Ben...
Bir zamanlar...
Seni görürdüm gözlerimde...
Ben... Bir zamanlar, severdim aynaları...
Su içen bir ceylan gibi yüzüme sokulup, bakardım kendi gözlerime...
Sen, benim gözlerimden; bana bakardın!..
* Ben, bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde...
Bir ''aaahh'' desem, buharlanırdı yüzü göllerin! ..
.....
Şimdi is sarıyor kırılmış aynaları, her ahımda; tütüyor içim...
Tütüyor içim! ..
* Ben... Ben bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde... Ben; sen gibi bakar,,, sen gibi güler,, ve sen gibi, severdim...
Sen gibi!..
* Aynalar bana benzemezdi içimde sen varken;
Hani, toprak yolun bir adımlık çukurunda birikmiş suya benzemediği gibi gökyüzünün! ..
Aynalar bana benzemezdi içimde sen varken;
Hani ben, parıldarken...
Hani ışıl ışılken; elektrik verilmiş ampulleri gibi, kristal avizelerin...
* Ben, bir zamanlar...
Seni seyrederdim, su içtiğim göllerde seenn sanıp, aksimi!..
Ben, bir zamanlar; senn kokan nefesimden buharlanmış göllerin yüzüne yazardım adını, parmağımla! ..
* Ben, bir zamanlar; severdim seyretmeyi, aynaları...
Hani içimde sen varken... Hani, seni sızdırırken dışıma... Hani, seni yansıtırken; bilsem de sığmayacağını gökyüzünün, yüzüme!..
Ben, bir zamanlar severdim aynaları...
Ben, bir zamanlar severdim;
Sevilirken! ..
* Ceylanlar sokulur da pınar başına...
Kimse bilmeez;
Pınarların suyuyla mı doyar ceylanlar, yoksa ceylanların gözünden mi dolar pınarlar!..

