Kızacaksan "bana" kız...
Ve "benden" bekle yerilmeyi!
*
Kim "sever" seni... Kim "söyler" sevdiğini... Veya kimin "zannedersin" seni sevdiğini?
Peki sevildiğini işitmesi, her zaman iyi mi gelir bir kimseye? Yani, "sevdiğini" söyleyen ağza göre değişmez mi; sevilme şeklin?
*
Kızacaksan, bana kız sen; ama hep yanımda ol ve bana hep kız... Vuracaksan, vur bana; ama hep vuracak kadar yakınımda ol...
Seveceksen birini...
..beni sev!
*
Kulağının deliğinden, "içine" düştüğü zaman sözüm... Ve yüreğinden, kalbine doğru yükseldiğinde; anlayacaksın incecik, o incecik ama önemli farkı:
Bazılarının övmesi bile...
Benim yermemden hayırlı değildir sana!
*
Kuzu için; bir kaplanın yalaması mı iyidir kendisini; yoksa annesinin burnuyla dürtmesi mi?
Sadece toy piliçlere daha hoş gelmez mi, tilkinin tatlı sözleri;
Annelerinin uyarıcı gagasından?
*
Sevmekten sevmeye fark var ey kiraz fidanım... Nice meyve veren ağaçlar doğranmadı mı meşe kütükleriyle? Bilmen gereken şudur senin sadece: Ateşin odunu sevmesi değildir, sevmek!..
.....
Kedinin serçeyi sevmesinden serçeye ne? Kadının fırçayı sevmesinden fırçaya ne?
Fakat "suyun" çiçeği sevmesi; sevmektir. Ve çok şeydir çiçek için!
*
Kızacaksan da birine, seveceksen de birini; o, ben olayım! Çünkü benden sana gelebilecek zarar bile, çoğu kimseden gelecek olan faydadan iyidir...
Kimim ben? Bunu düşün...
Kimim? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum? Ve niye gidiyorum?..
*
Yarınını düşünen kimseler sana hoşlanmadığın bir şey yaptırıyorken; sana o an hoş gelen şeyleri sunanların, senin hangi zamanınla ilgilendiklerini kavra!
Senin bütün zamanların; sakın ola, başkalarının "şimdilerini" besleyen yem olmasın!
Sana yazık değil mi?
Ve yazık değil mi; bizi "zamanın ötesi"ne götüren yolda israf ettiğimiz zamana?..
*
Zehircinin elinden meyve yenir mi?..
Tuttuğu tatlı bile olsa, eli değmiştir ona; zararı gene sana dokunur!
Halbuki... Pişmanlık ne tatlı meyvedir;
Hiç tadına baktın mı?..

