Kaydet
a- | +A

Tarih 17 Kasım 1999 Çarşamba... Türkiye''de "Spor Yazarlığı" yapan herkesin unutmaması gereken bir gün... Yer Bursa Atatürk Stadı... A Milli Takımımız''ın Avrupa Şampiyonası Finalleri için vize aldığı gün... Türkiye''nin sokağa döküldüğü, sevinçten F.Bahçeli''si, G.Saraylı''sı, Beşiktaşlı''sının birbirine sarıldığı gün... Tüm kötülüklerin unutulduğu, tüm olumsuzlukların üzerine sünger çekildiği gün... Bizlerin, basın tribününde bile, ilk defa bir büyük coşkuya kendimizi kaptırıp, elimizde ay-yıldızlı bayrak, türküler, marşlar söyleyip, sarmaş dolaş olduğumuz gün..... Ama o da ne... Milli Takımımız''ın hocası Mustafa Denizli, bizim tribün önüne geliyor ve herkesin bildiği bazı el kol hareketleri yapıyor... Yüzündeki ifadede, bir kin ve öfke var... O sırada uzatılan mikrofona söyledikleri yenilir yutulur cinsten değil... "Bu zafer, içimizdeki İrlandalılar''a da armağan olsun" Evet, Denizli bu sözleriyle bir kaç arkadaşımızı kasdetmiş olabilir, ama işin gerçeği, bu taş, basının üzerine atılmıştır... Taştan bir kaç kişinin nasibini alması dışında kayıtsız kalınmış, olay basit bir beyan ve tribüne yapılmış sıradan bir olay gibi algılanmıştır... Aradan geçen günlerde biz isterdik ki, Mustafa Denizli bir anlık gaflet ve öfke içinde söylediği ve yaptığı hareketlerden dolayı Türk Spor Yazarları''ndan özür dilesin... Birinden ikisinden değil... Tümünden özür dilesin... Ne yaptı Mustafa Denizli, Hıncal Uluç''un evine gitti, boynuna sarıldı... Erman Toroğlu''yla bir televizyon programında, sanki daha önce aralarında hiç bir soğukluk esmemiş gibi "Mustafa''cığım, Erman''cığım" muhabbeti yaşandı... Ve sonunda Mustafa Denizli''nin "İrlandalı yakıştırmasını üzerine alınanlar" sanki bu basit bir olaymış gibi arkalarını döndüler ve işin içinden tereyağından kıl çeker gibi kaçıverdiler... * * * İşin buraya kadar olanı, yenir yutulmaz ama, hadi yuttuk diyelim... Bakın, biz spor yazarları ne yaptık... O bize öfke kusan, gözleri çakmak çakmak hakaret eden, bazılarımızı İrlandalılar''a benzeten Mustafa Denizli''ye "1999 Sportif İletişim Ödülü" verdik... Yâni lâfı açarsak, bu ödül basınla 1999 yılı içinde en iyi iletişimi kuran, dostane yaklaşımlarla sevgi ve saygıyı gösteren kişiye lâyık görülen ödüldür... Gerçi, bu ödül, Denizli''nin basına "İrlandalılar" yakıştırması yapmasından önce lâyık görülmüştür... İyi güzel de o zamana kadar gerçekten spor adamlarıyla bir problemi olmadığı için verilen bu ödül, Bursa Atatürk Stadı''nda basın tribününe öfkeli bakışlarla "Aranızdaki İrlandalılar''ı da yendik" diyen Denizli''den, verilmeden geri alınamaz mıydı? Gönül isterdi ki, bizim yapamadığımız bu düzeltmeyi Denizli yapsın... Deseydi ki "Bana ilkini takdim ettiğiniz bu ödüle ne yazık ki lâyık değilim... Ağzım bozuldu, kolum istemeyerek sizlere uzandı...Beni mâzur görün" İşte o zaman unutmak istemediğimiz, ama unutmak zorunda kalacağımız bir enstantane silinir giderdi... * * * Şimdi korkuyoruz ! Avrupa Şampiyonası Finalleri''nde A Milli Takımımız''ın alacağı her galibiyette Denizli yine sahne alıp, yine değişik benzetmelerde bulunursa diye... "İçinizdeki Ermeniler''i de yendik" "İçinizdeki Yahudileri de devirdik" Sakın ola ki, o zaman Denizli''ye kızmayalım ve bozulmayalım... Peki ne yapalım? Başımızı öne eğelim ve bu lâfları da yutalım tane tane.. Ha Salkım Hanım''ın Taneleri, ha Mustafa Denizli''nin taşları... Belli olmaz, bir bakarsınız 2000 Yılı Sportif İletişim Ödülü''nü de kendisine lâyık görürüz... Şöyle gözümüzü kapatıp düşünüyoruz da... Galiba biz, her türlü hakarete lâyığız...

Eee Naci... "Karışma devletin işine, düşme zenginin peşine, boynunu kır, bak kendi işine..."