Kaydet
a- | +A

Şampiyona öncesi, buralara gelmek için elemelerde kazandığımız maçlarda bile, bazı olumsuzlukları belirtirken "Öküz altında buzağı" aramıyorduk... Sadece, gerçekleri ve gördüklerimizi "İrlandalı" yakıştırmalarına rağmen dobra dobra söylüyorduk o kadar...

Almanya''yı Bursa''da yenerken, şansımızın bol olduğunu, Moldova''yı 2-0 devirirken işin ikinci maçta zorlaşacağını hatırlatmıştık... Çünkü biz, daha iyi futbol, daha iyi taktik uygulayacak bir ekiptik...

Yine de her şeye rağmen Avrupa Şampiyonası Finalleri''ne kaldık... Peki ne yapacaktık bu şampiyonada ? Denizli''ye göre ilk etapta 9 puan toplayacak, finale kadar yolumuza devam edecektik... 16 takımın ne kadar şansı varsa, hocamıza göre, Türkiye''nin de şampiyonlukta öylesine şansı büyüktü... Çünkü o, takımına güveniyor, inanıyordu... * * * Finallere katılmanın bir bedeli olduğunu, milli futbolcularımızın "jip+prim" diye yeri göğü inletmelerinden anladık... Ay-yıldızlı formayı giyme şerefine erişmeleri, demek ki onların primi değilmiş... Bu işin raconu, yaklaşık yüz milyar liradan açılıyormuş... Jipler, cebren ve hile ile kapılırken, doğrusunu söylemek gerekirse, tüyü bitmemiş yetimden tutun, aklı başındaki sporseverin gözleri kalmıştı bunda.. Böylesine şımartılan milliler, tabii ki Avrupa Şampiyonası''nda bir yerlere gelirken "Prim prim" diye tempo tutacaklardı mutlaka... Nitekim, çeyrek finale kalma yolunda son engel olan Belçika karşısına çıkarken, 3 milyon dolar prim kendilerine lâyık görüldü... Hani, yaramaz çocuklar bazen babalarından bir avanta koparmak için topuklarını yere vururlar ya... İşte, bizim ay-yıldızlı aslanlarımız da buna benzer tutumları ile federasyondaki babalarını kandırdılar... Prim koparıldı, iki maçta 65 milyona kurdeşen döktüren futbolcular, Belçika karşılaşmasında "Nişadırlı" gibi yerinde duramadılar... * * * Her ne kadar "Öküz altında buzağı" aramasak da, bu prim işine, zafere rağmen bizim kafamız basmıyor... Şimdi, Portekiz karşısında yarı final yolu arayacak millilerimiz için verilecek prim 6 milyon dolar... Olur ya... Bir de finale kalırsak 10 milyon dolar... Eee, buraya kadar gelmişken bir de Avrupa Şampiyonluğu... Her halde onun primi de 50 milyon dolardan başlayacak... Belki çoğumuz "Şampiyon olsunlar, onlara 50 milyon dolar helâl olsun" diye itirazda bulunacak... Keşke şampiyon olsak... Keşke, Avrupa''nın tepesinde "Kral" gibi dursak... Bunun sevincini yıllar boyu kutlarız... Amma... Parayla saadetin karşısındayız... Kimin parasını, böyle bonkörce saçıyoruz? Türkiye''de milyonlarca sıkıntı içinde boğulan insan varken... İyi güzel de, hazırlık maçlarında bile 4''er, 5''er gol yiyen millilerimize, hayatlarında hiç ceza kestik mi ki, iş vermeye gelince "Bol kepçe" dağıtıyoruz...

* * * İsterdik ki, Avrupa Şampiyonası Finalleri''ne giderken "jip" diye tutturanların ağızlarından şimdi bazılarımızı "Vatan haini" diye itham eden sözler çıkmasaydı... Basının hakkını inkâr etmeselerdi... Eğer bugün, çeyrek final kapısı açılmışsa, yanlış yapanları eleştiren ve onlara yol gösteren basını kimse yok farzetmesin...

Hakan Şükür, iki gol attıktan sonra "Vatan hainleri" sözcüğünü keşke hiç kullanmasaydı... Sanki, döküldüğü İtalya ve İsveç maçlarında "Vatan haini" dedikleri, onu aynı sözlerle mi aşağılamışlardı ki... Dünya basını, ilk iki maçta bizi "En kötü takım", Hakan Şükür''ü de "En kötü futbolcu" seçerken bizler mi etkili olmuştuk... Yoo... O iki maç, bizim için bir "Hiç"ti... Bazı gerçekleri görmeden, hataları kabul etmeden, belki şampiyon bile oluruz ama, gönül ister ki, yiğidin hakkını mutlaka vererek bir yerlere gelelim... Yiğidin hakkı, 3 milyon, 6 milyon, 10 milyon, 50 milyon dolar değildir... Yiğidin hakkı, göğsünde taşıdığı "ay-yıldızın" şerefidir... Yiğidin hakkı, 65 milyonun duasıdır... Milli formayı giyen her futbolcu, cebi için değil, bayrağı için savaşmalıdır... Ama iş öyle hale getirildi ki, milli maçlarda artık parasız, jipsiz, milyon dolarsız saadet olmuyor... Günümüzde, federasyonun verdikçe veresi, millilerimizin de, aldıkça alası geliyor...

E-mail: narkan@tg.com.tr