Kaydet
a- | +A

Çabuk unuttuk 17 Ağustos''u, 12 Kasım''ı... Çabuk unuttuk, günde ortalama 50 kişiyi kurban verdiğimiz trafik terörünü... Çabuk unuttuk, çıra gibi yaktığımız hektar hektar ormanlarımızı... Ve çabuk unuttuk, gencecik evlâtlarımızı, terörün kökünü kuratacağız diye yitirdiğimizi... Bunca olumsuzluklara, onca badirelere rağmen Türkiye''mizi hep cennet gösterdik... Geçen sene, üste para vererek getirdiğimiz turistlere, bu sene nasıl kazık atarız hesapları yaptık... Otomobil satışlarını patlattık, enflasyona tokatı şaklattık ve cümle âlemi hasetinden çatlattık...

Biz, yoklukta bile gülmesini, doymasını, yaşamasını bilen bir milletiz... Var mı bize yan bakan ha, var mı ? * * * Avrupa Futbol Şampiyonası''nda bile küçük bir mutlulukla gökyüzünde bulutların üzerinde dolaşan biz, şimdi Avrupa''nın elindeki yıldızları birer birer Türkiye''ye getirmek için kıyasıya savaş veriyoruz... Bir yanda F.Bahçe''nin yıllardır unutamadığı şampiyonluk acısı, bir tarafta 16 yıllık Süleyman Seba efsanesini "Allem-kallem" emekli eden Serdar Bilgili''nin rüştünü ispat etme çalışması, diğer yanda da G.Saray''ın yoklukta bile "Hacıağa" gibi para saçma yarışı,Türkiye''yi dünyada cazip ülke haline getirdi... Dolar ve mark yarışı milyonlarla ölçülemez hale geldi... "O alır da ben alamaz mıyım" anlayışı ve taraftara sözde şirin gözükme hevesi yüzünden, "Etimiz ne budumuz ne" hesabını yapmadan, bonkör bir devlet görüntüsü içine girdik... Türkiye bir cennet ya... Kim cennete gelmek istemez... Ver milyon doları, getir Türkiye''ye "Amcaları..." * * * Futbol yaşantısının son demlerinde, böylesine bir piyango ile gençlik aşısı enjekte edilen Rumen''i, Yugoslav''ı, İsveçli''si, Şili''lisi, Hırvat''ı, Sırp''ı yeni oyuncak alınan çocuklar gibi şen... Doların cazibesiyle kandırılan, otuzun üzerindeki emekli "Futbol amcaları" sanki bizim futbolumuza renk katacaklar... "Bir atımlık" barutlarını patlatacaklar diye, göreceksiniz bir sezon bekleyeceğiz... 6 trilyona 3 yıllığına alınan 33 yaşındaki Andersson, Trabzon''un bir yıllığına 2 milyon dolar teklif edip, yolunu beklediği 33 yaşındaki Zamorano, G.Saray''ın renklerine bağlamak için çırpındığı yine 32''lik Boksic, söyler misiniz Türk futboluna ne katkıda bulunacak? İstanbul''un üç büyükleri ve Anadolu''nun geçmişteki kralı Trabzonspor, bir acayip yarışın içine girdiler bir kere... Kimin parası kime gidiyor? Bu kadar dolar nereden bulunuyor? Amaç günü kurtarmak mı, yoksa geleceğe yatırım yapmak mı? Bu yanlış hesap içindeki büyükler, birer acemi esnaf gibi iflâslarını kendi elleri ile hazırlıyorlar... Aldıkları "Amcaların" yarısı ellerinde kalacak yaşta... Sanki bunların her biri, birer "Hagi" gibi çıkacak Yazık verdiklerine, yazık anlayışlarına... * * * Türkiye bir para cenneti ya... Birazcık da göz boyamak için, Trabzonspor tüm yabancılara imzaları, başkan Mehmet Ali Yılmaz''ın Antalya Beldibi''ndeki Zigana Tatil Köyü''nde attırıyor... Buraya düşen yabancı futbolcular, Türkiye''nin her yerinin huri gibi kızlarla dolu olduğunu sanıp, dolarların hatırına basıyorlar imzayı... Ondan sonra da, tut bunları Trabzon''da bakalım... Oynamamak için ve kaçmak için direniyorlar da direniyorlar... F.Bahçe ise bir başka âlem... "Geleceğin takımını kuracağım" diye fetva veren Mustafa Denizli, 33 yaşındaki Andersson''a kurtarıcı diye sarılıyor... Andersson''a verilen 6 trilyon F.Bahçe''yi kaç yıl mutlu edecek? Bu paranın yarısı alt yapıya, bir parçası, para diye kıvranan boksa, dışlanan basketbola, görmezliğe gelinen voleybola ayrılsa, daha isabetli karar verilmiş olmaz mı? Ama Denizli, hem günü, hem de kendini kurtarmak için, mecbur kaldığı harcamaları yönetime bol keseden yaptırıyor... * * * Bir tarafta büyüklerin bitmek bilmeyen adam alma hırsı, diğer yanda işin başka bir ticaretini düşünen G.Birliği, G.Antep gibi takımların uyanıklığı... Seneye ucuza aldıklarını İstanbul''a postalamak için can atan Anadolu''nun uyanık takımları, şimdi federasyonun 5+2''yi çıkarmasını bekliyor... Ellerini ovuşturarak gün sayanlar, haksız da değiller hani... Burası bir cennet... Ama sahte, ama geçici bir cennet... Gelen yabancıların ayaklarının altına kırmızı halılar değil, milyon dolarlar yayarız biz... Onları önce tatil beldelerinde ağırlar, sonra da havuzlu villalarda konuk ederiz... İstediğimiz çok bir şey değildir onlardan... Aldıklarının karşılığını değil, emekliliklerinin hakkını versinler yeter... Vergi sormayız, yemeyiz yediririz, yatmayız yatırırız... Biz misafir severiz.... Onların varlıkları yeter bize... Hoşgeldiler, şeref verdiler...

E-mail: narkan@tg.com.tr