Her Salı Ali Sami Yen Stadı''nın altındaki lokallerinde sohbet ve eğitim toplantıları yapan İstanbul Hakem Derneği''nin bu haftaki konuğu Merkez Hakem Komitesi Başkanı Hilmi Ok''tu. Yılların birikimini, bilgisini, görgüsünü gençlere aktaran ve başarılı bir hakemin neler yapması gerektiğini bir kez daha talebelerine anlatan Hilmi hoca, bu arada ilginç sözler de sarfetti.
"Biz yıllarca hakemlerimizin kondisyonunu üst seviyeye çıkarmak için uğraştık. Ancak bu iş sadece koşmakla olmuyor. Bazı arkadaşlar, ''Bak benim kondisyonum çok iyi'' imajı vermek için toptan hızlı gidip, yanlış yerde duruyor. Öyle olunca da pozisyonu göremedikleri için yanlış karar veriyorlar. İyi bir hakem, zaman zaman kararlarını durup vermeli" nasihatinde bulunan Hilmi hoca, "Hakemlerin yüzde 80''i saha içinde iyi yer tutamıyor. Bu yüzden çok büyük hatalar yapıyorlar" diyerek 1. Lig''de görev yapan üst düzey hakemlere de gönderme yaptı!
Sonra da, A.Gücü-Beşiktaş maçının hakemi Erol Ersoy''a yüklendi. A.Gücülü Cafer''in attığı ikinci gol öncesi Tarık''ın Shorunmu''nun kontrolündeki topa vurduğunu belirten ve dolayısıyla pozisyonun faul olduğunu belirten Ok, "Erol Ersoy, FIFA kokartlı bir hakemin yapmaması gereken hatayı yaptı" yorumunda bulundu.
Daha önce benzer pozisyonda başka hakemlerin golü iptal ettiğini, Erol Ersoy''un ise santrayı gösterdiğini söyleyen MHK Başkanı, "Ondan sonra hakemleri eleştiriyorlar diye kızıyoruz. Adamlar haklı. İki hakemden farklı uygulamalar görünce, kafalar karışıyor. Sonra da biz kamuoyunun önüne çıkıp, şöyleydi, böyleydi diye, eveleyip, geveleyip durumu kurtarmaya çalışıyoruz..." itirafında da bulundu. Bunlar çok önemli sözler! Hata yapan hakemi en azından kamuoyu baskısından kurtarmak için, büyük çabalar harcadıklarını dobra dobra anlatıyor Hilmi hoca...
Bunu da müesseseye zarar gelmemesi adına yaptığını açıklayarak, özeleştiri yapıyor!
Ve, "Bizi böyle zor durumlara düşürmeyin" mesajı veriyor.
Haklı olarak!
Bu nasıl yöneticilik? Futbol Federasyonu sezon başında ücretlerde büyük oranda bir iyileştirme yaparak, yıllardır boğaz tokluğuna görev yapan hakem müessesesine bir canlılık getirdi. Büyük çoğunluğu devlet memuru olan camiada ayda iki maç yöneten bir hakem; maaşından fazlasını yeşil sahalardan kazanmaya başladı. Yıllarca "öcü" olarak görülmenin ezikliğinden kurtulup, kendilerine değer verildiğinin farkına vardılar.
Dolayısıyla kendine olan güvenleri arttı. Ama iş sadece bununla bitmiyor. Her zaman olduğu gibi, iyiniyetle de yapılsa bazı şeyler unutuluyor. Hakemler, Türkiye şartlarına göre aldıkları ücretlerle, yarı profesyonelliğe adım atmış durumdalar. Peki ya MHK? Kendi işine ve ailesine ayıramadıkları zamanı hakemliğe ayıran, gece gündüz çalışmalarının mükâfatını "küfür ve eleştiri" alarak (!) gören bu kişiler, hâlâ amatörce görev yapıyor. Hiçbir ücret almadıkları gibi, hedef tahtası olmaları da cabası! "Neden bu işi yapıyorlar" diye sorarsanız; amaç değişik. Bazıları, bu işi seviyorlar. Futbol oynayanlar bilir. Bu işlere bulaşanlar, kolay kolay kurtulamaz. Hakem camiası da böyle. Bazıları ise yönetme duygusunu tatmin etme adına bu eziyete katlanıyor. Öyle veya böyle, neticede girdikleri bu ağır sorumluluğun maddi olarak bedeli; koca bir sıfır. Profesyonel bir kadroya, amatör yönetici! Eğitim veriyor, seminer düzenliyor, antrenman yaptırıyorlar ama, karşılığı yok! Sırtlarında büyük bir kambur, görev yapmaya uğraşıyorlar. Bu büyük bir haksızlık. İşyerlerini, holdingleri profesyonel yöneticilere emanet ediyoruz da, trilyonların döndüğü bir sektöre neden amatör yönetici istiyoruz? İşe profesyonel anlamda soyunan yönetici, o müesseseye yeni bir ivme kazandırıp, canlılık getirmez mi? Komitede görev yapan herkese ücret ödensin demiyoruz. Ama, en azından eğitim veren, antrenman yaptırtan kişilerin profesyonel olması gerekir diye düşünüyoruz.
Hem olay daha ciddiyet kazanır, hem de sorumluluk artar!
Yarın bir gün hesap sormak gerektiğinde de, "Ne veriyorsun da, ne istiyorsun" denmez!
Bilmem yanlış mı düşünüyoruz?
KISA... KISA... * Ve İstanbul İl Hakem Komitesi Başkanı Yalçın Darıcı istifa etti. Uzun süredir büyük eleştirilere maruz kalan ve hakkında başlatılan yıpratma politikasına dayanamayan Yalçın hoca, sonunda "pes" ederken, bir kez daha Genel Başkan Serdar Çakır''ın dediği oldu!
* Geçtiğimiz sezonun ilk yarısında yeni çıktığı 1.Lig''de başarılı bir performans göstererek, komitenin "olacak" dediği isimler arasına giren Aydın Bölgesi hakemlerinden Kâzım Erçakır, aynı çizgiyi bu sene yakalayamadı. Ligin 3. haftasında görev alan Erçakır, tekrar sahneye çıkmak için tam 8 hafta beklemek zorunda kaldı.
* Yönettiği bir 2. Lig maçı sonrası şimşekleri üzerine çekerek 6 ay "yasaklı" kalan, bunun sonucu FIFA kokartını kaybeden İlhami Kaplan, uzun bir aradan sonra bir büyük takımın maçına gönderiliyor. Bu sezon ikinci maçını yönetecek olan Kaplan, F.Bahçe''nin Bursaspor ile oynayacağı karşılaşmaya atandı.
* Trabzon-F.Bahçe derbisindeki yönetimi "hatalı" bulunan ve 6 haftalık bir cezaya çarptırılan Bülent Uzun''a af çıktı! G.Saray''ın Başkent''te G.Birliği ile oynayacağı karşılaşmaya Oğuz Sarvan''ın 4. hakemi olarak atanan Uzun, büyük ihtimalle iki hafta içinde düdük de çalacak.

