Kaydet
a- | +A

Büyük gün geldi ve IMF ile görüşmeler, geride bıraktığımız salı günü başladı. Hedef belli : Niyet mektubunun içeriğini saptamak. Biraz daha açık bir ifade ile, Türkiye açıkladığı bütçe ile ortaya koyduğu 2000 yılı program hedeflerini tutturabilmek için hangi iktisadi politikaları ve bu iktisadi politikaları ne zaman uygulamaya sokacağını teker teker anlatacak.

Şimdiye kadar atılan adımlar, stand-by''ın imzalanacağı yönünde oldukça pozitif işaretler veriyor. Piyasalar da ilk tepkileri oldukça sert ! bir şekilde vermeye başladı. Bono bileşik faizleri %78 seviyelerine kadar gerilerken, İMKB''de de rekor üzerine rekor kırılıyor. Hiçkimse ! bu iyimser havanın bir anda bozulabileceği ihtimalini düşünmek istemiyor. Zaten stand-by''ın gerçekleşmediği ve koalisyon hükümetinin çökerek oyunun ! bozulduğu bir ortamı düşünmek bile insanların içini karartmaya yetiyor. Kısacası bu yoğunluktaki iyimserlik IMF''''n sihirli değneğini Türkiye ekonomisine değdireceği olasılığı üzerine kurulmuş durumda.

Peki IMF gerçekten bu kadar iyi mi ? IMF''in insan bacağı gerçekten kuvvetli. Konularında iyi eğitim almışlar, uzmanlaşmışlar ve ev ödevlerini oldukça iyi yapıyorlar. Bu insanlar, "söz uçar, yazı kalır" mantığını efektif bir şekilde uyguluyorlar. Gerek geçmiş yıllarda ve gerekse bugünlerde gerçekleşen toplantılarda, bütün konuşulanlar not olarak kayıt ediliyor ve daha sonraki toplantılarda bu notlar, geçmişi aydınlatmakta kullanılıyor. Bizim elemanlar ise IMF''in ortaya koyduğu notlarda yazılanları kimlerin söylediğini anlamak için birbirlerine bakıyorlar. Yapılan işe verilen bu çok basit önem, IMF''in içinde gerçekleşen değişikliklerin, yürütülmekte olan operasyonların sekteye uğramasını da engelliyor. Hardy''nin yerine Cotarelli geldiğinde, geçmiş toplantılarda neler konuşuldu, muhataplar kimlerdi, nasıl insanlardı, hepsi kendisine bildiriliyor. Bu basit örnek ile IMF''in şimdiye kadar masaya yatırılmamış bir yönünü gözler önüne sermek istedik. Aslında alınacak dersler o kadar basit değilÖ IMF hiç hata yapmadı mı ? Evet, yaptı. IMF''in yaptığı hataları genel olarak 3 ana başlık altında toplamak mümkündür. a) IMF, Güney Asya krizi öncesinde hem gelişen ülkelerin riskli davranışlarını önlemek, hem de bu ülkelere son derece yüksek risk taşıyan kredileri bol kepçe veren Batılıları ikaz etmek yönünden büyük bir ihmal ve zafiyet içinde bulundu. b) Güney Asya krizi çıktıktan sonra IMF tarafından krizdeki ülkelere verilen makroekonomik danışmanlık ve yol göstermelerin içeriği tamamen yanlıştı. IMF, döviz krizi nedeniyle zaten durgunluk içine girmiş olan ülkelere daha da fazla durgunluk getirecek politikalar önerdi.

c) Güney Asya ülkelerinin kaybolan güvenlerini getirmek ve krizin yayılmasını önlemek için bu ülkelere güvenilmesini sağlamak üzere adım atmak yerine, bu ülkeleri beceriksiz olmakla ve rüşvet ve ahlak sorunları ile itham etmiş ve böylece güvenin daha çok çökmesine ve krizin yayılmasına neden olmuştu. IMF''in acı bir şekilde eleştirildiği diğer bir konu da, organize edilen büyük kredi paketleri. Bu paketlerin sadece IMF''in gücünü arttırmak yönünde hizmet ettiği, ağır şartları nedeniyle kullanan ülkelerin gerçek anlamda faydalanamadığı ve zarar gördüğü iddia ediliyor. Hakkında yetkilerinin ve tavsiyelerinin kapsamının sınırlanması gerektiği yönünde tartışmaların yapıldığı IMF ( veya müstakbel damat ) hakkında eleştiriler saymakla bitmeyecek gibi. Bugünkü ekonomik ve politik tablo içerisinde, eğer biz yıllardır alışkanlık haline gelen yanlışları ( popülist politikalar ile ekonominin tahribatı, ülke çıkarlarından önce iktidar olmanın gereklerinin kollanması, her seçim sonrası bürokrasi tahribatı, v.s. ) yapmakta ısrarcı olursak zaman içerisinde kendimize bile yardım edemeyecek durumda olacağız. Yukarıda bahsedilen eleştirilerden dolayı IMF''in de geri çekildiğini varsayarsak o zaman vay halimize. IMF ile stand-by çok önemli bir fırsattır ama tek başına çözüm değildir. Çözüm, ülke çıkarları yönünde tercihte bulunmak ve popülizm marjını minimize etmek, hatta ortadan kaldırmaktır.

TEKNİK ANALİZ Geçtiğimiz hafta hergün rekor seviyeden kapanan endeks, perşembe günü yükselişini ralliye dönüştürerek işlem hacminde de rekor kırarak haftayı 7132 puandan kapattı. 6500 desteğinde 5 gün boyunca satışları karşılayarak dinlenen borsa perşembe günü 550 milyon dolarlık işlem hacmiyle cuma günü yükselişine devam etti. Faizlerin yükselebileceği haberleri ve hükümet ortakları arasında yaşanan gerginlik bile borsanın yükselişini etkilemedi. Endeks 1.5 centte biraz oyalansa bile 1997 sonbaharındaki gibi 2 cente kadar yükselişine devam edeceği beklentisi kuvvetlenmeye başladı. Endeksi etkileyen birçok kağıt dolar bazında halen çok ucuz durumda. Önümüzdeki hafta para girişinin devam ederek, endeksin 7300''ü geçeceğini tahmin ediyoruz. Endeksin düzeltme yapması durumunda, 6500 ve 6200''de kuvvetli desteği bulunuyor. Holding, banka, cam ve kamulardaki alımların devam edeceğini ve yükselişin genele yayılacağını bekliyoruz.