Kaydet
a- | +A

Çeşitli imkansızlıklar yüzünden özellikle ilköğretim okullarımızın büyük kısmında, halk tarafından "sabahcı-öğlenci" diye adlandırılan "ikili eğitim" yapılıyor. Maalesef bu, eğitimimizdeki acı gerçeklerden biri... Tabii olan, 6-7 yaşındaki çocuklarımıza oluyor. Birçoğu, daha hava aydınlanmadan, uykulu gözlerle yollara düşüyor. Yataklarından adeta sürüklenerek kaldırılan bu miniklerin çok azı kahvaltı etmeye zaman buluyor. Büyük çoğunluğu ise "aç acına" okula gidiyor. Eğitimimizde her sabah yaşanan bu görüntüleri tersine çevirme imkanımızın olmadığı da bir başka gerçek. En azından şu anda böyle bir "sihirli değnek" yok... Yani çocuklarımız gün aydınlanmadan yataklarından kalkarak, kahvaltı bile etmeden, aç karınla okulun yolunu tutmak zorundalar. Ve tabii her şeye rağmen derslerinde başarılı olmaya mecburlar. Ancak burada, beslenme ve eğitim uzmanlarının sık sık hatırlattığı bir gerçek daha karşımıza çıkıyor: "Her sabah düzenli ve iyi kahvaltı eden çocuklar, okulda daha başarılı ve daha disiplinli oluyor." Bu konuda haber ajanslarından gelen bir haberi de vermek istiyoruz: "ABD''nin Baltimore ve Philedelphia kentlerindeki okullarda, bir araştırma yapıldı. Pilot bölge olarak seçilen üç okulda öğrencilere, her sabah besleyici özelliği yüksek tutulan, mısır gevreği, süt ve meyveden oluşan kahvaltı verildi. Kahvaltı yapma şansını elde ettikten sonra derslere giren öğrencilerin, derslerinde başarılı oldukları ve bu tip çocukların, öğretmenleri disiplin konusunda daha az uğraştırdığı görüldü. Kahvaltı yapan çocukların daha neşeli oldukları da araştırma sonuçlarından biri..." Bu haberleri okuduktan sonra çocuklara seslenip "Aman haaa... Siz siz olun, sabahları kahvaltı etmeden okula gitmeyin" desek hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü, yataktan adeta sürüklenerek kaldırılan ve yarı uykulu vaziyette giyinerek okulun yolunu tutan çocuğa "kahvaltının faziletleri"ni anlatmak imkansızdır. Bu sebeple biz, ebeveynlere, özellikle de annelere seslenmek istiyoruz:

Sevgili anneler... Çocuğunuzu okula aç göndermemek için elinizden ne geliyorsa yapın. Eğer kahvaltı yapacak zaman bulamıyorsa, siz ona bir şeyler yedirmenin yolunu bulmaya çalışın. Ne mi yapabilirsiniz? Mesela; akşamdan ve sabahleyin kaynattığınız bir bardak ıhlamuru ılık hale getirdikten sonra bir kaşık balla tatlandırıp içirebilirsiniz. Üzerine tereyağ sürüp biraz beyaz peynir veya kaşar koyarak fırına verdiğiniz bir iki dilim ekmeği de ballı ıhlamurun yanında yedirebilirseniz çok daha iyi olur. Çocuğunuz yarı uykulu gözlerle giyinmeye çalışırken siz bu yedirme ve içirme işini yapabilirsiniz. Bunda başarılı olamazsanız, çocuğunuza hiç değilse bir tane muz yedirmeye çalışın. Bu onu uzun süre tok tutacaktır. Unutmayın ki, başarının yolu tok karından geçiyor.

Hastalıklar ve çareleri Aşırı terleme Haddindan fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya skorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle, terlemenin asıl sebebini bulmak gerekir. Sinir bozukluğu veya fazla sıcaktan kaynaklanan terleme ve ter kokularını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır: * Sabahları, yıkanma suyuna 1 çorba kaşığı sofra tuzu konup, duş yapılır. * Koltuk altları, yatmadan önce hıyar kabuğu ile ovulur. Sabah, bol suyla yıkanır. * Vücudun terleyen kısımları, sirke ile ovulur. * 4 bardak suya, 4 çorba kaşığı kıyılmış enginar kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Günde, 3 kere birer kahve fincanı içilir. * 6 bardak suya; 2 tane orta boy patlıcan doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.

Kekemelik Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit konuşma bozukluğudur. Sebebi; ya sinir gerginliği ya da gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçeteler de faydalıdır: * 4 bardak suya; 1 tatlı kaşığı ufalanmış kedi otu ve 1 tatlı kaşığı ufalanmış göz otu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabah akşam, birer kahve fincanı içilir. * 1 çay bardağı süzme bala; 5 tane kuru papatya çiçeği ve 1 tatlı kaşığı kuru nane ufalanır. Macun haline gelinceye kadar karıştırılır. Sonra, 1 tatlı kaşığı kadar alınıp dilin altı ovulur, aynı işlem, her gün tekrarlanır. * 4 bardak suya; 1 tatlı kaşığı kekik ve 1 tatlı kaşığı hardal tohumu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır. Bu işlem, her gün tekrarlanır.

Ot deyip geçme Hatmi Genellikle sulak çayırlar ve dere kenarlarında yetişen hatmi, yaz aylarında pembemsi beyaz renkli çiçekler açar. Ülkemizde daha çok Marmara ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere tüm Anadolu''da bulunur. Kökünden, yaprağından ve çiçeklerinden ilaç yapılabilen hatminin kökleri sonbaharda topraktan çıkarılır. Suyla yıkanarak temizlenir. Dış kabuğu soyulur. Bütün olarak veya parçalara bölündükten sonra güneşte kurutulur. Hatminin yaprakları ise yaz başlangıcında toplanır ve kendi kendine kurumaya terkedilir. Çilekler de yapraklar gibi toplandıktan sonra temiz ve gölge bir yerde kurutularak depo edilir. Hatminin kurutulmuş kökleri, yaprakları veya çiçekleri soğuk suda birkaç saat bırakılarak içilir. Gargara yapılacak ise kaynatılması gerekir. Asparagin, müsilaj pektin, nişasta, uçucu yağ ve sabit yağ şekerler içeren hatmi, yumuşatıcı ve tahriş giderici etkiye sahiptir. Ağız ve boğaz iltihaplarında, gastritte, öksürükten ileri gelen solunum yolları tahrişlerinde cilt yaralanmalarında, yumuşatıcı ve tahrişleri giderici olarak kullanılabilir. Boğaza gargara yapılacaksa içine birkaç damla oksienli su katılması etkiyi daha da artırır. Hatminin diğer bir etkisi böbrekleri fazla çalıştırmasıdır. Ayrıca yumuşatıcı etkisi de idrar yolları tahrişinden kaynaklanan ağrılarda fayda sağlar. 50 gram hatmi 1 litre su içinde kaynatılır. Günde 4 kez yarım bardak içilir. Arının soktuğu yerler hatmi yapraklarıyla ovulduğunda ağrı ve kızarıklık gider.