Kaydet
a- | +A

Leeds macerası biteli günler oldu...

Bizlere oraları haftalar öncesinden cehennem diye lânse edenler, ne yazık ki muratlarına eremedi...

Bekledikleri cinayetler işlenmedi, kanlar dökülmedi, vitrinler, arabalar parçalanmadı...

G.Saray tıpış tıpış gitti, işini bitirip

tıpış tıpış yurda döndü...

Cehennem dedikleri Leeds''de futbol adam gibi oynandı, alkış aldı...

Bazı beklentiler içinde olan meslektaşlarımızın ise iki elleri böğürlerinde kaldı...

Kafalarını duvarlara ne kadar vurdular bilemeyiz ama, demek ki her zaman her istedikleri olmuyormuş...

Mikserin kanatları öğütecek bir şey bulamayınca, kendileri çarkın içinde öğütülüp gitti...

* * *

Türkiye Gazetesi olarak arkadaşlarla yola çıkarken, herkesle helâlleştik...

Hâttâ ailemize sözlü vasiyetimizi bile bıraktık...

Kafamızda hep, bizi nasıl parçalayacaklar, nasıl popomuza tekme vurmak için bahaneler arayacaklar hep bunları düşündük...

Hani İngilizler vahşi ya, onlar kasap ya, bizleri kuşbaşı yapacaklar ya...

İşte bu duygular içinde önce Manchester''e indik...

Gümrük kontrolünde başımıza gelebilecekleri düşünmekten beynimiz yorulmuştu...

Ama o da ne?

Bir sivil polis, bizlerin Türk gazeteciler olduğunu öğrenince, öylesine ilgilendi ki anlatılamaz...

Bizlerle Türkçe konuştu, işlemler konusunda yardımcı oldu ve sanki bizi yerlere eğilerekten içeri buyur etti...

Hâttâ maçın skorunu sorduğunda "Beraberlik kokukuyor" dediğimizde üstelik "Yoo... G.Saray Leeds''i yener" diyecek kadar tevazu bile gösterdi...

Manchester''den karayolu ile Leeds''e yaklaşırken içimizde hâlâ endişeler kıpır kıpırdı...

* * *

Aaa... Baktık Leeds''de de her şey "Berkemâl."

Bizim televizyon kanalları, Elland Road Stadı''nın çevresinde otağ kurmuşlardı...

"Bir olay olsun" diye dua ediyor gibiydiler...

Ama bekledikleri hiç bir kargaşa çıkmayınca, bu defa kendileri senaryolar kurmaya başladılar...

Bakın bir büyük televizyon yöneticisinin anlattıklarına:

"Bu akşam Leeds Meydanı''ndan yayın yapacağız... Elli kişi kadar adam topladım... Meyhaneler de tam yakınımızda... Bir olay çıksa diye dua ediyorum"

Bir başka televizyon genel yönetmeni ise çığlık çığlığa bağırıyordu:

"Bana Leeds formalı bir kaç kişi bulun getirin... Para pul, ne ise bol keseden verin."

Hepsinin bir beklentisi, hepsinin belli bir amacı vardı...

Olay... Olay... Olay...

* * *

Maç esnasında, biz gazetecilerin yeri Leeds taraftarlarının en arkasıydı...

Aramızda sadece bir sıra sivil polis barikatı vardı...

Bizleri korumak için adeta kalkan olan Leeds polisi, büyük bir dikkat içinde herkesi kontrol altına almıştı...

Devre arasında, yiyeceğimizi, içeceğimizi ayaklarımıza kadar getiren Leeds polisiydi...

Maç bitimi hepsinin ellerini tek tek sıktık, teşekkür ettik...

Sanki iki büyük dostun ayrılık anı gibi, duygusal anlar yaşadık..

Staddan ayrılırken son dakikaya kadar hep yanımızda oldular....

Teşekkürler Leeds polisi, teşekkürler İngiltere...

İçimizde mutlu olanların yanında, yüzleri asık olanlar da çoğunluktaydı...

Bunlar kameralarına olay, kavga, kan yansıtamayan televizyon kanallarıydı...

* * *

İşin esas tuhaf yanı ise, sporla fazlaca bir yakınlığı olmayan, değerli köşe yazarlarımızın ve yönetmenlerimizin, boylarından büyük işe kalkışmaları oldu...

Her gün yazılarını zevkle okuduğumuz üstadların, maç kritikleri ise tam bir fiyaskoydu...

Buram buram acemilik kokuyordu çoğu...

O usta bildiklerimiz, sanki iki kelimeyi bir araya getiremeyen kimliğe bürünmüşlerdi...

Hele, bir kaç televizyonun yönetmenleri ve müdürleri, ellerindeki kameralarla hava atmazlar mı ?

Şimdi sayın yönetmenlere sesleniyoruz...

"Eğer sizlerin çektiği o görüntüleri, kameremanlarınızdan biri çekse ne yapardınız?"

Söyleyelim...

Derhal kovardınız...

Hem de tekme tokat...

* * *

Leeds seferinin, bazı gerçekleri gösterdiği için bizde ayrı bir yeri olacak...

Bir defa herkes bildiği işi yapacak, bu bir...

Sadece sansasyon için G.Saray''ın peşinden Leeds''e gelenlerin elleri işte böyle boş kalır, bu iki...

Bazıları, ne kadar usta, ne kadar isim babası olsalar da, spor yazmanın kolay bir iş olmadığını anladılar, bu üç...

Demek ki, her işin bir erbabı var...

Bizler yine de, siyasi üstadlarımızı zevkle okuyacağız...

Tiryakiliğimiz devam edecek...

Taa ki, bir defa daha spor yazıları yazmayıncaya, amatör kameraları ile o çirkin görüntüleri çekmeyinceye kadar...