“Santrfor yok” eleştirilerini 19 farklı oyuncudan gelen 54 golle paramparça eden, bir sezonda 360 maç izleyerek işini şansa bırakmayan ve A Millî Takım’a tarihi yeniden yazdıran Vincenzo Montella; sadece rekorları değil, kalpleri de fethetti. Sıfır ego ve maksimum başarıyla İşte kalem kalem, ‘Sinyor’ Montella’nın sessiz ama derinden devrimi...
İtalya’nın Napoli şehrinde dünyaya gelen Vincenzo Montella, göreve ilk geldiğinde kendi doğduğu bölge ile Türk kültürü arasında müthiş bir yakınlık olduğunu söylemişti. Montella, daha önce Adana Demirspor’da çalışmış olmanın da verdiği avantajla Türkiye’yi ve insanımızı çok iyi tanımıştı. Bu kültürel benzerliğin getirdiği aşinalıkla, karşılaştığı hiçbir durum onu şaşırtmadı. Günlük hayatında Türkiye’ye adapte olmakta zorlanmadığı gibi, bu süreci büyük bir keyifle geçirdi.
360 maç izlendi
Vincenzo Montella, ülkemizde o kadar çok vakit geçirdi ki, ikamet adresi kamuoyunda hiçbir zaman bir tartışma konusu dahi olmadı. İtalyan teknik adam, ekibiyle birlikte sıklıkla tribündeki yerini alarak oyuncuları ne kadar yakından ve yerinde takip ettiğini gösterdi. 2025/26 sezonunda Montella ve ekibinin maç izleme istatistikleri şu şekilde gerçekleşti:
Montella: 60 maç
Yurt içi maç: 190
Yurt dışı maç: 170
Toplam maç: 360
Yakın temas
Montella, oyuncularımızın kulüplerindeki teknik direktörlerle her zaman yakından temas hâlinde kalmaya özen gösterdi. Birçoğu ile doğrudan telefon iletişimi kuran tecrübeli çalıştırıcı, kulüp ziyaretlerini de aksatmadı. Başta Türkiye’deki takımlar olmak üzere tüm kulüplerle sıcak ve şeffaf ilişkiler geliştirdi.
Yüz yüze iletişim
Oyuncularla kurduğu ilişkilerde temel ilkesi daima “şeffaflık” oldu. Oynatmayı düşünmediği futbolcularla yüz yüze görüşerek kararlarının gerekçelerini açıkça anlattı. Kimsenin bir bilinmezlik içerisinde kalmasına izin vermedi ve bu yaklaşımıyla oyuncu grubunun büyük saygısını kazandı. Oynayanıyla ve oynamayanıyla gerçek bir takım ruhu oluşturdu.
Oyuncularıyla bireysel ve grup halinde toplantılar yapan Montella, toplantı sürelerini oyuncuların konsantrasyonunu en üst düzeyde tutacak şekilde ayarlayarak takımın dinamiğine hızla adapte oldu. “Oyuncularımı hiç kimseye değişmem” diyerek onların kalplerini kazanan İtalyan hoca, futbolcularını millî takım ruhuyla sahada son saniyeye kadar mücadele eden bir bütün hâline getirdi.
Oyuncuya göre sistem
İtalyan futbolunun taktik disiplinini, Türkiye’nin bireysel yeteneğe dayalı teknik oyunuyla başarıyla harmanladı. Hiçbir zaman kafasındaki sabit bir taktiği dayatmadı; elindeki oyuncu havuzuna en uygun sistemi ve kadro yapısını inşa etti. Bir dönem 4-6-0 formasyonuyla sahaya çıktığı için eleştirilse de, uyguladığı sistemin modern bir 4-2-4 varyasyonu olduğu zamanla futbol kamuoyunda kabul gördü. Ülkemizde uluslararası standartlarda bir pivot santrfor eksikliği bilinmesine rağmen yöneltilen “Neden pivot santrfor oynatmıyor?” eleştirilerini olgunlukla karşıladı ve elindeki malzemeden en yüksek verimi almasını bildi.
Ortak akla inanıyor
Türkiye Futbol Federasyonunun “Bizim Çocuklar: Dönüşüm” isimli belgeselinde, yardımcılarının kendisiyle sürekli aynı fikirde olmasını beklemediğini, aksine karşıt görüşlere daima açık olduğunu belirten Vincenzo Montella, ortak akla verdiği değeri kanıtladı. Son karar mercii kendisi olsa da karar alma süreçlerinde egosunu ön plana çıkarmadı ve ekibinin görüşlerine her zaman kıymet verdi. Antrenörlüğe başladığı ilk günden bu yana yardımcısı olan Daniele Russo’nun hâlen kendisiyle çalışıyor olması da bu istikrarın en büyük delillerinden biri.
Disiplinsizliğe taviz yok
İtalya Millî Takımı’nın formasını yıllarca giymiş tecrübeli bir futbol adamı olarak, millî formanın ağırlığını çok iyi bilen Montella; Bulgaristan maçı sonrasında kimseye haber vermeden kampı izinsiz terk eden kaleci Berke Özer’in disiplinsizliğine ise taviz vermedi. Gerekli otoriteyi sağlayarak millî formanın değerini koruyan tecrübeli teknik adam, aidiyet duygusunun ve armaya saygının pasaportla ölçülemeyeceğini herkese gösterdi.
Polemikten uzak
Basın mensuplarıyla hiçbir zaman polemiğe girmedi. Kendisine yöneltilen haksız eleştirileri bile profesyonelce göğüsleyip, zaman zaman esprili bir dille savuşturmayı başardı. Saygı görmek için agresifleşmeye veya sivri çıkışlar yapan bir figür olmaya gerek olmadığını kanıtladı.
Aile ortamı sağladı
Yaptığı tüm açıklamalarda “aile ortamını” öne çıkaran Montella, elde edilen başarılarda aslan payını her defasında oyuncularına verdi. Aynı zamanda kendi teknik ekibinin ve millî takım personelinin de emeklerini hiçbir zaman göz ardı etmedi.
Çekirdek kadro kurdu
2026 Dünya Kupası elemeleri sürecinde kadroya 38 farklı futbolcu çağıran ve bunların 28’ine forma şansı veren Montella, “haftanın popüler oyuncularını” seçerek günü kurtarmaya veya tribünlere şirin görünmeye çalışmadı. “Millî takım istikrar yeridir” felsefesini benimseyen İtalyan çalıştırıcı, kulüp takımlarında yeterli süre bulamasalar bile Salih Özcan ve İrfan Can Kahveci gibi sistemine inandığı oyunculara sahip çıktı.
Santrfor yok, gol çok
Belki sahada klasik bir pivot santrforumuz yok ama skoru değiştirecek çok sayıda silahımız var. Millî takımımız bu dönemde rakip fileleri tam 54 defa havalandırdı. Rakiplerin kendi kalelerine attıkları goller hariç tutulduğunda; kalan 52 golün tam 19 farklı futbolcumuzdan gelmesi, takım içindeki skor yükü dağılımının ne kadar çeşitli ve zengin olduğunu kanıtlıyor. Üstelik bu 19 farklı ismin 6’sının doğrudan savunma hattı oyuncusu olması, sistemin ne kadar ofansif ve çok yönlü işlediğinin en net göstergesi. Rakamların böylesine net konuştuğu bir tabloda, haftalarca gündemi meşgul eden “santrforsuzluk” tartışması da artık tamamen rafa kalkmalıdır.

