Yaz geldi, havalar iyice ısındı... Bu sıcak günlerde bir nebze olsun serinlemek isteyince, aklımıza iki şey gelir. Buz gibi bir su veya mis gibi meyve aroması ile tatlandırılmış bir külah dolusu dondurma. Ancak birçoğumuz ne kadar bunalsak da, özellikle sağlığımıza dokunacağı endişesiyle dondurmadan uzak durmaya çalışırız. Hatta çok sevdikleri halde, hasta olacakları korkusuyla çocuklarımızın dondurma yemesi bizi rahatsız eder. Ancak kesin olan bir gerçek var ki, dondurma, değişik besin türlerini bünyesinde toplayan, besleyici özelliği yüksek bir yiyecektir. Protein, karbonhidrat ve yağın yanısıra, A, B, C, D ve E grubu vitaminler açısından son derece zengin olan dondurmada ayrıca kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum, demir ve çinko gibi mineraller bulunmaktadır. Dondurma, hem yetişkinler hem de çocuklar tarafından sevilerek tüketilmesi dolayısıyla dengeli beslenme listesinde baş köşede yer almaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, çocuk beslenmesi yetişkin beslenmesine göre farklı özellikler taşımaktadır.
Bir çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesi için yalnız doğumdan sonraki aylarda değil, çocukluk çağının tamamında yeterli miktarda süt alması gerekiyor. Bir süt ürünü olan dondurma da çocuk beslenmesinde önemli bir görev üstleniyor. Çünkü dondurma karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve enerji bakımından sütten daha zengin bir gıda maddesi. Tabii, onların sağlıklı bir şekilde beslenebilmesine yardımcı oluyor. Eğer çocukların, yedikleri dondurmanın soğuğundan boğaz ve mide rahatsızlığına yakalanması gibi bir endişeniz varsa, dondurmanın üzerine onlara bir bardak ılığa yakın (soğuk olmayan) su içiriverin.
3 bin yıllık bir besin Dondurmanın tarihi 3 bin yıl önceye dayanıyor. İlk olarak Çinliler tarafından üretildiği belirtiliyor. Dondurmanın ülkemizdeki gelişimine bakarsak, uzun süre, pastane ve sokak dondurmacılığı çerçevesinde sınırlı bir şekilde üretildiğini görüyoruz. Ancak, çağdaş üretim tesislerinin kurulmasıyla birlikte ülkemizde de dondurma üretim ve tüketim alışkanlıkları değişti ve gelişti. Dondurmanın Romalılar dönemine ait ilgi çekici bir hikayesi anlatılır: Roma imparatoru Neron gladyatör dövüşlerini seyrederken kendisine lezzetli yemekler sunan çeşnicibaşları ödüllendirirmiş. Bir gün onlardan biri, dağın tepesinden aldığı karları bir kaba sıkıştırarak doldurmuş, toplamış. Kapta sıkışan karı, üzerine bal ve çeşitli meyve esansları dökerek imparatora sunmuş. Neron o güne kadar tatmadığı bu yeni yiyeceğe bayılmış. Ertesi gün köle ordusunu kar toplamak üzere görevlendirmiş. Daha sonra karın üzerine ezilmiş meyve ve bal dökerek belki de tarihin ilk dondurması yapılmış.
Su sağlıktır Bol miktarda sıvı alımı böbrek taşlarının oluşumunu engelliyor. Günde 8 bardaktan fazla su içen kadınların kolon kanserine yakalanma riski ise, içmeyenlere oranla yüzde 45 daha az. Mayo Clinic uzmanları, "Suyun önemini kavramak için vücuda yararlarını bilmek gerekir. Yağ miktarına bağlı olarak vücudumuzun yarısı ile 4/5''i arası suyla dolu. Beyinde yüzde 85, kanda yüzde 80, kaslarda ise yüzde 70 oranında su bulunuyor. Kısacası tüm vücut sistemlerinin çalışması suya bağlı" diyorlar.
Gün boyunca terleme, nefes verme, idrar yapma nedeniyle yaklaşık 5-10 bardak su kaybediliyor. Spor yapma, terleme gibi hararete neden olan diğer aktiviteler, sıcak ve rutubetli hava, sıvı ihtiyacını artırıyor. Uzmanların açıklamalarına göre su; 1. Vücut ısısını ayarlıyor. 2. Vücutta biriken zararlı maddeleri dışarıya atılmasını sağlıyor. 3. Hücrelere besin ve oksijen taşıyor. 4. Eklemlere destek sağlıyor. 5. Kabızlığı engelliyor. 6. Bazı toksinleri atarak böbrek ve karaciğerdeki yükü azaltıyor. 7. Vitaminler, mineraller ve diğer besinlerin çözülmesine yardımcı oluyor.
Hastalıklar ve çareleri
Nefes kokusu Tıp dilinde, "Halitosis" denilen nefes kokusunun sebepleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki sebeplerden kaynaklanır: * Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar. * Sigara ve akciğerlerle ilgili hastalıklar. * Burun veya sinüs hastalıkları. * Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı. * Kusma veya uzun süreli perhizler. Diğer taraftan, şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Her şeyden önce, ağız temizliğine çok dikkatetmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli; yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Her gün, temiz havada yürümek de çok faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında, bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi maksadıyla kullanılır. * 7 su bardağı suya; 1 avuç iyice yıkanmış maydanoz konup, kaynatılır. Günde 1 su bardağı içilir. Çiğ maydanoz yemek de aynı etkiyi gösterir. * 3 su bardağı suya; 1 kahve kaşığı biberiye konur. Kaynatılıp, süzülür. Her gün 1 kahve fincanı içilir. veya gargara yapılır. * 1 adet Hindistancevizi, ince ince kıyılır. Üzerine; 3 çorba kaşığı süzme bal dökülüp, macun haline gelinceye kadar karıştırılır. Günde 3 kere, birer çay kaşığı yenir. * 2 su bardağı sirkeye; 2 tatlı kaşığı süzme bal konup, pişirilir. Her gün, 2 kahve kaşığı yenir. * 5 diş sarmısak iyice ezilir. Üzerine 2 kahve kaşığı dövülmüş karanfil konup, macun yapılır. Her sabah, aç karına 1 kahve kaşığı yenir. * 1 tane turp yıkandıktan sonra rendelenir. Küçük bir kaba konur, üzerine 3 çorba kaşığı süzme bal ilave edilip, hafif ateşte pişirilir. Her gün 3 tatlı kaşığı yenir. * 1 dilim kara ekmek üzerine10 damla ardıç yağı damlatılıp yenir. * 1 bardak ılık suya; 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.

