi salıp esnafın gözünü çıkarın'' demiyor. IMF size, ''faydalı olanı yapın'' diyor. Reform istiyor. Bu kadar basit bir iş yün yumağı haline getiriliyor. Reform yapın: Tarımı verimli hale getirin, işçiye iş bulun, sanayiciyi yatırıma özendirin, tasarrufu teşvik edin. İntikam almaktan vazgeçin. Akşamdan sabaha alınan kararlarla ülke yönetilmez. Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, açık konuşuyor ve "Bu iş boyacı küpü değil. 2001''e bitmez" diyor. Bu söze güvenirim. Bu sürede olursa, iyi bir şey olacağına da inanırım.

