Kaydet
a- | +A

Hep dile getiriyoruz... Mesleğimizin, dibine sarmış muhallebi gibi tadının kaçtığını, yenilir yutulur cinsten lezzet olmaktan çıktığını adeta haykırıyoruz... Ama boşuna... Kendimiz yazıyor, kendimiz okuyor gibiyiz... Taş attıklarımız, bu mesleği, meslek kılığından çıkaranların pişkinlikleri, hep bizi yalancı çıkarıyor... Yine onlar revaçta, yine onlar kral, yine onlar "Gerçek gazeteci" birader... Adamlar bir de suratımıza öfke kusar cinsten bakmıyorlar mı, işte o zaman kahroluyoruz daha beter... "Ne olmuş futboldan, balık halinden, şoför kursundan gelmişsek... Sizin yaptığınızdan daha iyisini yapıyoruz ya sen ona bak" diye tepemize balyoz gibi inen lâflar etmiyorlar mı? İşte o zaman, yaşarken bir daha ölüyoruz... *** F.Bahçe için "Futbolsuz galibiyetler alıyor" diye söyleniyorduk ya, son Denizli galibiyetinden sonra bazı sonradan doğma spor, pardon "Skor yazarları" yine meydanı boş buldu... "İşte Fener bu..." "Ohh be nihayet coştu..." diye manşetler ve yazı başlıkları atıldı... Elinizi vicdanınıza koyun ve öyle düşünün ne olur... F.Bahçe, Denizli maçında çok mu müthiş oynadı?.. Attığı ilk golün faul, son golün ofsayt itirazları, Lazetiç''in neden oyundan atılmadığı tartışılırken, bazıları çıkıyor ortaya yine ahkâm kesiyor... Çünkü onlar fanatik "Skor yazarları..." İlle de F.Bahçe için, küçük kıvılcımları alev yapacaklar ya... Doldur doldurabildiğin kadar... Ver aragazı... *** Televizyonlardaki kayıkçı kavgalarını izliyorsunuz... F.Bahçe''yi, G.Saray''ı, Beşiktaş''ı "Benim takımım" diye savunmaya alanların, basit kelimelerle yaptıkları söz düellolarını duyduktan sonra "İşte spor yazarlığının kalitesi" damgasını alnımızın tam ortasına basanlara hak vermemek imkânsız... Çünkü onlar, bizim âlemin tüm insanlarını bu "Kayıkçılar" ve "Aragazcılar" gibi görüyor... Ve lekelenen isimlerimiz "Amigoya" çıkıyor, hepimiz birer koro elemanı oluyoruz... Halı değiller ki, silkeleyip bu tozları atıverelim... Ağızları torba değil ki büzüverelim... Prim yapan onlar, sinir yapanlar ise bizler... Lâfa "Bizim takım" diye girmeyen gerçek emekçilerin, bunların âleminde yeri zaten yok... O yüzden kahrolmaya devam... *** Geçenlerde F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım''ın fotoğraflarını çeken foto muhabirleri öyle bir fırça yiyorlar ki sormayın... Sebep de Aziz Bey''in kravatsız oluşu... "Vay siz benim nasıl kravatsız fotoğrafımı çekersiniz" diye başkandan iyi bir fırça yiyen bir sürü arkadaşımız, arkasından da bir tehdit alıyor:

"Eğer gazete ve televizyonlarda kravatsız halimi görürsem, gerisini siz düşünün!.." Ve bizim fotomuhabirlerimiz Aziz Yıldırım''ın kravatsız fotoğraflarını gazeteye götürmüyor, çektiklerini de iptal ediyorlar... İşte böyle şahsiyetsizlikler, bu mesleği başkan yalakalığına döndürüyor... Birileri çıkıyor "Başkanım" diye söze başlıyor: "Sizin için dün yazdığım yazıyı okudunuz mu... Beğendiniz mi" diye yağcılık edebiyatı yapıyor... Şekip Hazar gibi doğruları yazan arkadaşlarımıza ise F.Bahçe tesislerine girme yasağı getiriliyor... Sonra da bizler çıkıyor ortaya feryat figan "Mesleğimiz elden gidiyor" diye yangın edebiyatı yapıyoruz... Aramızda böylesine yalakalar, kayıkçı kavgaları yapanlar, vıcık vıcık yağ kokanlar olduğu müddetçe, daha çok kahroluruz... Eskiden bu gibilere biz "Aragazcı" diyorduk... Şimdi onlar gitti, gaz pedalına dibine kadar basan "Tam gazcılar" spor ailemize katıldı.. Hoş geldiler... Eee... Hani boşuna dememişler: "Kokmuş ete, Bağdat''tan bile sinek gelir!.."

* E-mail: narkan@tg.com.tr