Hangi mahluk hiç fırça yememiştir, ona sitem edilmemiştir, nasihat dinlememiştir biliyor musunuz?..
Dağdaki ayılar!
*
Ayıların "hata yapma" ihtimali hiç yoktur ve olamaz. Çünkü ayılar için, alternatifsiz tek yol; o an "akıl"larına gelendir!
Peki durum böyleyse, yani eğer ikinci bir ihtimal yoksa "yanlış" nasıl olabilir ki?
*
Ayı bir arı kovanı görür, canı bal ister ve kovanı devirir; çünkü içinde bal vardır... Bu maceranın başı da, sondu da işte budur...
Sonraki hikâye ondan sonra başlar: Ayı kendi halinde şapır şupur balını yerken, arı denen hayvanlar kendisine saldırmıştır. Demek ki arılar ayı düşmanıdır. Demek ki arılar öldürülmelidir veya düşmandan kaçmak gerektir...
*
Ayılar hiç fırça yemez, sitemden anlamaz, nasihat din-le-mez...
Veya nasihat dinlemeyen, sitemden anlamayanlar mı alıp başını dağa doğru vurur; fırça yememek için?..
Ya da bir çorabın içi de dışı da aynı çorap mıdır?..
*
Ayı uyanır, yatağından kalkarken der ki:
"Benim çocuklarım da neden hep uyurken ölüyorlar ve ölürken neden böyle yassılaşıyorlar acaba?.."
*
Ayılar dağlardaki koca koca ağaçlara benzerler;
..yontulmadıkları sürece!
Hooorş diye devrilip, döne yuvarlana ormanda çekilen ağaca, tomruk... Tomruğun dilimlere ayrılmışına, kalas... Biraz daha incelebilmiş olanlarına ise kereste denir...
E iyi de, salonlardaki başköşelere yerleştirilmiş ve içinde kıymetli eşyaları, gümüşleri, çinileri barındıran çam mobilyaların, acaba ne farkı vardır dağda yuvarlanan tomruklardan;
..yontulmaktan başka, rendelenmekten başka, zımparalanmaktan başka, silinmekten, cilalanmaktan başka?
*
Hangi mahluk fırça yememiştir, ona sitem edilmemiştir, hiç nasihat dinlememiştir biliyor musunuz?
Dağdaki ayılar!
Hadi bırakalım artık ayıları ve yontulmamış tomrukları da, ciddi bir soru soralım birbirimize: Hiç fırça yememiş, hiç sitem edilmemiş, hiç nasihat dinlememiş olmayı isteyen bulunur mu aranızda?
Ben bunu is-te-mez-dim, hem de gerçekten...
Yaşasın yediğim fırçalar!
*
Diyor ki şimdi adını bilmediğim bir kardeşim: "Peki, hiç sebepsiz ve haksız yere bana atılan fırçalara ne diyeceksin?"
Onlar da insana sabrı öğretiyor işte...
Sabır olmadan erdem olur mu?
Rüzgârda zorlanmayan, güneşte kavrulmayan meyvenin tadı olur mu?..

