Kaydet
a- | +A

Bundan birkaç yıl önce bilhassa Anadolu hakemliğinin gelişmesi ve yükselmesi için bir kısım yönetmeliklerde değişiklikler yapılmıştı. Yeni yönetmeliğin en çekici maddesi; "bölgesel" hakemliğin getirilmesiydi. Türkiye bölgelere ayrılmış ve her bölge 2. Lig''de yer alan takım sayısının 1.5 katı klasman hakemine kavuşmuştu.

Uzun süre "mağdur" olan Anadolu hakemliği, bu hamleyle beklenen çıkışı yapmış, Serdar Tatlı, Sadık İlhan, İlhami Kaplan, Mustafa Çulcu ve Ali Aydın gibi değerleri "piyasaya" sürmüştü. O dönemin şartlarına göre; bu uygulama müthiş bir olaydı. Yıllarca 3 büyük şehrin hegamonyası altında kalan Türk hakemliği, yeni yüzler kazanmış, "Bizi de hatırlıyorlar" düşüncesi, hakemliğe olan ilginin artmasına neden olmuştu. Ancak, gelişen ve değişen şartlar; bu sistemin tekrar gözden geçirilmesini şart kılıyor. "Neden" derseniz; hemen söyleyelim. Farzedelim, Samsun''da her yönüyle "mükemmel" bir hakem var. Üstünde ısrar edilirse, geleceğin Ahmet Çakar''ı olabilecek bu genç hakem, Samsun''un da içinde bulunduğu bölgenin 2. Lig''de takımı olmadığı için maça çıkamıyor! Maça çıkamayınca da böyle bir hakemin varlığından kimsenin "haberi" olmuyor! Liglerde oynanan tüm müsabakalara, belirli bölgelerden hakem gönderildiğinden, bu genç hakem bir kenarda unutulup gidiyor. Dolayısıyla, bulunduğu bölgenin istenilen ligde takımı olmamasının "ceremesini" çekmek zorunda! Sizce bu doğru bir uygulama mı? Şu anda Antalya''nın da içinde bulunduğu bölgede, 2. Lig takımı yok. Orada görev yapan 8 B klasmanı hakemi, "maç" diye inliyor! Onları alıp, bir maça göndersen, diğer bölgenin hakemleri "Neden bizim maçımıza Antalya''dan hakem gidiyor" diyerek, haklı bir serzenişte bulunuyor. Çünkü, sistem böyle! Herkes, kendi payıyla yetinmek zorunda! Bir zamanlar, "devrim" olarak nitelenen bu sistem, şimdilerde hakemliğe birkaç numara "küçük" geliyor. Önümüzdeki sene işbaşına gelecek MHK''nın bu yanlışlığa bir an önce son vermesi, çoğunluğun ortak dileği.

Ancak bunun için tüm hakemlerin ve hakem derneklerinin de destek olmaları gerekiyor. Hiç kimse, "Bana ne, bu Antalya''nın sorunu" dememeli. "Sakatlığı" ortadan kaldırmak, herkesin ortak görevi olmalı.

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demek, çöpleri, halının altında saklamaya benziyor. Bugün, Antalya''da yaşananların, yarın İzmir''de, İstanbul''da yaşanmayacağını kim garanti edebilir? Bunu bir kez daha düşünün!

Çakır''ın gövde gösterisi Son dönemlerde camia içinde sık sık "güç kaybediyor" eleştirilerine uğrayan TFFHGD Genel Başkanı Serdar Çakır, Çarşamba günü adeta gövde gösterisi yaptı. İstanbul Altunizade''deki Burhan Felek Spor Kompleksi içinde hakemlere ait Eğitim-Kültür ve Sosyal Tesisleri''nin temel atma töreninde ortaya çıkan tablo, Çakır''ın camia içindeki "ağırlığını" bir kez daha gözler önüne serdi. Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu ile Başkan Haluk Ulusoy''u da katıldığı ve Türk hakemliğine kazandırılacak modern bir tesisin temelinin atıldığı Altunizade''de, adeta "Haziran sonrasının" da temelleri atılıyordu!

Müthiş bir alkış tufanı arasında Türk hakemliğinin her zaman yanında olduğunu ve bundan sonra da yanında olacağını vurgulayan Haluk Ulusoy, "Biz, Serdar Çakır ve Hilmi Ok''la ayrılmaz bir üçlüyüz. Kimse aramıza giremez" derken, seçimler öncesi önemli mesajlar veriyordu.

Ulusoy''un bu sözleri; hakemlerin kafasında dolaşan soru işaretlerine bir anlamda cevap oldu!

Zira, camia içinde en çok; "Önümüzdeki yıl MHK kimlerden oluşacak" sorusunun cevabı aranıyordu. Herkes elinde kağıt kalem, çeşitli hesaplar yaparken, komitede yer almak için yoğun bir yarış başlamıştı. Altunizade''de oluşan görüntü; Haluk Ulusoy''un yeniden başkan seçilmesi halinde, yine aynı ekiple çalışacağı şeklindeydi! Çünkü, verilen mesajlar; bu doğrultudaydı. Federasyon başkanının bu açıklamaları Serdar Çakır ve Hilmi Ok''un prestijlerini "bir" kat daha arttırırken, kendilerine duyulan "güven" camia içinde de, hanelerine "artı" olarak kaydedildi. Bu, çok önemli bir gelişme. Bir müddet önce aralarında "soğuk rüzgârlar" esen Hilmi Ok ile Serdar Çakır, yeniden güçbirliği yaparken, seçimlerde hakemlerden gelecek "iki" oyun da rengi belli oldu! Hilmi Ok, her ne kadar "Artık yoruldum. Gençler, bayrağı devralsın" dese de; gelişen olaylar kendisini tekrar aynı koltuğa oturtacağa benziyor! Tabii, tüm bunlar Haluk Ulusoy cephesindeki gelişmeler. Genel Kurul''da sandıktan Ulusoy dışında bir isim çıkarsa; şemsiye tamamen tersine dönecek! Tüm bu hesaplar da; kâğıt üzerinde kalacak!

Önümüzdeki günlerde, bu sorunun cevabı daha da netleşecek. Bekleyip, göreceğiz...

KISA... KISA...KISA...KISA... * Geçtiğimiz hafta Adıyaman-Elazığ maçına atanan Ayhan Yücebilgiç, antrenmanda "sakatlandığı" gerekçesiyle son anda değiştirilmişti. Ne hikmetse; çok kısa sürede iyileşen Yücebilgiç, yarın oynanacak Denizli-Göztepe maçında düdük çalacak! Sezon sonuna doğru bu tip sakatlıkların "artması" doğrusu ya; kafaları karıştırıyor! * Hilmi Ok ve arkadaşları, son 10 yılı 1. Lig''de olmak üzere tam 18 yıldır hakemlik yapan ve jübilesine çok az bir zaman kalan Serdar Çakır''ı "giderayak" hatırladı! Ligin en tecrübeli hakemlerinden olmasına rağmen, ilk kez 1994 yılında yine bir F.Bahçe-Beşiktaş maçında düdük çalan Çakır, tam 6 yıllık bir aradan sonra "tarihindeki" ikinci derbisini yönetecek.

* Artan olaylar ve şiddet, Futbol Federasyonu''nun gözünü korkuttu... MHK''dan Play-off ve 2. Lig maçlarına daha fazla önem vermesini isteyen Haluk Ulusoy ve arkadaşları, bitime 2 hafta kala tecrübeli düdüklere görev verilmesini isteyince, "kafa" isimler sahne aldı.

* Bu sezon üst klasmana yükselen diğer arkadaşlarına göre "silik" bir görüntü çizen Giresun Bölgesi hakemi Hamdi Köse, tam 16 haftalık bir aradan sonra 1. Lig''de maça çıkıyor. Hilmi Ok''un "hemşehrisi" olmasına rağmen uzun süre kızakta kalan Köse, ligdeki 3. maçını yönetecek.