Koskoca alemin ortasındaki koskoca dünyanın ortasındaki koskoca bir salonun ortasında, oturuyordum;
Kendi içime, kapıcı gibi!..
Panayırların umurunda mıydı duymayan kulaklar?.. İşte ben; kocca bir lunaparkın, sağır biletçisiydim!..
*
Bu koltuk, taştan oyulmuş!..
Boyun adalelerim, başımı tartamaz gibi!..
Avizem: Paraşütü açılmadığı için korkudan donup kalmış bir adam gibi... Ben ona, o bana; bakışıyoruz şaşkınlıklar içinde!..
*
Koskoca alemin ortasındaki koskoca dünyanın ortasındaki koskoca salonumun ortasında oturuyorum; kendi içimde oturur gibi...
İçim mi dışımdan geniş, yoksa dışım mı içimden derin?..
Bilmemek ne rahatmış!..
*
Bir bal arısı geliyor... Önümden geçerken iğnesiyle yırtıyor, bütüüün ufkumu; bir uçtaan bir uca... Savruluyor bir şeyler, ve ben savruluyorum; bu yırtılışın rüzgârıyla!.. Tutunmalıyım... Tutunmam lazım... Tutunmam gerek...
İki elimde, iki etek;
Ha düştü ha düşecek!..
Bir teyel gibiyim şimdi; içim ve dışım arasında!..
*
Koskoca alemin ortasındaki koskoca dünyanın ortasındaki koskoca salonun ortasında otururken önümden geçen arı, sarsılıyor aniden!..
O ne?.. Lezzet görüldüğü halde mekân mı bitiyor, yoksa bir başdönmesi mi şaşkına çeviriyor böyle, yolcuyu?..
İşte ben... Gözümün seni gördüğü yerde, görünmeyen camdan duvarlara toslayıp duruyorum; bir bal arısından farksız!...
.....
Zaten bal mı yapardım tadının hayaliyle, zaten bal mı yapardım; sana kavuşmuş olsam!..

