ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz kabineye girdi ve AB sorumlusu oldu. Avrupa Birliği (AB) ile temasların siyasi bir muhatabının olması Türkiye için çok önemli. TÜSİAD, TOBB, TİSK gibi kuruluşların AB''de birer muadili var ve az veya çok bu kuruluşların temasları devâm ediyor. Sendikalar da öyle. Siyasi otoritenin de bu arenada yerini almasıyla boşluk doldu, sistemin çarkları işlemeye başlamalı. AB''nin üç ayağından biri olan malların serbest dolaşımı Gümrük Birliği (GB) ile temin edildi. Emek ve sermayenin serbest dolaşımı için Türkiye''nin yapması lâzım olan işler olduğunu hepimiz biliyoruz.
İşin özü Olayın ekonomik tarafına bakıldığında, her ülke gibi Türkiye de daha fazla üretim, daha çok ihracat yapmak ve ülke insanının refah seviyesini yükseltmek için uğraşıyor. İşin özü bu. İşsize iş, evsize ev bulmak devletlerin vazgeçilmez görevi. Siyaset de bunun için yapılıyor. Şimdiye kadar bizim siyasetçilerimiz kendi sınırlarımız içinde bu görevi yapıyordu. Yetmediği görüldü. Başka kapılarda ekmek aramak gerekiyor. O kapıları açacak olan ise siyasetçi. Mesut Yılmaz, şimdi o görevi üstlendi. Türkiye, yabancı sermaye gelsin ve işçim başka ülkelerde iş bulsun, diyor. Bizim isteklerimiz basit ve net ise de, batılının kafası karışık. Düz mantıkla çok sade ifade edilebilen taleplerimize hep şüpheyle bakıyorlar. İnsan hakları, ekonomik istikrarsızlık menfaatimize gölge düşürüyor. Hadise netliğini kaybediyor.
Yılmaz''ın işi Türkiye-AB ilişkilerindeki bu bulanıklığı gidermek Yılmaz''ın görevi oldu. Bugüne kadar Türkiye''nin kendini iyi tanıtamamak ve ülke aleyhinde yaptığı propagandalarda PKK''ya meydanı boş bırakmak gibi iki handikapı vardı. Başta TÜSİAD olmak üzere sivil toplum örgütleri bir senedir iyi çalışıyorlar. Türkiye''nin tanıtımı için sık sık batıya gidip, geliyorlar. Yılmaz''ın şimdi safları sıklaştırması ve hem tanıtım, hem de aleyhimize yapılan propagandalara cevap vermesi lâzım. İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ile sıkı çalışmak gerekiyor. İKV Başkanı Meral Gezgin Eriş, birikimi olan aklı başında bir kişi. Başarılı bir ekibi var. Yılmaz''a enformasyon sağlayacak önemli bir kuruluş. Diğer sivil toplum örgütleri de öyle.
Yabancının endişesi Turkcell, New York Borsası''na kote olmakla önemli bir adım attı. Wall Strett''e girmek öyle kolay bir iş değil. Icığını, cıcığını araştırıyorlar. Firmanın durumunu incelerken, ülke politikalarını da sorguluyorlar. Turkcellcileri en çok terleten, "Deprem Vergisi de ne oluyor" sorusu oldu. "Efendim, ülkemizde deprem meydana geldi. İnsanlarımız mağdur oldu. Mükellef kendisi bu vergiyi veriyor" gibi lâflara adamların karnı tok. Bugün deprem, yarın başka bir felâket. O zaman da yine vergi mi gelecek?.. Çık işin içinden çıkabilirsen!..
Türkiye''nin eksiği İsrail hakkında bir gazete bir yazı mı yazdı, hemen avukatlar devreye giriyor. ''Şunu yanlış yazmışsın'', deyip; tazminat davası açıyor. Sıkıysa ikinci bir haberi o gazete ezbere yazsın. Yazamıyor. Türkiye aleyhinde isteyen istediğini söylüyor. Ne avukat var, ne savunan.Yılmaz''ın bu gibi işleri gözönünde bulundurması lâzım. Sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapıp, bu sistemi işletmeli. Bir de tabii, bilgilenmek isteyen batılıları bilgilendirmeli. Yılmaz''ın işi zor. Fakat önemli. Bu işi yapar ve ülkenin yüzakı olursa, hepimiz ayakta alkışlarız. Popülist politikalara sapar ve yapamazsa, unutulur gider. Yılmaz''ın bu fırsatı değerlendirmesini bekliyoruz.

