Kaydet
a- | +A

Sora sora Bağdat bulunur.

Bağdat ki, Mekke yönünde...

Bağdat''a ulaşan; Kâbe''ye de kavuşur...

*

Sultan da olsa, köle de olsa; Hicaz''a giden yol; Üsküdar''da başlar... Bilmiyorsan, orada soracaksın:

-Yol ne yanda?

Sormazsan, sormamışsan, ya da başkalarının yaptığı türlü türlü tariflerin kiri bulaşmışsa kulağına... Gelir, yetişir üç kişi; önce ismini düzeltir, sonra işini düzeltir, ardından yönünü düzeltir ve;

-Yürü, der... Beytullah şu yönde!

*

Ey ahmak!

Şimdi senin yayan yapıldak, aç biilaç ve savrulan başınla geri dönmen... Üsküdar''a varman... Bir yıl önce sana yol tarif etmiş olan o üç zat-ı muhteremin mezarı başında ağlaman mı; yoksa Kâbe kervanının son devesinin eyerine, kendini boynundan bağlaman mı gerekir?

*

Yazık!

Her adımda bin çile çekiyorsun... Ayak diriyorsun...

Boynun kanayacak, çenen çıkacak... Daha kötüsü, korkuyorum ki; ipin kopacak!

*

Sora sora Bağdat bile bulunur... Öyle derler, ki evet doğrudur; fakat haliyle doğru adama sorarsan!..

Zaten sormamak, kibirdendir!..

Peki ama, sorunca... Yahut sorman gereken sorunun cevabı, sen henüz sormadan sana söylenince;

Tersini yapmak nedendir?