Kaydet
a- | +A

Türkiye''de haftanın maçlarını izleme şansınız sadece insafa kalmış...

Yayın hakkını tekelinde bulunduran kuruluş, gönlü isteyecek maç görüntülerini diğer televizyon kanallarına verecek...

Ya da keyfi şekilde "Benden başkasına ekmek yok" diyerek, sporseverleri kanalında esir edecek...

Bu insana "Filistin askısı mı yoksa falaka mı?" sorusuyla eşdeğer birşey...

Hukuk, kanun, insaf hak getire...

Burası Türkiye ve burada kanun yapıcının değil, kendince kural koyucunun borusu öter...

***

Hıncal Uluç geçenlerde bir yorumunda Jardel için bir benzetme yapmış:

"Bu adam selvi ağacı gibi... Atılan toplar çarpıyor gol oluyor."

Hıncal Uluç''un kalemine diyecek yok...

Futbolu en iyi yorumlayan, gerçekleri dobra dobra söyleyenlerin başında gelir...

Öyle ki, can dostu Mustafa Denizli''yi bile, gerektiğinde en acımasız şekilde eleştiren de odur...

Hıncal Uluç bu...

"Elma" da der, "Alma" da...

Keşke, her teknik adam, her futbolcu onun kaleminin ucuna takılsa...

Keşke, hepsi iyi veya kötü eleştirilerden nasibini alsa...

Onlar için unutulmaz anı olur Hıncal Uluç...

***

İşte o "Selvi ağacı" benzetmesi var ya Jardel için, bazılarına dert oldu nedense...

Star televizyonunun başına Pazar gecesi maçları izlemek için geçenler bu "Selvi ağacı" yüzünden kurdeşen döktü adeta...

Adamcağız bir benzetme yapmış, bunu ters ve düz algılayanların "Geyik muhabbeti" kulaklarımızı mahvetti, Pazar gecemizin canına okudu...

Takımlarımızın maçlarını bekle ki bekle...

"Selvi ağacı muhabbeti bir bitse de, görüntülere gelsek" diye otobüs durağında çiçek elinde sevgili çalımı yiyen insanlara benzedik...

G.Saray''ın son avukatlarından Tamburacı, "Selvi ağacı" mezarlık çağırıştırıyor diye Hıncal Uluç''a göndermeler yaparken, zamanında G.Saray için yaptığı en acımasız eleştirileri nasıl da unutuverdi...

Karşısındaki Ahmet Çakar ise "Selvi ağacı" benzetmesinin Jardel''in boyu ile ilgili olduğunu savunurken, gerçekten Hıncal Uluç''un anlatmak istediğini anlayan kişilerden olduğunu belirtiyordu...

***

Ve o Pazar gecesi, vatandaşın maçlardan görüntü bekleme hürriyetinin elinden alındığı çilekeş dakikalara dönerken, konuşmacıları susturmak zinhar mümkün olmadı...

Bıraksanız birbirlerine girecekler...

Kenarda bekleyen bir diğer ikili daha vardı ki, onlar gerekli açığı tam bulamadıkları için oltaya takılmadılar...

İşte milletin bir Pazar keyfi, televizyon ekranını gasp eden "Reyting avcıları" yüzünden çileye döndü bir defa daha...

Vatandaşa saygı nedir bilinmez...

Vatandaş adam yerine konmaz...

Vatandaş kabadayı ortamına çekilir hep...

Vatandaş koyun gibi görülür...

Vatandaş sadece devlet dairelerinde değil, bazen de televizyon başında kuyrukta bekletilir böyle...

Saygının mektebi yok...

Oysa bu mektebe, ortalıkta bu kadar saygısız "Fing" atarken öyle ihtiyacımız var ki..

E-mail: narkan@tg.com.tr