Kaydet
a- | +A

Yoktun ki baktığım hiçbir yönde... Hiç dolanmadı bir kuşak gibi, aynı anda aynı rüzgâr; ikimizin beline...

* Hiç... Ama hiç tuzu karışmadı;

Gözyaşlarımızın!.. Hiç sıvazlamadım kaşının kuyruğunu... Zülfünü yatırmadım hiç; ıslatılmış parmağımla... Ve hiiç, hiç silmedin terimi! ..

* Olmadık hiç aynı anda, aynı göğün altında...

Aynı ufku bile aynı yerden görmedik...

.....

Bir yıldızımız vardı, bir de ay; konuşurduk... Bilmiyordum; duyar mıydın gerçekten?..

Ben, yaşardım; seninle...

Bıyığı süte batmış kediler nasıl bakarsa, suçlu; korkardım görülmekten...

''Suss'' derdim...

Ay susardı!..

Seni bana saklardı!..

* Göz ''görmeliydi'' önce... Yo, ''göz'' görmeliydi önce, ki; ırak olsun gönülden, artık göremediği!..

Sen, gönülsün!..

Sen, gönlümsün!.. * Göz görmeyince gönülden uzak olunmaz...

Gönülden bakınca; gönül görülür!.. * Yüreğim, sıcacık...

Sıksan, sanki buhar çıkacak!

Sıkılsan, damlar mıyım yüreğinden!..

Yoksa, dünyada mekânım;

Kalbin mi?..

* Yani sen... Var mısın, bilmiyorum;

Kalbimin hâricinde!..

* Bu kadar yokluk ''var''lığı getiriyor; mümkün olmaktan çıkıyor olmama ihtimalin!.. Muhtemel olsa bile gözümü göreceğin; bunu beklemiyorum...

Gönül, gözü neylesin!..