(Tarih tekerrürden ibarettir!..)
İnsan, üşür ya bazı tarihlerde...
Ben de üşürüm;
Göklerinden güneşi düşmüş gibi, kendi içimin!
*
Sever beni şahitleri, gözyaşımın...
Gözyaşım;
...sever şahitlerini!
*
Kalbimin ve kalplerimizin bir araya defnedildiği o defînedir ışık saçan dünyaya...
...körlerin göremediği!
*
Üşür insan bazı tarihlerde...
Bazı tarihlere, kayıt; "zamanın donduğu vakit" diye düşülür!
*
Bilirim;
Doğum günüm ölüm günüdür...
...ve dilerim; öldüğüm gün olur doğum günüm!
Doğduğum gün
Dünya; bir gölge tiyatrosu!
İnsan ise; ışığın önünde durarak, silüetini perdeye düşüren deri parçası...
*
Büyüyen; çocuklardır, güle oynaya...
Hâlbuki büyümek; geçen her günde, küçüldüğünü hissetmektir!
*
Yeryüzüne serili gölgelerin kaçacak delik arama hâli gibidir; yükselen güneşin karşısında durmak...
Yani ısındıkça hava ve biraz daha aydınlandıkça ortalık;
...küçülüür, küçülür her gölge...
*
Varlığın cüreti kalmaz artık yere gölge dökmeye.
Anlar ki; hakikat başkadır...
Ve ancak gölgesi kadar sahip olabileceği dünyayı;
...bırakır diğer gölgelerin sahiplerine!
(Yani, bir tekrarlanmalar zinciridir tarih!..)

