Türkiye''de gündemler fırıldak gibidir... Bir bakarsınız, en sıkıntılı olaylar, bir başka olayı tahtından etmiş, yerine oturmuş... Aslında fındık kabuğunu bile doldurmayan maddeleri, günlerce manşetlerden, televizyon ekranlarından indiremezsiniz... Bu bir nevi vatandaşı afyonlama politikasıdır... Geçim sıkıntısını, trafik keşmekeşini, eğitim yalanını, sağlık meselesini, emeklinin çilesini unutturup "Memleketi idare ediyoruz" politikasını sıcak tutarak gündemi çarpıtmaktır...
* * * Okullar açıldı... Ama ne açılmak... Kitap yok, öğretmen yok, dersane yok... Ama hâlâ, "8 yıllık temel eğitim" rayına oturdu beyanatları veriledursun... İki gün önceki Türkiye Gazetesi''ndeki haberi okudunuz mu ? Giresun''un Tirebolu ilçesine bağlı Sultan Köyü''nün Aşapçuk mahallesinde oturan çocuklar, okullarına gitmek için, yerden 500 metre yüksekliğinde, bir kilometrelik ilkel teleferiği kullanmak zorundalar... Binbir tehlike içinde... Bu daha basit bir örnek... Okulu olmayan köyleri, okulu olup da öğretmeni bulunmayan yerleri sayarsak sütunlar yetmez... * * * Biliyorsunuz, 2008 Olimpiyatı''na talip olduk... Bu ilk değil, son da olmayacak her halde... Daha önce, iki defa boyumuzun ölçüsünü aldık... Hani tesisle değil, maketle talip olduğumuz olimpiyatlardan boynumuz bükük döndüğümüzü çok çabuk unuttuk... Bu işin başındakiler, inatla bir olimpiyatı İstanbul''a getirmek için çabalıyorlar... Allah uzun ömür versin... O yaştaki insanları bu azimlerinden dolayı kutlamak gerekir... Aralarına hiç bir parlak zekâlı genci almadan, dünyalarına kimseleri sokmadan, yeni fikirlere, yeni projelere kıymet vermeden "Olimpiyat" diye tutturuyorlar... * * * Demirel zamanında çıkarılan 3796 sayılı yasa ile yıllardır Türkiye''yi tanıtmak için trilyonlar su gibi harcanıyor... Bu yasanın 11. maddesine göre, Spor Toto hasılatının yüzde biri, Milli Piyango İdaresi''nin bir önceki yıla ait safi hasılatının yüzde beşi, at yarışlarının büyük bir bölümü (01.01.2000-27.08.2000 tarihleri arasında olimpiyat fonu olarak 3 trilyon 300 milyar kesildi) oluk oluk Olimpiyat Komitesi''ne akıyor... Bu paralarla neler yapıyorsunuz diye sormaya sakın kalkmayın... Size verilecek cevap "Kör müsün?" olur... Evet biz gerçekten körüz... Yıllardır yılan hikayesine dönen Olimpiyat Stadı''nı görmüyoruz... Bir yıl önce uluslararası yüzme şampiyonası yapılan havuzumuzun fayanslarının döküldüğünü gördüğümüz için "Körüz" biz... Sanki onlarca atletizm pisti var da, bunların farkında değiliz... İstanbul''un trafik sorununu niye mesele yapıyoruz ki?.. Ali Sami Yen''deki bir maça 5 dakikada Ataköy''den gidemeyen şoföre, şoför demez Olimpiyat Komitesi... * * * Şimdi bunları yazıyoruz diye, bizi kimse "Olimpiyat düşmanı" ilân etmesin... Bir güzelliğe talip olurken, ortada dolanan çirkinlikleri kaldırmalıyız... Para var, pul var, imkân var... Ama bir olimpiyata nasıl tâlip olunur, bunun hesabını dört dörtlük yapan yok... Geçmişten ders almadan, aynı hataları işlemeye hazırlandığımız şu günlerde, görünen o ki, yine boynumuz bükük kalacağız... Çünkü, halledilmesi gereken çok işimiz var... 8-10 kilometrelik metroyu 10 yılda bitirmeyi gurur verici olarak gördüğümüz sürece... Merter, Harbiye, Vatan Caddesi''ndeki "Travesti pazarlarını" bildiğimiz halde kaldıramadığımız sürece... Simitçi ve diğer satıcı tezgâhlarını toplamayı "Belediyenin zaferi" olarak anlattığımız sürece... Trafik sıkışıklığını korna sesleriyle süslediğimiz sürece... Stadlarımıza bayan tuvaleti koymayı düşünemediğimiz sürece... Bilgisayar çağını yakaladığımızın farkına varamadığımız sürece... Bizler 21. asırda, taş devrini yaşar, dar çerçevede, kendimize geniş alan açmaya çalışır ve bol palavralı, aydınlık günler beklentisi içine girer, sonunda da "Hem ayrandan, hem bayramdan oluruz!"

