Kaydet
a- | +A

Saat kaç, bilmiyorum...

Kepenkte sıkışan farenin çabasından zordur çoğu zaman; kirpiğinin dibindeki delikten dünyaya sızmak!

Dünya... Hangisi büyük?

İçindeki mi, dışındaki mi?

*

Hem yazının kahrını çekeceksin, hem de bütün hallerin herkes gibi olacak!

Bu, nasıl olacak?

Yani aklına bir cümle gelecek ve sen gözünü açmayacaksın, sıcacık yatağından çıkmayacaksın, belki titreyerek klavyenin/kâğıdın başına oturmayacaksın;

Saat gecenin iki buçuğu veya sabahın beşi diye!

*

Yazmak, çileyi sırtında taşımaktır!

Ey, şerefli kamburum;

Süvarimsin...

Sür beni!

*

Koşarken çatlayan at gibi, yazarken ölmektir yazarın işi! Dileyen acır bu hâle, isteyen parmak ısırır... Çünkü, kendi terini silmeye vakit bırakmayan bir koşudur, içindeki;

...oturur görünen adamın...

Vaaaah!

Yelesine sarılmış pıtrak çalıları veya nalından düşmüş çiviler işte bu yüzden önemsiz gelir, koşana!..

*

Sıradanlarla normalin dışındakiler biri birinin parçası aslında...

Her taş-her kaya toprağın bir parçası; her yazar da toplumunun parçası...

Yazarsan seç bakalım: Ya toprağı tutmaya çalışacaksın; kaymasın diye... Veya eriyip, toprağa karışacaksın!

Toprağa dönüşürsen, dert biter senin için; ne rüzgâr umurunda olur, ne yağmur... Kim nereye giderse, sen de oraya gidersin...

Fakat, kendin gibi kalmayı tercih ettiğin sürece, bil ki; başında patlayacak bütün fırtınalar!..

*

Yazan kişi, bir denizatına da benzer gözümde...

Çünkü toplum; yani bütün insanlar, yani bütün şartlar ve yani bütün olaylar; kendi dişisi gibi binlerce yumurta doldurur onun karnına...

Artık o, bu sayısız yumurtayı teker teker ilkah edecektir içinde. Bekleyecektir olgunlaşmalarını ve tüketen, bitmez kasılmalarla; kendinin birer benzeri olan canlı yavrular doğuracaktır; biri biri ardından, denize...

Hepsi büyüyemese bile, belki birkaç yüz tanesi, belki birkaç on tanesi hayatta kalsın, kendi lisanını taşısın, kendi sözünü daha ötelere götürsün diye!

Emsali olmayan bu hâl, o denizatından ne alır, ona ne verir?

Yüz binlerce acı, ve eğer tadabilecek hâli kalmışsa bir o kadar mutluluk!

*

Yazmak; dertle yaşamaktır... Yazmak, çileyi sırtında taşımaktır!

Ey, şerefli kamburum; süvarimsin...

Sür beni!