Kaydet
a- | +A

Bütçe açık veriyor. Türkiye''nin iki yakası biraraya gelmiyor. Kamu açıklarının büyümesi reel faiz artışına sebep oluyor ve borç yükü çığ gibi artıyor. İç borç stoku 22 katrilyon lirayı buldu. Kredi maliyeti yükseldikçe yatırımlar düşüyor, tüketim azalıyor. Sonuçta da enflasyon ülkenin vazgeçilmez politikası haline geliyor. Ekonomik gücün yarıdan çoğu devletin elinde. Hükümet elektrik, su ve petrol gibi ürünlere yüzde 100, yüzde 200 zam yapsa kasasını parayla doldurması işten bile değil. Sonuç, enflasyon canavarı azar, sokaklarda önüne çıkan vatandaşı ezer geçer. Sanayici de bundan nasibini bol bol alır. Hazine yüzde 100''lerle borçlandı, enflasyon yüzde 200 olursa; Hazine bu işten kârlı çıkar. Eğer enflasyon insin diyorsak, bu borç yükünü 65 milyonun taşıması gerekiyor. Sıtmayı gösterip, gribe razı etmek olayı yaşanıyor. Ya yüksek enflasyonla elimizdekini canavara kaptıracağız. Yok, enflasyon istemiyoruz, diyorsak; vergilerle kamu açıklarını kapatacağız. IMF, çareyi vergide görüyor. Vatandaş ''vergi verecek gücüm kalmadı'', diyor. Ortada kaldık. Bunun adı çaresizliktir. Bugüne kadar çaresizlik çare olmadı. Ülkenin kaynağa ihtiyacı var. IMF''den ümit yok. Vatandaşta, siyasetçiye güven kalmadı. Tam bir yol ayırımındayız. Birilerinin kalkıp, bu işe bir çare bulması gerekiyor. İşte, ülkenin en büyük çıkmazı bu. "Ey millet, size sıkıntıdan başka bir şey vaat edemiyorum. İki sene dişimizi sıkacağız" deyip, milleti peşinden sürükleyecek lider olmadan, bu işleri yapamayacağız. Vatandaş da, IMF''de hükümetlere güvenmiyor. Şayet o güven olsa, işler çoktan düzelecek!.. Hükümet büyük imtihan veriyor.