Kaydet
a- | +A

Yağmur yağıyordu... Ve ağlıyordu.... Bütün bir kainat, aşkını anlatan oyunun dekoruydu sanki... O, sahnenin önünde... Arkasında milyarlarca figüran ve keşmekeş... İşin hazin tarafı, seyirci yoktu... Geriye dönüp baktı ve haykırdı: "Oynamıyorum..." Kimse duymadı... * * * O bir mimardı... Tabiat, dağlarıyla, akarsularıyla ve ağaçlarıyla... Velhasıl nesi var ve nesi yoksa... Bir bütün olarak muhteşem bir eserdi... Ufacık bir kulübeden, devasa binalara kadar bütün hayallerinin ilham kaynağı tabiattı... Hayata mimarinin penceresinden bakıyor, pencereler tasarlıyordu... * * * Tarih okuyor, tarih yazıyor ve tarih yaşıyordu...

Savaşlar ve barışlar... Devletler ve medeniyetler... Şu dağ başı, oturduğu yerden, kaç imparator, kaç köle görmüştü?... Kaç şehir kurulmuştu eteklerine?.. Şu harabe duvarın harcını kim koymuştu?... Kimler yaslanmıştı hangi duygularla?... Ve yerin altı neler saklıyordu kimbilir?... Ve kaç zaman sonra, kimler bugünün tarihini yazacaktı?... * * * Onun işi satmaktı... "Ben almam" diyenlere satmaktı mesleği ve onlara satabildiği için tüccar diyorlardı... İhtiyaçlar sonsuzdu...

O yüzden dünyanın en şanslı adamıydı... Malın en iyisini bulur, alırken kazanır ve mutlaka satardı... Dünyada iki sınıf insan vardı... Birisi kendisi, yani satıcı... Ve diğerleri; müşteriler... * * * "İyi ki merak duygusu var... Yoksa ben ne yaparım" diye düşündü... Boynunda fotoğraf makinası, elinde kalem... Ona "haberci" diyorlardı... Sıradan olmayanın peşinde koşardı... Ve ona göre sıradan bir şey yoktu... * * * Her sabah hayata milyonlarca pencere açılır... Ve herkes kendi penceresinden bakar; yaşadıklarını görür... .................. Not: Bugün Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezindeki kitap fuarında, imza günümüz olacak. Saat 13.00''ten itibaren Zafer standındayız...