Kaydet
a- | +A

Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı ''beni'' çeker!..

Çayın demi; demliğin ağzından bardağın içine, bardağın ağzından içime dökülür...

Ben, fısıldarım; içine!..

Duyuyor musun?..

.....

Kim duyar, kimbilir; ben konuştukça!

* Susmak;

Dağlar gibi konuşmaktır!.. * Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı ''ben'' çeker!..

Bense hâlâ; üstünde dumanlar, ve altında dalgalar oynaşan, ak saçlı bir ulu dağ kadar sessizce otururum, hayâlinin başında!..

* Başımda yeller, dışımda eller dolaşır...

Tırmalanırım; tırmanıldıkça!..

İçim kanar;

Sızarım çaylara doğru!..

* Bir kızıl çay akar denize kadar; içimden gelip... Bir kızıl çay akar demliğin dudağından... Bir kızıl çay bulaşır dudağıma, bardaktan...

Durur çarkı saatlerin;

Kurur dudağım!..

* Kurur; dudağımda ne varsa, ve kurur kelimeler!..

Durdukça vakit, ve senin hayâlin durdukça karşımda.

Bir martı; son caklamasının tam ortasında durdukça heykel gibi, kaskatı; Salacak''la Sarayburnu arasında... Ben çözülemem...

Çözülmez kelimeler! ..

* Bu sabah, yine çayın canı beni çeker! ..

Bir kızıl çay akar denize doğru içimden, bir kızıl çay akar demliğin dudağından, bir kızıl çay bulaşınca dudağıma, bardaktan... Durur saatler... Kurur kalır dudağım; tadı bilinmez!..

* Ben, konuşurum kendi kendime; duymazsın...

Bilmesem de kimler duyar, ben konuştukça... Bilirim... Bilirim ki susmak;

Dağlar gibi konuşmaktır!..