Kaydet
a- | +A

Gündöndünün güne dönük yüzü gibi sana dönük yüzüm...

Güneşimsin!

§

Bilirim ki; kavuşsam yanarım, ateşe düşmüş bir pervane gibi!..

Bilirim, ama dönemem arkamı yârime; var kalmak için...

Sanki var kalmak, yâr kalmak gibi; yani sanki, yar kalmasam var kalamam...

§

Görmesem, kalsam karanlığında; solarım. Çünkü ben ışık solurum yüzünden, rengimi solurum!..

Görmesem titrer boynum, bükülür; öksüz ve yetimler gibi...

Görmesem, kıvrılır kolum kanadım; nîmete basıp da çarpılmış garipler gibi...

Görmesem...

Aah, görmesem solarım...

Çünkü ben ışık solurum yüzünden...

Rengimi solurum!..

§

Gündöndünün güne dönük yüzü gibi, sana dönük yüzüm.

Güneşimsin!..

.....

İşte bu yüzden çığlık çığlığa güler içim...

§

Ben, ışık solurum ya,,, rengimi solurum ya yüzünden; hani su katılmamış bir sevgidir ya senden emdiğim...

Su katılamaz ki güneşe!..

Bilirim. Kavuşsam yanarım, ateşe düşmüş pervane gibi. Ama görmesem;

...yanaar, içim!..

§

Seni solumazsam, solarım. Kavruk bir kahverengiye doğru kıvrılır diri yeşil yapraklarım. Ağacında çürümüş cevizin renginde belirir yaralarım... Artık tenime dokunan; dikene dokunmuş gibi çeker benden elini...

Nihayet içim kararır;

Henüz içi boş iken her çekirdeğimin!..

§

Gıdamsın.

Ben, senden beslenirim...

Görmesem yaşayamam; solumazsam seni, solarım!..

Çiçeğimin sarı yaprakları büzüşür nihayet, ve altından birer gözyaşı damlası gibi düşer toprağa...

§

Güneşim!..

Gündöndünün güne dönük yüzü gibi sana dönükken yüzüm; her soluk bir ayrı mutluluktur benim için, içinde isem...

Veya sen, içinde isen her soluğumun!..

.....

Sana dönük yüzüm...

Güneşimsin!