G.Saray''ın Türk Futbolu ve ülkemiz için göğüs kabartan başarılarının hakkını ödemeye kalkmak, şu günlerde birilerine dert oldu...
Neymiş efendim, bu başarıya prim verilmezmiş...
Haksız rekabet ortamı tesis edilirmiş...
En komiği de, F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor''a haksızlık edilirmiş...
Bunları söyleyenleri insafa davet etmek gerekiyor...
G.Saray''ın hakkını korumak yerine, diğer üç büyüğün avukatlığını yapmak daha kolaylarına geliyor...
Yani başarıyla yoğurulmuş takımı bırak, tribündeki seyircisini her maçta fıtık eden takımların savunmasını yap...
Elinsaf... Elinsaf...
* * *
Tarih 9 Mart 2000
Türkiye Gazetesi''nde "G.Saray''a
KIYAK gerek" diye bir yazı yazmışız..
Türk basınında ilk bu işin öncülüğünü yaptığımız için gurur duyuyoruz...
Bakın ne demişiz o günkü yazımızda:
"Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, şu günlerde hükümetimize düşen en büyük görev,G.Saray''ın başarısından faydalanmak ve bunun için ona destek çıkmaktır...
Trilyonlar harcayıp, broşürler, tanıtımlar ve özel geziler düzenleyerek, Türkiye''nin bir cennet olduğunu anlatabilmek ve adımızı dünyaya duyurabilmek için çırpınan Turizm Bakanlığı bu bütçesinin yüzde birini G.Saray için kullansa, bakın nasıl turizm patlamasıyla karşı karşıya gelecektir...
Türkiye şu günlerde, G.Saray sayesinde daha iyi tanınıyor...
Bu başarıyı koz olarak kullanmak, Turizm Bakanlığı''nın neden işine gelmez ki ?
* * *
Propagandamızı en iyi yapan bir kulüp olan G.Saray''ın AB yolunda büyük faydasını görecek olan Türkiye, bunun bedelini de ödemek zorundadır...
Borç içinde kıvranan yüz akımız G.Saray''ın derdine çare olmak, her Türk vatandaşı gibi Hükümetimiz''in de asli görevlerinden biri olmalıdır...
Zamanında Naim Süleymanoğlu için Bulgaristan Hükümeti''ne 1,5 milyon dolar rüşvet veren rahmetli Özal, Naim''in büyük başarıları sonucu, inanılmaz bir Türkiye propagandası yaptı...
Türk Bayrağı, Naim geldikten sonra, Olimpiyat''la#da, Dünya Şampiyonaları''nda, Avrupa kürsülerinde gururla dalgalandı...
Verilen rüşvet, milyonlarca defa kendini amorti etti ve onbinlere katladı...
* * *
Evet, 9 Mart 2000 yılında böyle demişiz...
O zamanlar kimseden bir itiraz gelmemişti...
Ama şimdi, her güzel şey, her güzel başarı çabuk unutuldu ve "Ben de G.Saraylı''yım" diye bayrağı kapıp UEFA Kupası finalini seyreden, sokaklara düşen F.Bahçeli''si, Beşiktaşlı''sı, Trabzonsporlu''su kıskançlık krizine girdi...
G.Saray''ın inanılmaz, muhteşem başarısının bir bedeli muhakkak ki olacaktır...
Bir takım medya, demin de dediğimiz gibi, kıskançlık krizleri içinde, şimdi hükümetin yapacağı maddi desteğe takoz olmaya çalışmaktadır...
F.Bahçe basın sözcüsü Atilla KIYAT, G.Saray''a yapılacak "KIYAK''a" ilk itiraz eden kişi olmuştur...
Ya, G.Saray sayesinde Şampiyonlar Ligi''ne gidecek olan Beşiktaş''ın yöneticisi
Erol Kaynar''ın saçma sapan sözlerine ne demeli.
"Bizim ödediğimiz
vergiler G.Saray''a verilemez" diye haykırıyor...
Bakalım transfer ayında
futbolcu ve teknik adamlara ödediğiniz bedellerin kaçta birini Futbol Federasyon''una gerçek diye göstereceksiniz...
* * *
Başarıyı bu denli kıskananlar şunu çok iyi biliyorlar...
G.Saray''ın bu trendini yakalamak, onların bu anlayış ve düşünce içinde gerçekleştirebilecekleri bir olay değil...
Öyleyse tek çareleri var...
UEFA Şampiyonu G.Saray''ı dağıtmak...
Daha doğrusu, dağılması için çanak tutmak...
Görürsünüz ve de mutlu olursunuz o zaman...
Türkiye sınırları dışından tös tös döndüğümüzü...
Sadece rüyanızda görürsünüz UEFA Kupası''nı, Şampiyonlar Ligi''ni...
Görürsünüz, dünya basınında çarşaf çarşaf bir Türk takımının adını, başarılarını her gün okurken, bir zayi ilânı kadar kendinizden bahsedilmemesinin ezikliğini...
Eğer sizlere G.Saray kıskançlığı mutluluk getirecekse, bildiğiniz yolda yürümeye devam edin...
Bakalım hangi savaştan açık alınla çıkabileceksiniz...

