Hayatında hiç otobüs durağında beklememiş...
"Arkalara doğru ilerleyelim beyler"i duymamış... 3-5 kilometrelik yolu ağır bir koku, bunaltıcı bir kalabalık arasında katetmemiş... Ve o sırada, bir otomobil almaktan çok ( o bir fantezidir çünkü), otomobilli hayat için ne kadar büyük bir bütçe gerektiğine kafa yormamış... Bir kangal sucuğun fiyatının aile bütçesindeki ağırlığı konusunda, büyük bir marketin şarküteri reyonunun önünde hindi gibi düşünmemiş... "Okullar açılıyor" telaşını, "defter, kalem, önlük, kayıt, bağış, kırtasiye" gibi ayrıntılarıyla sırtında ağır bir yük olarak hissetmemiş... Ve hayata hep, klimalı arabalarının arka koltuklarından... Beş yıldızlı otellerin balo salonlarından bakmış insanlar var... Yöneticilerimiz... *** Ne kadar "Türk Filmi" gibi değil mi? Veya "Bırak kardeşim bu modası geçmiş solcu ağızlarını..." da denebilir... Olur mu öyle şey!... Bizim yöneticilerimiz, merdivenleri birer birer çıkmış!.. Köy hayatından, kasabaya (yani ilkokuldan sonra orta-lise vaziyetleri) oradan binbir zahmetle büyük şehirlerde üniversite okumaya... Destansı bir tahsil hayatından sonra politika!... "Vatan - millet sevdası...."
*** Belki ilk paragraftaki tasvir yersiz ve acımasız... Ama bir şey var... Aslında senelerdir sızlandığımız... Şimdiki Cumhurbaşkanında görünce de, içimizi okşayan bir şey... "Sıradan biri gibi olmak..." Hikayesi her ne olursa olsun, belli bir makama gelen insan, o makamın imkan ve haşmetiyle kuşatılıyor... Esir alınıyor... Sonra... Çok yukarılardan aşağılar pek görünmüyor olmalı... Çünkü problemler çözülemiyor... Görünmüyor olmalı dedim, onları temize çıkarmak için...
Eğer görülebiliyorsa ve çözemiyorlarsa ve de gitmiyorlarsa "ihanet"ten sözetmek gerek... Ve yine çünkü, görünmesine rağmen çözemeyenler gitmeli... Evet; çözemeyenler gitmeli... *** Askerlik adamlık ölçüsüdür ya bizim toplumumuzda... Doğrudur... Hakkıyla bedelli askerlik yapmak bile "adamlığın" kapılarını aralar... Çünkü orada rehavet ve konfor yerine, disiplin ve "sıradan"lık vardır... Çünkü savaş, "sıradan" insanların ekip çalışmasıyla kazanılır... Sıradan insanların "görev şuuruyla"... *** Yukarılardan aşağıdakilerin problemlerini çözme iddiasında olanlar için belki şu uygulanabilir: "Mecburi sıradan olma görevi..." Yani senede bir hafta mı olur, üç senede bir ay mı bilmem... Bizimkileri salacaksın, asgari ücretle sokağa, ellerine de vereceksin "mavi kartı"... - Çok yoruluyorsunuz ve hep "sıradan biri gibi olmayı" hayal ediyorsunuz ya... Al işte imkan... Dinlen biraz...Gez dolaş yönettiğin memleketin sokaklarında... diyeceksin... -Çocukluğunu, gençliğini hatırla...
Köyünü, kasabanı... Bakkaldan peynir alırken fiyatını öğren... Belediye otobüsünde pestil olmayı... Cebindeki asgari ücretle kaç kangal sucuk alındığını... *** Nasıl fantezi ama!!! Düşünmesi bile keyifli...

