Kaydet
a- | +A

Bugünlerde herkes, "Ne oldu da bir haftada her şey değişti" sorusunun cevabını arıyor. Öyle ya, hükümet geçen sene de işbaşındaydı. Merkez Bankası Başkanı aynı görevi yapıyordu. Ne oldu da, faizler yüzde 40''lara yuvarlandı. Borsa çıldırdı. Hazine''nin dolar cinsinden dış piyasaya sürdüğü tahviller kapışılıyor. Bankalar üstüste sendikasyon kredisi alıyorlar. Sahi ne oldu?.. Siyasetçi ve bürokratın o kadar kabiliyeti vardı da, enflasyon neden yüzde 60''lardaydı?.. Reel faizler neden yüzde 30''ların üstündeydi?.. Bundan sonra piyasalar canlanacak, tüketim artacak mı?..

ADRES DEĞİŞTİ Birincisi, Avrupa Birliği (AB) uyandı ve Türkiyesiz bir şey yapamayacağını, bir yere varamayacağını anladı. İkincisi, para adres değiştirdi. Bono, döviz ve faiz sarmalında yağlı börek yiyen para; tek adrese, borsaya mahkûm oldu... Paranın, -başka bir deyişle rantiyenin- fazla bir kaybı yok. Borsada son 10 günde kazandığını belki bono ve faizde 3 ayda kazanamıyordu... Rantiyenin keyfine diyecek yok. Fakat, bu kadarcık yön değiştirme bile ekonomiyi işletti. Finans sıkıntısı çeken şirketler piyasadan taze ve ucuz para bulma imkânına kavuştu. Bu da yabana atılacak bir şey değil.

ŞİMDİ NE OLACAK? Peki bundan sonra ne olacak? Bu sorunun cevabı çok önemli. Şayet talep harekete geçirilemezse, reel ekonomi ayağa kalkamaz. Reel ekonominin canlanması için beklentilerin netleşmesi gerekiyor. Tasarruf demek, beklentilerin ertelenmesi demektir. Tasarruf sahibi, beklentilerini ertelerse tüketim artmaz. Tüketim artmayınca üretim yerinde sayar, büyüme durur. Türk insanının otomobile, buzdolabına, çamaşır makinesine, eve ihtiyacı var. Ancak önceleri bono, döviz, faiz çemberinden çıkamayan para, şimdi de ballı borsa kazanına düştü. Bu kadar yağlı kazanç varken, bu para tüketime gitmez. Tüketimi körükleyici politikaların devreye sokulması gerekiyor.

G-20 TOPLANTISI Maliye Bakanı Sümer Oral, bugün başlayacak olan G-20 Zirvesi için Berlin''e gitti. Dünyanın 16''ncı büyük ekonomisine sahip olan Türkiye''yi sistemin içine çektiler ve müzakere masasına oturttular. Dünya Ticaret Örgütü Toplantısı fiyaskoyla bitti ama dünya globalleşmeden vazgeçmedi. G-20 Zirvesi''nde yine globalleşme konuşulacak, yine dünya ticaretinin yeni çerçevesi oluşturulacak. Kalkınmış ülkelerin elinde 1,5 trilyon doları aşan fazla para bulunuyor. Parasızlık ne kadar dertse, para da o kadar derttir. Türkiye gibi kalkınmakta olan ama parası olmayan ülkelere bu paranın satılması lâzım. Yeter ki risk olmasın. Biz o riski düşürecek bir ekonomi politika uygulayacak iktidara sahip olamadık. Şimdi para babaları hem yönetimi, hem de ekonomiyi istiyor. Bizim siyasetçiler her ikisine de razı oldu. Bilmediğini bilmek de bir fazilettir. Sonucu hep birlikte bekliyoruz. Tüketimi arttıracak politikalar üretilecek mi, göreceğiz.