Herhangi bir yerde... Ama illa ki, başınızla gökyüzü arasında bir engel olmadan...
Yani dışarda...
Yani bir çaybahçesi veya sıradan bir parkta...
Ve yapraklar sararmış, hava serin...
Çay da olsun...
Sıcak, ısıtan...
Dostane...
***
"Havalar soğuyor..." duygusu ve garip bir hal...
O garip halde, acizlikle, telaş...
"Sıcak bir ev" mutluluğu ile sorumluluk var...
***
Çok az kaldılar, henüz bitmediler...
Sokak aralarında ve genellikle köşe başlarında...
Yaşadığımızı hissettiren oduncular vardı...
***
Oduncu Hamdi''ye selam verilir önce...
Sonra "Kış geliyor..."la başlayan ayak üstü bir muhabbet...
"Bir çeki odun"un fiyatına gelince iş, "O kadar oldu mu yahu..."lu şaşırmalar...
Ve cevap:
"Neyin fiyatı artmıyor ki...."
Oduncu Hamdi halden anlar...
"Sonra verirsin komşu... Ne kadar istiyorsun ?"
Bir yandan kantara konan odunlar...
Hamalın küfeye dolduruşu...
Hemen oracıkta ısınırsınız...
***
Isınırsınız ve zaten bütün bunlar ısınmak içindir... Ama asıl ısıtan yaşadığınız duygulardır...
Oduncu Hamdi''nin varlığı, insanlığı, sohbeti...
Hamala ikram edilen çay...
O odunları istiflemek...
Parasının ödenmesi gerektiğini düşünmek...
***
Şimdi...
"Bir çeki odun", "küfe", "at arabası" yerini doğalgaza, kalorifere, elektrikli sobaya bıraktı...
Evimizi ısıttık ama ruhumuz üşüyor...
Ve...
Hayatımızdaki sıcak insanların yerini, faturalar, vezneler alıyor...

