Kaydet
a- | +A

Geniiiş ve yeşil tarlalar gibi yayılmıştı içim...

Her tarafımda, ayrı bir damakla sevişecek mahsuller yetişiyordu.

§

Ve bir gün kamaştı gözlerim...

Kulaklarım uğuldadı;

Çünkü sen, büyük bir tarrakayla göğsüme düştün!..

.....

Geniş ve yeşil tarlalar gibi yayılmış idi içim;

Ufuktaan ufka!..

§

Çatallaşmış alevden bir kılıç olup saplandığında tam ortama...

Toplandım, sana doğru; bir tespihböceği gibi...

Ya sabır, çektim!..

§

Biliyordum...

Çıkmazdın artık içimden, bir zıpkın gibi!..

.....

Ve ben...

Bir ahtapot gibi; sekiz tane kemiksiz kolla sarıldım sana;

Çaresiz!..

§

Geniiiş ve yeşil tarlalar gibi yayılmıştı içim...

Her tarafımda, ayrı damaklar için ayrı lezzetler yetişiyordu.

.....

Bir gün;

Güneşi ardında, yağmuru içinde taşıyan bulutlar geldi tepeme!..

Bir gün... Hani, henüz yer ve gök halime ağlamak için hıçkırmaya başlamadan... Hani o kapkaranlığımın ortasında... Ve hani cinnet geçirecekmişcesine titriyorken ortalık;

Parladı ya âlem...

Kamaştı ya gözlerim...

Ve sen, çatal çatal alevden bir kılıç olup saplandın ya ortama; hani geniiş ve yeşil tarlalar gibi yayılmışken içim!..

§

Göğsüne giren zıpkına sarılan bir ahtapot gibi sarıldım sana;

Çaresiz...

...liğim idi belli ki çarem!..