Kaydet
a- | +A

Altında düşüş korkusu... Altında şok düşüşe devam... Altın çakıldı kaldı... Altın yine 20 yılın en düşüğünde... IMF altın satma konusunda kararlı... Altın yerinde sayacak... Çin hükümeti altın satmayacak... Altın ve mark vurgunu... Altın piyasaları 21 Eylül''ü bekliyor... Altın fiyatları yükselişe geçti... Altına IMF dopingi... Altın fena vurdu... Altında ezildiler... Altın roket gibi yükseliyor... Altının müthiş dönüşü... Altının onsu 317 dolara fırladı... Altın çıldırdı... Altında hızlı yükseliş... Uyanın, zengin olduk... Altının tansiyonu düştü... Şokun merkez üssü Avrupa... Altın Çağı''na dönme çabası... Altında beklenmedik çıkış... Altın yükseliyor, tartışmalar sürüyor... Altının muhteşem dönüşü... Altın kimini sevindirdi, kimini üzdü... Altın istikrar arıyor... Altın fiyatları soluksuz yükseliyor... Altın piyasalarında yeni dönem...

Evet, altın ile ilgili haberler son 4 ayda, kronolojik sırasıyla ve genel hatları ile medyada yukarıdaki gibi yansıma buldu. Peki son 2 senedir düşüş trendinde olan altın fiyatları ne oldu da son 1 ayda herkesi şaşkına çevirdi ?

Yıllardır mevsimsel taleplere bel bağlayan ve günlük 3-4 dolarlık dalgalanmalar sonucunda "hareketlendi" diye nitelendirilen altın piyasasının biraz geçmişine dönmek, gerçeği görmek için çok faydalı olacaktır.

Mevcut Sistem: Bretton Woods anlaşmasının ( II. Dünya savaşı sonrası, Almanya, İtalya ve Japonya''ya karşı savaşan ülkeler, döviz kurlarındaki kısa dönemli dalgalanmalar karşısında, sabit kurların korunabilmesini sağlayacak bir kurallar dizisinin oluşturulması amacı ile, Washington yakınlarındaki Bretton-Woods kasabasında biraraya gelerek imzaladıkları anlaşma. ) 1971 yılından itibaren aksıya alınarak, 1973 yılında da feshedilmesinden sonra rezervleri ile başbaşa kalan merkez bankaları için, altının merkez bankaları para politikasından ayrıştırılması yönünde iki yol vardı. Ya altın rezervlerini getirisi daha yüksek enstrümanlarla yer değiştireceklerdi ya da ellerinde bulundurdukları altını ödünç piyasalarda değerlendireceklerdi. Merkez bankaları her iki yolu da kullandılar. 1999 yılının başında 1 aylık altın ödünç faiz oranı % 0.5 idi. Bu orandan da merkez bankalarının altın satışını neden tercih ettikleri ortaya çıkmaktadır. Merkez bankaları aynı zamanda ödünç piyasalardaki arzın tamamını sağlamaktadırlar. Bu piyasalardaki diğer oyuncular da Hedge fonları ve altın üreticileridir. Fonların yaptığı iş oldukça basittir. Ödünç piyasadan alınan altının spot piyasada satıldıktan sonra, oluşan nakit ile getirisi daha yüksek tahvil ve hisse senedi piyasalarına yatırım yapılması ve vadede ise yatırımların tekrar nakite döndürülerek zaten düşme eğiliminde olan altını spot piyasadan, sattığı fiyattan daha düşük bir fiyata geri almak ve ödünç piyasadaki borcunu % 0.5 gibi komik bir maliyet ile kapatmak. Altın üreticileri ise vadeli altın piyasalarında ileriki vadelerde satmayı taahhüt ettikleri altının paralarını önceden alıyor ve bu nakit ile yüksek getirili piyasalarda kâr sağlamaya çalışıyorlardı. Vade geldiğinde ise tedarik etmek zorunda oldukları altını spot piyasadan daha düşük maliyet ile satın alıyorlardı. Sistem kusursuz işliyor gibiydi ve herkes memnun görünüyordu... Altına hücum: Altının 21 Eylül tarihine kadar genel düşüş trendinde olması, yukarıdaki sistemin oldukça kârlı işlemesine neden oluyordu. Hatta, merkez bankalarının külçe bankaları ile birlikte üreticileri vadeli satış yapmaya zorlamaları aksi halde kredi ve ödünç piyasa imkanlarının kısılacağı tehditleri yayılmaya bile başlamıştı. Ancak arka planda ucuz fonlama ile ABD piyasalarına likidite pompalanmakta ve ekonominin de iyi gidişatı ile beraber borsaların rekor üzerine rekor kırması devam etmekteydi. Bu noktada birşeylerin doğru olmadığının farkına varan (veya ABD piyasalarına likidite enjekte etmekten sıkılan ) merkez bankaları, ödünç altın verme işlemlerini durdurdu ve türev enstrümanların kullanılmasını sınırladı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Wim Duisenberg, 15 ülkenin merkez bankalarının dünyadaki altın stoklarının % 70''ine sahip olduklarını belirtti ve sözkonusu bankaların altın satışlarına 5 yıllık bir süre için yılda 400 ton gibi bir sınır getirilmesini kabul ettiklerini açıkladı. IMF''nin de, büyük borç yükü altındaki yoksul ülkelerin borçlarının hafifletilmesi programını finanse etmek için piyasada altın satmaktan vazgeçmesi de altının cazibesini bir anda artırdı. Sonuç, altına hücum... Aslında dünya ekonomik sistemi, her geçen gün biraz daha fazla büyümek pahasına, altın üzerine kurulmuş dengelerden vazgeçmiş ve merkez bankaları yine ekonomik büyüme pahasına, ileriyi düşünmeden karşılıksız kağıt para basmışlardır. Bu gelişmenin sonuçları ortadadır. Bugün merkez bankaları dünya ekonomik sistemini sorgulamaktadırlar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, hazinedeki mevcut altın stoklarının üzerinde para basımı, zamanla enflasyon canavarı dediğimiz olguyu ortaya çıkarmıştır. Bozulan altın standardı, bugün merkez bankalarınca tekrar kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Altın fiyatları 1 yılda verdiğini 1 hafta aldı. Şok yükseliş dalgası, açık pozisyonunu kapatmaya çalışan fonların ve üreticilerin panik alımları ile kontrolden çıktı. Bir günlük artışın % 22''yi bulduğu günler yaşanırken altının ons fiyatı 320 doların üzerine çıktı. Kapalıçarşı''da da durum çok farklı değildi. Açık pozisyon taşıyan birçok esnaf, panik halinde pozisyon kapatmaya çalıştı ve büyük zararlar yazıldı. Kapalıçarşı''da kilogram başına yaklaşık 1.000 US$ zarar yazıldığı gelen haberler arasındaydı. Türkiye ekonomisi için çok önemli bir yere sahip olan kuyumculuk sektörü, türev finansal enstrümanları kullanamadığı için olanları sadece izlemekte, değişimlere karşı kendisini koruyamamaktadır. Türkiye türev enstrümanlar konusundaki duyarsızlığından vazgeçmeli ve seyirci olmayı bırakmalıdır.

Bundan sonra ne olacak? Uzmanlar halen 3-4 bin ton civarında açık pozisyon olduğunu tahmin ediyorlar. Bundan sonra 3 ihtimal var. 1. ihtimal bu açık pozisyonların da kapatılması. Bu durumda altının ons fiyatı 350 dolar seviyesine yükselebilir. 2. ihtimal ise, fiyatların düşeceği beklentisi ile açık pozisyonların kapatılmaması. Bu durumda eğer altın fiyatları yükselirse açık pozisyon zararları büyüyecek ve daha fazla zararı önlemek için yapılan pozisyon kapatma alımları, fiyatların ateşini yükseltecektir. 3. ihtimal ise pozisyonların kapatılmaması ve altın fiyatlarının düşmesi şeklinde. Bu ihtimal uzmanlar tarafından çok gerçekçi görülmüyor. Sonuç olarak kimseye güven vermeyen böyle bir piyasada uzmanların yatırımcılara tavsiyesi net. Bekle-gör.