Kaydet
a- | +A

(1)

Bıraktığın yerdeyim, toprağa diktiğin bir çınar fidanı gibi. Büyüyorum, içime ve dışıma doğru...

Bıraktığın yerdeyim;

Çünkü, seni seviyorum!..

§

(2)

Bir sırrımı vereyim mi sana?

Ben de sessizlikten çoook nefret ettim;

..biliyor muydun?..

.....

Dilin dokunmadan dudağıma, yapıştı ağzım ve içi dolu ama üstüne adres yazılmamış bir zarf gibi, unutuldum!..

Tarihi silinmiş yıllar içinde;

İsmi, ve cismi bile olmadan!..

.....

Sessizlik; "sağır gibi olma halidir" belki, çoğu kimseler için...

Sessizlik; bana göre sensizliktir.

Sensizlik ise; nefessizlik!..

§

(3)

-Biliyor musun, avucunda bir telefon var ve sevdiğin onun içinde!..

-Şimdi öğrendim...

-Ben de. Öğrendim ve söyledim!..

.....

-Biliyor musun, biliyor olduklarını bilmemek ile bilmiyor gibi davranmak arasında büyük farklar yok; okuyup yazmayanlar ile okuyup yazması olmayanlar arasında pek de fark olmadığı gibi!..

(Kendime not: Bu şablonu "sevmelerin" üzerine koymamam lazım!..)

§

(4)

Üşüdükçe,

Sarındım yalnızlığıma...

.....

Ben, yalnızlığa sarıldıkça; yalnızlık bana sarıldı...

.....

Yalnızlıktan üşüdükçe sarındım yalnızlığıma.

Ve benden evvel;

Zaman terledi!..

§

(5)

Çöl bitmiş...

Ve adına "mecnûn" denen;

Yârini görmüş.

Herkes, ne yapacağını merak ederek ona; o ise, Leylâ''ya bakıyormuş.

Sonunda sormuş yanındakilere:

"Bu kim?.."

.....

Sen, kimsin?..