Kaydet
a- | +A

Yıllarca boğaz tokluğuna cefa çeken hakemler; son iki yılda "rahat" bir nefes aldı. Hakem camiasına "gözü" gibi bakan Haluk Ulusoy Federasyonu yaptığı zamlarla maç ücretlerini hayat standartlarının bir hayli üstüne çekerek, yapılan işin zorluğu ile orantılı hale getirdi. Artık, hakemlik eskisi gibi "zevk" için yapılan bir uğraş olmaktan çıktı, resmen "meslek" halini aldı. Ayda ortalama iki maç yöneten bir 1. Lig hakeminin eline; antrenman parası ve harcırahlarıyla birlikte yaklaşık 1 milyar lira gibi bir para geçmeye başladı.

Paranın cazibesi, bir anlamda "kaliteyi" de yükseltti. Rekabet arttı, herkes kendine daha iyi bakıp, daha hazır hale geldi. Bunlar, uygulamanın "olumlu" tarafları. Gerek ücretleri arttıran federasyon, gerekse rakamların yükselmesi için yıllarca uğraş veren hakem yöneticileri ve derneklerinin en fazla üzerinde durduğu konu; "otorite" konumundaki bu insanların "tahakküm" kuracağı kişiler karşısında boynu bükük kalmamasıydı! "Profesyonel" futbolcular trilyonları telaffuz ederken, onlara sahada "hükmedecek" kişinin "amatör" kalması çok sakat olacaktı. Ancak, mesleki dedikodusu, çekişmesi ve kıskançlığı "bol" müesseseye para pek "huzur" getirmedi! Maç alamayan veya arkadaşlarına oranla daha az göreve gönderilen hakemler, "hoşnutsuzluklarını" her fırsatta dile getirirken, "Biz, kimsenin adamı olmadığımız için bekliyoruz" gibi imalı lâflar etmeye başladı. Bir araya gelince çok samimi olduklarını zannedeceğiniz hakemler, arkalarını döner dönmez, "hasmının" kuyusunu kazmaya başlar hale geldi! Fazla maç alanlar için "Ev taksidi var, MHK da onu kolluyor" gibisinden espriler arttı.

Tabii bu arada komitenin de sıkıntıları katlandı! Yönettiği maçlarda çok başarılı bir hakemi ertesi hafta "Yanlış düşünürler mi acaba?" korkusundan göreve gönderemez duruma düştüler. "O da para kazansın" zihniyeti, MHK''yı zaman zaman "kalitesi" tartışılır kişilere bile maç vermek mecburiyetinde bırakıyor. 1. Lig, herkesin gözü önünde olduğu için biraz daha "dikkatli" davranılıyor ama 2. ve 3. Ligler''de "maça hakem değil, hakeme maç aranıyor"... Böyle olunca da, camia içi "problemin" faturasını kulüpler ödemek zorunda kalıyor! Aslında her iki tarafın da "haklı" tarafları var. Peki bu duruma bir çare bulunmaz mı?

Tabii ki bulunur! MHK, elindeki kadroyu sürekli şişireceğine, hakem sayısını azaltsa problemin büyük bir bölümü halledilir. Ama, "oy" kaygısı, buna izin vermiyor! Sistem, herkesi birbirine "muhtaç" duruma düşürmüş! Ne zaman biri çıkıp "radikal" kararlar alıp, bu yaraya neşteri vuracak, o zaman belki!.. Bu da çok uzaklarda olan bir ihtimal...

Ve şimdilik sadece hâyal!

Geciken itiraf! Oğuz Sarvan''a Atatürk Kupası finali verilmedi diye Bülent Yavuz ve arkadaşlarını eleştirmiştik.

Bir ay sonra veda edecek bu değerli hakemi böylesi bir "anlamlı" maçla uğurlamak gerektiğini savunmuş, Sarvan''a böyle bir "final" yakışacağını söylemiştik. MHK Başkanı Bülent Yavuz aradı. Son derece olumlu düşündüğümüzü, kurul olarak aynı görüşleri sonuna kadar paylaştıklarını belirtti ve Oğuz Sarvan''ın Türk hakemliğine "unutulmayacak" hizmetlerde bulunduğunun en yakın şahidi olduğunu vurguladı. Ancak, geçen yılın sonunda hakemliği bırakacağını "tahmin" ettikleri Oğuz Sarvan''a hem Atatürk hem de Cumhurbaşkanlığı Kupası''nın finalini verdiklerini söyleyerek, "Biz Sayın Sarvan''a gerekli jesti yaptık. Bu maçı da ona verseydik, diğer hakemlere haksızlık yapmış olacaktık" dedi.

Bülent hoca, "Hatta o maçı daha önce Metin Tokat''a vermeyi planlamıştık. Oğuz Sarvan''ın bırakma ihtimali karşısında, değişiklik yoluna gittik" itirafında da bulundu. Yönetmelik gereği bu senenin Aralık ayına kadar "süresi" olan Oğuz hoca, bu hakkını sonuna kadar kullanınca, ortaya böyle bir durum çıkmış. Dolayısıyla biz de Bülent Yavuz ve arkadaşlarına "haksızlık" etmiş olduk.

Neymiş? MHK Başkanı Bülent Yavuz "bip"li sisteme geçileceğini açıkladı... Yardımcı hakem, bayrağındaki düğmeye basacak, hakemi "uyaracak"!.. Böylece "hatalar" azalacak... Bir teklif de bizden! 1. Lig''de 9 maç oynanıyor. 9 da MHK üyesi var. Hepsi ellerinde birer klaksonla maça gitse ve "uyuyan" yardımcıları uyandırsa nasıl olur? Hatalar asıl o zaman "azalmaz mı"?..