Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen; sıcağı?..
Ve dokunmadan dudaklarıma;
Yumuşağı?..
*
Yüreğimde; gözyaşların, gözyaşlarımla kucaklaşmış yatıyor!..
Kalbimi dinle!.. Kalbimi dinle!..
Kalbimi dinle; "ne" diyerek atıyor?..
*
Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen, sıcağı?..
Ve belli mi;
Bir rulo gibi önümde yuvarladığın yolumun, nerede duracağı?..
*
Üflesen, savrulacağım...
Kuşunu yitirmiş bir tüy gibiyim!..
Veya koca bir silgi ile dünyam silinmiş gibi ayağımın altından!..
.....
Ve sanki hatırlasam bakışlarını;
Kavrulacağım!..
*
Bu nasıl donduran bir yangın, yahut ateşten tipi?..
Üstelik bir fikrim de yok; zaman var olmadan önce mi, yoksa sonra mı geçti avucuna gönlümün ipi?..
*
Gökler zeytin, yerler kömüür ve deniz katran karası...
Bir ben varım kanayan, gök rengi; şimmşek gibi kamçılar dolandıkça başıma!..
Bir ben miyim... Bir ben miyim, kooskoca bir yaradaki kurt gibi gezinen bu leş kokulu dünyada?..
Bir ben miyim arayan gelinciğini, çöp dağlarında?..
*
Yollar nasır tuttu!.. Nerdesin?..
.....
Kahpeler hasır tuttu; satmadım hayalini!..
Aç kaldım, açık kaldım, aklı dolaşık, gönlü kırışık kaldım; satamadım...
Satmadım hayalini!..
*
Ama sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen sıcağı?..
Ve görmeden bakışlarımı,
...ve dokunmadan dudaklarıma,
...ve dinlemeden yüreğimi;
Yumuşağı?..

