Kaydet
a- | +A

2001 yılı Haziran ayına kadar ülkemizde kur riski kalmamıştır. Yıllardır özellikle döviz borçlanıp, tasarruflarını sabit getirili menkul kıymetlerde ve borsada değerlendiren ve kur riski taşıyan tasarruf sahibi insanların önüne 18 ay boyunca (veya başka bir deyişle siyasi iktidar uygulama kararlılığını gösterdiği sürece) kur riski kavramı kolay kolay çıkmayacaktır. Devalüasyon borazanlığı yapanlara geçmiş olsun diyor ve merhum kur riskinin cenazesini kendilerine teslim ediyoruz. Hayrını görün... Özetle, son derece başarılı olduğunu düşündüğümüz yeni kur politikalarına inanıldığı sürece hem yurtiçinde dövizden TL''ye doğru akış başlayacak ve hem de yurtdışından ülkemize doğru dış kaynak girişi sağlanacaktır. Kısacası işin özü Türk Lirası''na ve onun değerinin gidişatına inanmaktır. Bu olumlu ve doğru tablonun sağlanması için Merkez Bankası''nın yaptıklarını şöyle özetlemek mümkündür:

1.Ocak 2000''den başlayarak döviz kurları sadece enflasyon hedeflerine göre şekillenecektir. Çünkü bir ülkede, otorite olarak, döviz kuru, faiz ve serbest kambiyo kararı üçlüsünden sadece ikisini kontrol edebilirsiniz. Serbest kambiyo kararı yanında kurları da 18 ay boyunca yavaş götürecek iseniz, faiz kontrolunu bırakmaya mecbursunuz. Eğer piyasa, reformları uygulayacağınıza inanırsa faizler nominal ve reel olarak düşecektir. Bugünlerde gerek borsa ve gerekse bono piyasasında yaşananlar, bir Akdeniz ülkesi olmamız ve kanımızın çabuk kaynamasından kaynaklanan tipik bir Akdeniz reaksiyonudur.

2.Ocak-Aralık 2000 dönemi için belirlenmiş olan kurlar, her üç ayda bir üç ay ileriye ittirilerek Haziran 2001 tarihine kadar gidilecektir. Program süresince uygulanacak kurlara da enflasyona yönelik kur sepeti denilecektir.

3.18 aylık yavaşlatılmış kur politikasından çıkış için de Merkez Bankası''nın stratejileri hazırdır. Enflasyonun problem olmaktan çıkacağı ay olarak belirlenen Haziran 2001''den itibaren, Aralık 2002 tarihine kadar kurlar kademeli olarak serbest bırakılacaktır. Yani piyasa şartlarında kur oluşmasına geri dönülecektir. Yukarıda yazılanların kulağa hoş geldiği doğru. Ama programın yapısını bir kenara bırakarak realiteye geri dönelim. Borsanın rekorlar kırdığı, bono bileşiklerinin inanılmaz seviyelere indiği bugünlerde, reel ekonomisi % 5-6 oranında küçülen bir ülke içinde bulunduğumuzu unutmayalım. Borsada hangi kâğıttan, hangi kâr karşılığı, hangi temettüyü almayı hedefliyoruz? Beklenti ticaretinin bu kadar derinleşmesi reel midir? Bu kadar derin bir soyut kavram denizinde boğulmayalım. Sonuç olarak stabilizasyon programının sonuçlarını beliryecek olaylar bellidir. Sonucu belirleyecek unsur, 2000 ve 2001 yıllarında bütçede gerçekleşecek açık ve bunun sonucu oluşacak reel faiz ve borç düzeyidir. Stabilizasyon programı birkaç aylık bir iş değildir, bir süreçtir. Yapılması gerekenler bellidir, yapacaklar da. Bugüne kadar 15 stabilizasyon programını bozmuş olan siyasetçiler, bu programın arkasında duracaklar mıdır? Yapılmayan özelleştirmelerin yapılacağı, yarım kalmış reformların sonuçlandırılacağı, tarım destekleme politikalarının popülizm kokuşmuşluğundan uzak birer politika olarak uygulanacağı, kamu bankalarının kimi şahısların kaytarma kaynağı olmaktan çıkarılacağı ve tasarruf sahibi kişi, şirket ve bankalardan dövülmeden ve hakaret edilmeden vergi alınacağı, efektif vergi tahsilatı yapılacağı doğru mudur? Vatandaş bütün bunların ne anlama geldiğini merak edebilir.Tüm bu söylenenlerin temel anlamı şudur: Eğer siyasi iktidar, yukarıdaki soruların cevapları için "evet" anlamına gelecek icraatlar yapar ise, o zaman vatandaş döviz satmalı ve TL yatırım yapmalıdır. 18 aylık bir dönem içerisinde döviz borçlanmalı ve döviz ile kira ödemelidir. İçinde hisse senedinin ağırlıkta olduğu fon almalıdır. Döviz kazanıp TL harcama alışkanlığını tersine çevirmesi gerekmektedir. Cevabın "hayır" olması ihtimalini ise düşünmek bile istemiyorum.

Teknik analiz Pazartesi günü rekor kırarak yükselişine devam eden borsa, Salı günü kâr satışlarıyla geriledi. Çarşamba günü 11.900 seviyesinde destek bularak toparlandı. Perşembe rekor kıran borsa işlem hacminde de 677 trilyonla rekor kırdı. Cuma günü dolar bazında da rekor kırarak haftayı 2.5 centten kapattı. Hafta boyunca para girişi ve genele yayılan bir yükseliş yaşandı. Hükümetin hedeflerinden taviz vermeden istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmesi, aldığı kararları uygulamaya koyması, Türkiye''nin içerde ve dışarda her alanda önünü açmaktadır. Borsa bunun göstergesi olarak rekorlar kırmaktadır. Sosyal Güvenlik, Tahkim, SPK ve Bankalar Yasası, enflasyonun % 20''ye çekilmesi için yapılan çalışmalar, faizlerin düşürülmesi, Türkiye''nin raiting notunun yükselmesi, G-20''ye dahil olması, Clinton''ın Türkiye''yi bütün dünyaya adres göstermesi, özelleştirmeye devam edileceği, Kıbrıs ve güneydoğu konularının çözüme kavuşacağı, Türkiye''nin AB''ye aday olması bu hükümetin başarılarıdır ve borsa bu başarıları satın almaktadır. Hükümetin bu kararlarını sivil örgütler de desteklemektedir. Koç, Sabancı, Alarko gibi Türk sanayiinin devleri de enflasyonun % 20''ye düşürülmesi için üzerlerine düşeni yapacaklarını açıkladılar. Milenyum, Noel tatili, kredilerini kapatma zorunlulukları nedeniyle az da olsa yabancı satışları yaşanmaktadır. Yabancı alımlarının 2000 yılında artacağı ve borsanın yukarı hareketinin hız kazanarak devam edeceği beklenmektedir. Endeksi 2.5 cente taşıyan büyük mal sahipleri sayesinde herkes kârda. Büyük spekülatörlerin dışında yatırımcıların önemli bir kısmı, kârını yeterli görüp malını sattığı halde endeks haftayı 2.5 centten kapattı. Faizlerin düşmesi holdinglerin ve sanayi şirketlerinin kârını 2000 yılında patlatacaktır. Önümüzdeki hafta faizlerin % 45''in altına ineceğini, endeksin 2.64 Cent direncini aşarak 2.75 centi test edeceğini tahmin ediyoruz. Düzeltmenin gelmesi halinde 2 centte kuvvetli destek var. Destekler 11.900-12.600-12.900, dirençler 13.500-14.000-15.000