Kaydet
a- | +A

Gün batacak, ve ben umursamayacağım!

Ne mümkün?

*

Gün batıyor, umurunda bile olmuyor bazılarının...

Hayret!

Sıvaları dökülmüş bahçe duvarları üstünde yürüyen kediler gibi yürüyorlar sadece;

..dümdüz kuyruklarını peşlerinden sürükleyerek!

.....

Gün batıyor, dönüp bakmıyorlar bile...

Ve hatta bilmiyorlar nasıl serildiğini gündüzün, yere!

*

Gün batacak...

Ve ben yine, umursayacağım...

Gün batımı umurunda olanları bulacağım...

*

Kimse bilmez;

Kanatları ıslanmış bir kelebek gibi titrerken gün Moda koyunda, ortalık sen kokar!

.....

Kimse görmez;

Boynundan çekilmiş bir ipek mendil olur sanki her ağacın her yaprağı...

.....

Kimse duymaz;

Mekân bir başka mekâna; zaman bir başka zamana; cân canâna tebdîl ederken, şu arka bahçeden duyulmaya başlar yine aynı tamburun sesi...

Ara sıra öksüren ve çizilmiş plaklar gibi titreyen o ses, eski bir delikanlıdan gelir;

..sanırım ellili yıllardan kalma!..

*

Ağaçların arasından Fenerbahçe burnu görünür...

Ağaçların arasından yıldızımız görünür...

Ağaçların arasından;

..biz görünmeyiz!

.....

Sahildeki düzlüğe önce topraklar yuvarlanır. Ardından biz ineriz, yuvarlanırcasına; nasıl duracağımızı bilmeden!

Yürüyenler yolumuzdan çekilirken denize kadar koşarız...

*

Deniz ki, yıldızla dolacaktır birazdan...

Deniz ki, yakamozları gıdıklayacaktır, parıldasınlar diye!

.....

Rıhtım da, deniz de, hava da; belki sen, belki ben kokacaktır...

Gün batarken;

..ortalık biz kokacaktır!