Kopenhag''da değil, İstanbul sokaklarında dolaştırmaktan yorgun, bitap düşürdüğümüz G.Saray, dün munis bir aslan gibiydi...
Sanki pençelerinin gücü gitmiş, yerine avına merhamet yüküyle dolu okşamalar kalmıştı... O Avrupa''yı titreten duruşu, rakibin yalvarmaları karşısında trafik memurluğuna dönüşmüştü... İstanbulspor, zorun bu kadar kolay olacağını rüyasında görse inanmazdı... Burası Türkiye... Burada kimlerin ne zaman köşe döneceği, kimlerin günü kurtaracağı asla belli olmaz... Biz yine de G.Saray''ı bağrımıza basmak zorundayız... Onun bizim yüreğimize su serpmesi, Türk''ün adını zirveye taşıması, tüm eksilerini artı yapmaya yeter de artar bile... * * * UEFA Kupası ellerinde, sütten çıkmış ak kaşık gibi bembeyaz giysileriyle gecemizi baştan renklendirmişti Cimbom... Kaptan Bülent''in elinde kupa, Hakan Şükür''ün kucağında kızı Zeynep Sude... Hagi, Ergün, Suat hepsi birer çocuk kapmış, Ali Sami Yen''de bir aile tablosu sergilemişlerdi... Yalnız kupalarla, zaferlerle karnı iyice doymuş taraftar, nedense beklenen coşkuda değildi... Dut yemiş bülbül gibiydiler... Oysa tertemiz kıyafetleri içinde kendilerini selamlayan takım, UEFA Şampiyonu''ydu... Demek ki, doygunluk da çok kötü bir hastalıkmış... Seneye hiçbir kupa, bu taraftarın suratını pek güldüreceğe benzemiyor... * * * İstanbulspor maça çıkmadan önce can derdindeydi... Ama dakikalar ilerledikçe kafesinde uslu uslu oturan aslanı görünce derin bir "oh" çekti... İlk yarıda kendisine sunulan ikram paslara inanamadı önce... Hatta tıngır - mıngır attıkları gole bile sevinemediler... Bir Okan''ı görmeliydiniz... Karşısında ağabeyi Fuat''ın kaptanlığını yaptığı takım için en merhametli G.Saraylı''ydı... Bütün bu gördüğümüz nezaketleri, yine de Galatasaray''ın yorgunluğuna verdik... Onların asla yorulduklarına inanmasak da... Aslan''ın asla merhameti olmadığını bilsek de... Bu G.Saray''a "kıyak" geçti yakıştırmasını, tüm yaptıklarının hatırına görmezliğe, duymazlığa geldik... Günahları boyunlarına...

