Bilgi her şeydir...
Hayır! Hiçbir şeydir...
***
Bilgi kullanılmadığı sürece hiçbir şeydir...
Bilgiye sahip olmak, onu kullanmayı beceremediğimiz sürece ağır bir yüktür sadece...
***
Hayata matematiğin ve mantığın penceresinden bakmaya karşı gelinemez elbette ama...
Duyguların penceresinin önüne çökenlere de hiç kimse bir şey diyemez.
Şimdi o pencereden bakıyorum...
Ve inanıyorum ki, bilgi, o bilgiye inanan ve "sevgili" bir kaynaktan gelmişse değerlidir.
Çünkü onun doğruluğuna sevgiyle "inanma ve uygulanma" kolaylığı katılmıştır...
İşe yarar...
Önemli olan da bu değil mi?
***
Tarif çoktan yapılmış...
Ben sözü uzatıyorum...
Memba suyunu temiz ve şık bir bardaktan içmek şifadır... Pis ve mikroplu bir bardaktan değil...
***
Bazı insanlar vardır; evet önünüzü iliklersiniz ama zahmetlidir... Saygıda kusur etmemek gerekir/neme lazım kabilinden...
Ama bazı insanlar vardır; ruhunuz çoktan hazır ola geçmiştir bile... Düğmeler kendiliğinden hizaya gelir. Karşılaştığınız için sevinirsiniz. Taşıdığı değer gönlünüzü okşar. O farkında değildir. Değil gibidir... Ve mahcup görünür... Böyle bir mehabet karşısında, eksikliğiniz ve hatalarınız sizi yerin dibine doğru çekmek ister âdeta... Halbuki o sırada elinizi tutmuş, size tebessüm ediyordur... Sizi yükseklere taşıyordur...
***
Sadece şık değil, kristal bir bardaktan tam bin yudum sevgi öyküsü...
Sevgilileri anlatıyor...
Sevgili olmayı öğretiyor...
Bu bir kitap tanıtım yazısına benzemiyor; doğru...
İşaret etmeye çalıştığım kitaplar da kitap değil zaten sanki de, her gün birini iç cebinizde taşımanız gereken "multivitamin" gibiler...
Doyulmuyor sonra...
***
Bırakalım şu ticari bir organizasyondan ibaret "sevgililer günü" saçmalığını da, "sevgili" olmanın yollarını öğrenelim istedim...
Hepsi bu...
***
(Şehriyârân/Sevgililer Şehri-36 Kitap- Abdüllatif Uyan- Cümle Yayınları.)

