Kaydet
a- | +A

Bu kağıt üzerinde çok zor görünen bir olaydı. Rakip Barcelona''ydı...

Dünya futbolunun en popüler takımlarından biri olan Barcelona, kelimenin tam anlamıyla yıldızlar topluluğuydu. Ve onların da mutlaka galibiyete ihtiyacı vardı. Beşiktaş''ı yenecekler, Milano''dan gelecek sonucu bekleyeceklerdi. En kötü ihtimalle de UEFA''ya gitmeyi hedefliyorlardı. Böylesine güçlü bir rakiple, böylesine güç şartlar altında mücadele vermek çok zordu. Scala bile maçtan bir gün önce yaptığı basın toplantısında, Barca''ya övgüler yağdırırken, Nou Camp Stadı''ndan 3 puan çıkarmanın "imkansız" olduğunu açıkça söylemese bile geveliyordu. Nouma''nın yokluğu işin tuzu - biberiydi. İşte bu şartlar altında çıktığımız maçta, fazla iyimser değildik. Beşiktaşlı futbolcular da öyleydi. Oyunun hemen başında kontrolü eline geçiren Katalan ekibi, bulduğu erken golle rahatlarken, panik içindeki Beşiktaşlı futbolcuların eli - ayağı titriyordu. Forvetin arkasında hücuma dönük oynayan Luis Enrique ayağına aldığı her topla kalemiz için tehlikeli olurken, Beşiktaş defans oyuncuları çaresiz kalıyordu. İki yan top, işimizi bitirmeye yetti. Sahaya çok iyi yayılan, oyunu kanatlara yayarak pas bölgesini genişleten Barca, teknik kapasitesi yüksek oyuncularının becerileriyle bir çok pozisyon bulurken, attığından fazlasını da kaçırıyordu. 90 dakikaya baktığımızda Beşiktaşlı futbolcular, çok daha fazla efor harcamalarına rağmen gol noktalarına girmekte ve rakibini marke etmekte zorlanıyordu. Ayhan ve Ahmet Dursun''un çabalarına Beşiktaşlı diğer oyuncular katkıda bulunmadı.

Tecrübeli Şifo, bir çok pas hatası yaparken, hücuma çıkarken kaptırdığımız toplar, kalemize gol olarak dönüyordu. Avrupa''da başarıya hasret Beşiktaş, bu defa da aradığını bulamadı. Şampiyonlar Ligi''nin en güçlü grubunda olmaları belki biraz başarısızlığı örter ama, ortaya konulan futbol ilerisi için ümit vermekten çok uzak.