3 terzi buldum. 3''ü de ayrı modelde elbise dikiyor ama her biri işinin ehli. Onlara, ülke ekonomisinin önünde 100 milyar doların üstünde dış, 40 milyar dolar civarında iç borç ve 11 katrilyon liralık bütçe açığı bulunduğunu söyledim. Böyle bir gövdeye elbise dikmek için elimizde özelleştirilecek KİT''lerimiz, dinamik bir sanayimiz, 65 milyonluk pazarımız, 3 tarafı denizlerle çevrili şirin bir ülkemizin bulunduğunu söyleyip; bu kumaştan bu gövdeye elbise yapmalarını istedim. Şu andaki en büyük derdimizin ise yüksek faiz olduğunu ilave etmeyi unutmadım. Ben daha, "Bu kumaştan elbise çıkar mı?" demeye kalmadan, onlar, "O kolay!" deyip, ayrıldılar... Birinci terzi bir hafta sonra geldi. Kucağındaki mankene, kağıttan kestiği elbiseyi giydirmiş. Kol ve bacakları sosis girecek kadar dar kesmiş. Göbek şişmiş, beli ise iki askıyla tutturmuş... Karşımdaki hilkat garibesini görünce şaşırdım ve "Ne bu?" diye azarladım. Gayet pişkin, "Verdiğin gövde bu, dikeceğim elbise de bu!" cevabını verdi. "Yahu kardeşim, bu gövdeyi nereden buldun?" diye üsteledim. Şaşırdı: " Verdiğin vücutta yağ bağlamış göbekten başka hiç bir şey kalmamış. Hepsi fonksiyonunu yitirmiş. Ben ne yapayım!" dedi. Memleketimin ve ekonomimizin böyle olmadığını düşünüp, onu hemen kovmak istedim. Fakat, arkasına sakladığı elini uzattı ve "Bunu görmeden karar verme" deyip, gözümün içine baktı. "Neymiş o?" diyen şaşkın bakışımı görünce; "Bunlar" dedi, "İleride karın büyürse elbiseyi genişletmek için ilâve yapılacak parçalardır." Adam hem pişkin, (sözümona) hem de sanatkâr. İşin sonrasını da düşünüyor!.. "Sen ne terzisisin?" soruma, "Politikacılara elbise dikerim" cevabını verdi. Eh, ne denir. Körle yatan şaşı kalkar. Adam doktor değil, terzi. Hastalıkla uğraşmıyor. Hastayı giydirip, işine bakıyor. ASTRONOT ELBİSESİ Derken ikinci terzi geldi. Sırtına yüklediği mankeni yere indirirken, göz ucuyla da beni kesiyordu. Terini sildi ve hemen söze girdi: "Beğeneceğinizi ümit ediyorum." Karşımda duran astronot elbisesi gibi garip kıyafeti görünce ne diyeceğimi şaşırdım. "Neden böyle bir şey yaptın?" diye sordum. Güldü; "Bundan alâsı olamazdı" diyerek; anlatmaya başladı: "Karın kısmı faizle fazla şişmiş ama diğer uzuvlar adeta kurumuş. KİT''leri sattım, biraz da para bastım ve elde ettiğim gelirlerle koltuk altına destek verdim, geride kalanlarla kol ve bacaklara yama yaptım. Vücut şekillendi ve diktiğim kalıp, ''cuk'' diye oturdu. Şimdi bir miktar IMF desteği alınırsa, karındaki şişlik iner ve göğüs kısmı daha da ortaya çıkar ve şık olur." Yaşadığım olaylar bana kızmamayı öğrettiği için, sakin sakin sordum: "Sen kime elbise dikiyorsun?" Önüne dökülen saçları geriye doğru attı ve ellerini birleştirip; "Bürokratlara" dedi. Adam işini bilen birisi idi ama beni tatmin etmedi. Yanlışı yanlışla düzeltmeye çalışmak istemesinden hazzetmedim ve onu da başımdan savdım.
HASTALIK REJİMDE Üçüncü terzi geldiğinde benim de sabrım taşmaya başlamıştı. Sempatik terzi odaya girdiğinde etrafına şirinlik yayıyordu. Elindeki mankeni sehpanın üzerine bıraktı ve benim koltuğa oturup, biraz sakinleşmemi istedi. Rahatladığımı görünce, elini cebine attı ve çıkardığı beyaz kağıdı mankenin göğsüne iliştirdi. İri harflerle yazıldığı için oturduğum yerden rahatlıkla okunabilen yazıları okumaya başladım: 1) Hasta rejime tabi tutuldu 2) Dengeli beslenme ve sporla fazlalıklar atıldı 3) KİT''ler satılıp borçlar ödendi 4) Emeklilik yaşı uzatıldı 5) Turizm başta olmak üzere bütün sanayi ve hizmet sektörlerine yabancı ortak bulundu 6) Vergi reformu yapıldı 7) Bankalar Kanunu çıkarıldı 8)Tarım desteklemesi gözden geçirildi 9) İMF kredi musluklarını açtı ama kullanılmadı 10) Özelleştirmeden dolayı işinden olan insanların tazminatları ödendi 11) Faizler düştü 12) Devlet küçüldü...
MİLLETLERARASI DİPLOMA Karşımdaki mankeni sağlıklı, dikilen elbiseyi gayet şık görünce ben şoka girdim. Yazıyı okuyunca yapılan işin mantıklı olduğunu da gördüm. Ama bir soru içimi kemiriyordu, dayanamadım ve "Peki, bu durum işsizliği arttırmaz mı?" diye sordum. "Elbette ki artırır" dedi. Sonra da, "Hastalığın çaresi rejim. Vücut genç ama kötü yönetim, sefahat, tedbirsizlik bünyeyi perişan etmiş. Bu rejimin 2-3 sene devam etmesi lâzım. Yoksa gövde çürür, elbise lime lime olur" diye tehlikenin vahametini anlattı. Terzinin, milletlerarası diploması olduğunu da öğrenince hem güvenim arttı, hem içime bir korku girdi. Öyle ya, böylesine ciddi bir kararı kim verecek?!. Diplomalı terzinin cesareti, aklı, sabrı hoşuma gitti ama terzinin gösterdiği cesareti kim gösterecek? Sahi, bu kararı alacak lider tanıyor musunuz?

