Kaydet
a- | +A

Konuşulanları duyamıyor, yazılanları göremiyor, okuyamıyoruz. İçimizde bir volkan var, kaynıyor için için. Çaresizliğin, acizliğin had safhaya vardığı, insanların kocaman bir "Hiç" olduklarını anladıkları an ve ardından da yüreklerimizin kaldırmakta zorlandığı manevi ve maddi çöküntü. Hepimize geçmiş olsun. Allah''tan ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu yazının bulunduğu köşenin adı hepinizin malumu üzere "Haftanın Para Yorumu" dur. Bu hafta için nasıl bir "para yorumu" yapılır, düşünüyorum. Bazı rant çevreleri dışında, insanların bugünlerde pek "para" umrunda değil. Nasıl olsun ki?

Şimdi bir bakalım. Bu deprem felaketi başımıza gelen ilk felaket değil. Eğer sonuçlarından doğru dersleri almazsak son felaket de olmayacaktır. Vurdumduymazlığımız, "bize birşey olmaz" mantığı ile almakta geciktiğimiz veya hiç almadığımız tedbirler, günü kurtarma alışkanlığımız ile biraraya geldiğinde bugünü rahat yaşama alışkanlığının yerleşmesine ve daha da önemlisi yarınlardaki olası riskleri ciddiye almamıza engel oluyor. Yani toplumumuza yerleşmiş olan yanlış kültür sonucu "riskler karşısındaki sorumsuz birey davranışımız" felaketlerin acılarını büyütüyor. İmar ve iskan izni olmayan onbinlerce yapı olduğunu biliyoruz ve o yapılardan satın almaya devam ediyor, sigorta kullanmayı aklımıza dahi getirmiyoruz. Birey olarak sistemin bir parçası oluyor ve "Rüşvet dişlisinin çarklarında" hergeçen gün yeni bir yağ damlası görevini üstleniyoruz. Kısacası "Avanta var ise ''kollektif'', sorumluluğun olduğu yerde ''sırra kadem basıyoruz''".

İşin ekonomik ve beşeri yönü de pek iç açıcı değil.

Depremzede illerin, Türkiye''nin toplam Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)''sının %35''ini oluşturduğu düşünülürse, basit bir hesap ile günlük GSMH kaybı 191 milyon Amerikan doları (yaklaşık 84 trilyon TL) civarında olduğu ortaya çıkıyor. Yaklaşık 15 günlük GSMH kaybı ise 2.8 milyar dolar civarında oluşuyor.

Türkiye''nin gözbebeği şirketlerinden Tüpraş gibi bir sanayi devini, sorumsuzluk ve vurdumduymazlık sonucu tamamen kaybetmenin ve ülke ekonomisine çok büyük bir darbenin vurulmasının eşiğinden dönüyoruz. Olağanüstü bir hadise olan "force major" ilan edilen Tüpraş, bir süre için uluslararası yükümlülüklerini gerek alımda ve gerekse satımda bir süre için askıya almıştır. Başka bir deyişle, yıllardır Türkiye''nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında birinci sıradan yeralan, 1998 yılı verilerine göre 1.6 katrilyon liralık üretimden satış hasılatı elde eden, yine 1998 yılı verilerine göre devlete ödediği vergi ve fonlar 1.15 katrilyon lirayı bulan, özelleştirme programı çerçevesinde yabancıların ilk sırada ilgi duydukları bir devi kaybetmenin eşiğinden döndük.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası''na kote olan 44 şirketin de, çeşitli çaplarda bu deprem felaketinden zarar gördükleri bilinmektedir. 24 Ağustos Salı gününe kadar tatil edilmiş olan İMKB''de, bu tarihten itibaren spekülasyondan ve yüksek iniş-çıkışlardan uzak seansların yaşanabilmesi için, bu 44 şirketin net durumunun tam olarak ortaya çıkartılması gerekmektedir. Böyle bir sonucun da ancak önümüzdeki hafta sonu alınabileceğini düşünmekteyiz. Tatil kararının alınması çok doğru bir hareket olup, yetkilileri kutluyoruz. Ancak İMKB''nin önümüzdeki hafta da tatil edilmesi gerçekleştirilecek işlemlerin sağlığı açısından önem arzetmektedir. Aksi takdirde açığa satışlarla vurgun kaçınılmazdır.

Genel olarak ekonomideki belli başlı fiyatlarda da yükselmeler izlenmiştir. Bono bileşik faizleri hafta sonu itibariyle % 105 seviyesine yükselirken, dövize yabancı bankalardan talep gelmiş ve Merkez Bankası''nın duruma müdahale etmesi gerekmiştir. Merkez Bankası''nın döviz üzerindeki kontrolü, yüksek rezervlerinin de yardımıyla devam etmektedir. Hafta ortasında düzenlenen 3 yıl vadeli devlet tahvili ihalesinde yıllık ortalama bileşik faiz, ekonominin bir kuralı(!) olarak %127 seviyesini aşmıştır. Bu faiz oranının, ülkenin böyle bir deprem felaketi içinde bulunduğu dönemde bir miktar dayatmacı olduğu kanaatindeyiz. Ayrıca yatırımcılara, piyasalardaki sert fiyat hareketlerine karşı soğukkanlı olmalarını ve TL pozisyonlarını gecelik repo ve vadeli mevduatta taşımalarını önerebiliriz.

Ülkenin en büyük 500 sanayi kuruluşundan 283''ünün de depremzede illerde bulunması diğer bir nahoş durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Deprem felaketinin bir de "beşeri kayıp" yönü var. Kısacası depremi yaşayan iller, Türkiye nüfusunun %22''sini oluşturuyor.

Herşey bir kenara, acılarımızın ve heyecanımızın taze olduğu bu günlerde maddi ve manevi yaralarımızı sarmaya çalışırken diğer yandan da geleceği düşünmek ve yapılan yanlışlardan doğru dersler almak zorundayız.

Tekrar Hepimize Geçmiş Olsun, Başımız Sağolsun...

Not : 17 Ağustos Salı gününden itibaren İMKB bir hafta süreyle tatil edilmiş ve işlem yapılmamıştır. Dolayısıyla teknik analiz bölümümüzü bu hafta yayınlayamıyoruz.