Dikilmemek acıların önünde; dikilmek içindir, bir gün...
Ama daha önce, kesilmek için!
*
Serilmek yere böyle sessiz sedasız; sınanmasıdır sabrının... Üstünde kuru sabun çizgileri ve bir makas; cenaze üstündeki bıçak gibi!
*
Ölçülürken, çizilirken bilirsin ve hatta dokunurken...
Doğmuş isen bilirsin ya öleceğini...
Bilirsin kumaş isen; kesileceğini!
*
Sen, kıyafet değilsin; böyle henüz bir topta sarılıyken... Ve manifaturacılar çarşısındaki tahta pencereli dükkânın, ihtiyar tezgâhına indirilmişken kambur raflardan... Ve pütürlü ellerde köşeleri yuvarlanmış bir tahta metreyle ölçülürken!..
Fakat sen kıyafet değilsen şimdilik; olmayacaksın, değil!
*
Kumaş, kendi geleceğini gözler, gelenlerin gözlerinde!
"Şunu indirir misin?
Yok şunu, bir de iki altındakini. Bir de şu yanda duranı..."
*
Kumaş seçmek;
Gelecek zamana kıyafet giydirmektir!
*
İyi de nerde sabır;
Hangi yöne kaçtı deli taylar gibi, dörtnala?
*
Bir koca gün beslenip, sağılmak için beklerken rahat duramayan... Kendi tekmesiyle, kendi sütünü döküp, gününü ziyan eden ineklerin işine benzer; kumaşın kayması, yerinde durmaması!..
*
Parçalar üst üstedir...
Biri ölçülür; hepsi biçilir!
Alttakiler sanır ki, canları acıdıkça; en üstteki parçanın nârına yanmaktalar!
O ise bilir; hep beraber, tahta bezi olmaktan kurtuldular!
*
Çöpün altına konmak ile sandığın üstüne konmak farkı; sanmayın kumaşın boyasındandır, satanın çenesindendir...
Hüner; terzinin parmağındadır!
*
Laf uzar, kumaş ise yatar tezgâh üstünde; kesmek gerektir, vesselam:
Diklenmemek bazı acıların önünde; dikilmek içindir bir gün ve giyilecek olduğunu bilmektendir en güzel yerlerde...
Serilmek yere, üzerinde sabun çizgileriyle böyle sessiz sedasız; elbette sınanmasıdır sabrının...
*
Ölçülürken ve çizilirken, bilirsin kesileceğini...
Bilirsin seçilen kumaşın, geleceğe kıyafet olduğunu!

