İyisiniz, değil mi?.. "Şiir tadında" geçiyor, değil mi bayramınız?..Mutluluğun; bir kedinin "hiçbir zaman yakalayamadığı kuyruğu" değil... Onu "her an takip eden kuyruğu" olduğunun farkındasınız, değil mi? Sizi seviyorum... Seni de seviyorum. Hele seni!.. "Sen" de kim mi?.. Sen işte; Sen! * * * Siz şiir tadında geçiriyorken bayramınızı... Ve bayram tadında şekerler ikram ediyorken birbirinize; Biliyor musunuz bende şeker tadında şiirler olduğunu?.. Hıı?.. Hem de, şiirin "şiir" olduğu zamandan kalan. Buyurun öyleyse: Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam. Göklerin ateşini kalbime boşaltarak Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam, Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam. Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak, Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak, Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. 1908-1981 yılları arasında yaşamış olan Yaşar Nabi Nayır''ın şiiriydi. Ardından hemen Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967) diyor ki: Nerdesin? Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Âşıkıyım beni çağran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana "Gel" desin. * * * Ve, Ahmet Muhip Dıranas (1926-1964)''dan; Kar Kardır yağan üstümüze geceden, Yağmurlu, karanlık bir düşünceden, Ormanın uğultusuyla birlikte Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte Kar yağıyor üstümüze, inceden. Sesin nerde kaldı, her günkü sesin, Unutulmuş güzel şarkılar için Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan, Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu''dan Sesin nerde kaldı? kar içindesin! Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni, uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram... Buğulandıkça yüzü her aynanın Beyaz dokusunda bu saf rüyanın Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış Sırf unutmak için, unutmak ey kış! Büyük yalnızlığını dünyanın. * * * Evim Dedemden yadigâr olan bu evi Kışın fırtınası, yazın alevi Daha ben doğmadan ihtiyarlatmış... Fikrim bir hulyaya bazı dalar da Düşünür derim ki: bu odalarda Kim bilir kaç kişi oturmuş, yatmış... Şimdi bir ben varım, bir de annem var, Zaten ondan başka dünyada nem var! Benim ömrüm onun, onunki benim... Senelerden beri akşam oldu mu, Donuk gözleriyle ıssız yolumu Ondan başka yok ki bir bekleyenim... Yusuf Ziya Ortaç (1895-1967) * * *
Patik yap, kunduracı Patik yap, kunduracı, bol bol patik; Bebeler için, ilk adımı atacak, Çocuklar için, koşacak oynayacak... Terzi abla, minimini elbiseler dik, Yazlık, kışlık, mevsimlik... Saçlarına kurdela, Bileklerine bilezik... Ama şu dünya hali, bin türlü kaza, bela, Ama bunca hastalık, gıdasızlık, verem; Tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük! Çocukların öldüğünü istemem... Ziya Osman Saba * * * Ne içindeyim zamanın Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında. Bir garip rüyâ rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil, Rüzgârda uçan tüy bile. Benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim. Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) * * * Erenköyü''nde bahar Cânan aramızda bir adındı, Şîrin gibi hüsn ü âna unvan, Bir sâhile hem şerefti hem şan, Çok kerre hayâlimizde cânan Bir şi''ri hatırlatan kadındı. Doğmuştu içimde tâ derinden Yıldızları mâvi bir semânın; Hazzıyla harâb idim edânın, Hâlâ mütehayyilim sadânın Gönlümde kalan akislerinden. Mevsim iyi, kâinat iyiydi; Yıldızlar o yanda, biz bu yanda, Hulyâ gibi hoş geçen zamanda Sandım ki güzelliğin cihanda Bir saltanatın güzelliğiydi. İstanbul''un öyledir bahârı; Bir aşk oluverdi âşinâlık... Aylarca hayal içinde kaldık; Zannımca Erenköyü''nde artık Görmez felek öyle bir bahârı. Yahya Kemal Beyatlı * * * Karanfil Yârin dudağından getirilmiş Bir katre âlevdir bu karanfil, Rûhum acısından bunu bildi! Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer, Kızgın kokusundan kelebekler, Gönlüm ona pervâne kesildi. Ahmet Haşim (1884-1933) * * * Altıncı gün Benim söylemek için çırpındığım gecelerde, Siz yoktunuz. Özdemir Asaf (1923-1981) * * * Şiiriyetiniz hiç eksilmesin efendim... Ve sevgileriniz azalmasın. İyi bayramlar...

