Türk halkının yemek olarak en çok tükettiği hububat çeşidi kuru fasulyedir. Hatta "kuru-pilav" ikilisi halk arasında "milli yemek" olarak adlandırılmaktadır. Bu kadar çok tüketilmesinin başlıca sebebi ise, yemeğin çok doyurucu olması ve bol enerji vermesi. Tabii ekonomik olması bir başka tercih sebebi... Her bölgenin iklimine göre fasulyenin cinsi değişse de, doyurucu özelliği ve ete göre daha ekonomik olduğu gerçeği değişmiyor. Fasulye, faydalarından konuşulmayı gerçekten hak eden bir yiyecek maddesi. Çünkü organizma için gerekli olan proteinden ve insan beslenmesinin temelini oluşturan kalsiyum ve demir gibi madensel tuzlardan bol miktarda içeriyor. Üstelik karaciğer yetmezliğinden böbrek taşlarına, kalp çarpıntısından idrar tutukluğuna kadar bir çok rahatsızlığın ilacı...
100 gram kuru fasulyede 329 kalori bulunuyor. Bu da demek oluyor ki, fasulye bol enerji veren bir yiyecek. Aynı zamanda lifli bir gıda maddesi olduğu için de diyetlerde önemli bir yeri var. Fasulye, neredeyse hiç kolesterol içermediğinden kalp ve damar tıkanıklığı olan hastaların beslenmelerinde de önemli bir yere sahip. Diyetisyenler, haftada üç kez, birer tabak kuru fasulye tüketilmesini tavsiye ediyor. Ancak fasulye tüketiminde aşırıya da kaçmamak gerekiyor. Çünkü malum, gaz yapıyor. Çok eskilerden beri bilinen ve tüketilen fasulyenin kökeninin Asya mı, yoksa Güney Amerika mı olduğu konusundaki farklı görüşler var. Ama bilinen o ki, Avrupa''ya Yeni Dünya, yani Amerika kıtası keşfedildikten sonra gelmiş ve iklimin uygun olduğu yerlerde farklı cinslerde üretilmiş. Kuru fasulyenin hava almayan cam bir saklama kabında ve kuru bir yerde saklanması şart. Sıkı ağızlı bez torbalar da saklama için uygun olabilir. Ama kesinlikle naylon torbada saklanmaması gerekiyor, aksi halde böcekleniyor. Fasulye bilindiği gibi, bir gece önceden ıslatılarak pişiriliyor. Islatmadan önce kararmış olanları ayıklamak ve soğuk suyla iyice yıkamak gerekiyor. Fasulye ıslatılırken kullanılması gereken suyun miktarı ise fasulye ölçüsünün dört katı.
Tam bir şifa kaynağı Bu harika gıda maddesinin faydalarına gelince: Taze fasulye, bedenî ve zihnî yorgunlukları giderir. Özellikle kuru fasulye, kalsiyum yönünden zengin olması sebebiyle kemikler için çok faydalıdır. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezinin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, haşlama suyunu 2 kere değiştirmenin faydalı olduğu belirtiliyor.
Reçine, bal ve sütle kanseri yendi İçel''in Anamur ilçesinde yıllar önce kanser hastalığına yakalanan Fuat Uğur, bu ölümcül hastalığı; reçine, bal ve sütten yaptığı karışımla yendiğini belirtiyor. İhlas Haber Ajansı muhabiri Mithat Ünal''ın verdiği habere göre; Anamur''da yaşayan 66 yaşındaki kanser hastası Fuat Uğur, prostat kanseri ile mücadele ederken gırtlak ve cilt kanserine de yakalandı. Ankara Numune Hastanesi''nde tam 3 kez ameliyat olmuş, fakat kesin bir sonuç alamamış. Kanserden kurtulabilmek için 17 yıl boyunca yılmadan mücadele verdiğini söyleyen Fuat Uğur, yıllar önce bir gazetede, doktorların "1 ay yaşar" dediği yaşlı bir kadının bal, süt ve reçineden yapılan karışımla 15 yıl yaşadığı haberini okumuş ve bundan esinlenerek, kendisi de aynı karışımı kullanmaya başlamış. Fuat Uğur, sonunda yıllardır çektiği prostat kanserinden kurtulmuş.
PAPATYA ile canlı kirpikler Gözkapağında meydana gelen iltihaplar, kirpikleri olumsuz yönde etkiler. Kirpik diplerinde kızarma, kabuklanma ve
kepeklenmelere sebep olur. Bu durumda papatya suyu ile göz banyosu çok faydalıdır. Hazırlanması ve uygulanması da çok basit: Bir çay bardağı kaynak suya bir tatlı kaşığı ufalanmış papatya çiçeği konur. 15 dakika bekledikten sonra, temiz bir tülbentten süzülür ve bu su ile gözkapaklarına banyo yapılır.
Saç dökülmesini azaltabilmek için ¥ 2 avuç pazı; ince ince kıyıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentin içine konur. Sıkılarak suyu çıkarılır. Bu su, 1 su bardağı süzme balın içine boşaltılır. Sonra 1 kahve fincanı yeni sıkılmış kuru soğan suyu ilave edilir. İyice karıştırıldıktan sonra başa sürülür. 6 saat sonra, bol su ve katranlı sabunla yıkanır. ¥ 1 su bardağı bala; 1 tatlı kaşığı toz karabiber ve 1 kahve fincanı yeni sıkılmış kuru soğan suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra saçlara, diplerine gidecek şekilde sürülür. 6 saat sonra, ılık su ve katranlı sabunla yıkanır.
Hastalıklar ve çareleri
Yatağı ıslatmak çok önemli bir problem Kastamonu''dan telefonla arayan genç kızın sesi, ıstırap ve hüzün yüklüydü. Çünkü; 18 yaşında olduğunu söyleyen genç kızımız, geceleri altını ıslattığını söylüyor ve "insan içine çıkacak yüzüm kalmadı. Evlenme çağına geldim, ancak bu yekilde nasıl evlenirim?" diye dert yanıyordu. Doktora gittiğini ancak, tedavilerini düzenli olarak sürdüremediğini söyleyen genç kız, şifalı bitkiler yoluyla kendisine yardımcı olmamızı istiyor. Tıp dilinde "Enuresis" adı verilen "geceleri altını ıslatma", sadece çocuklarda değil, büyüklerde de görülebilmektedir. Sebebi, psikolojik olduğu gibi, fiziksel de olabilir. Ayrıca; bağırsak tembelliği, bağırsak kurtları, böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığı gibi sebeplerden de meydana gelebilir. Bunun en doğru tesbiti üroloji uzmanları tarafından yapılabilir. Bizim genç kızımıza birinci tavsiyemiz, doktor tedavilerini düzenli olarak sürdürmesidir. Bunun yanı sıra, şifalı otlarla hazırlanmış formüller tedavisine yardımcı olacaktır. İşte bu formüllerden bazıları: *Yatmadan önce, 1 kahve kaşığı toz günlük, bir bardak su ile içirilir. Rahatsızlık geçinceye kadar devam edilir. *Hergün, en az iki tatlı kaşığı süzme
bal yedirilir. *Demliğe; 2 kahve kaşığı andız kökü konur, üzerine su ilave edilip, 15 dakika kaynatılır. Sonra başka bir kaba süzülür ve üzerine 2 fincan iyi sirke konur. Her gün 1 kahve fincanı, şekersiz içirilir. *4 bardak suya; yarım kahve fincanı kantaron ve yarım kahve fincanı Peygamber çiçeği konur. 15 dakika kaynatılır; 20 dakika demlenip, süzülür, 2 saat arayla 1 çay bardağı içilir. *Eşit miktarda karıştırılan; civanperçemi ve meşe yaprağı çayı demlenip süzülür ve balla tadlandırıldıktan sonra öğleden evvel birkaç bardak içilir. Öğleden sonra ise bir çay fincanı sedefotu çayı içilir. Öğleden sonra bu çaydan başka hiçbir içecek içilmez. Mümkün mertebe meyve de yememelidir. Yatağı ıslatana öğleden evvel taze sebze ve meyve yedirmeli, öğleden sonra ise fazla su ve sulu yiyecekler verilmemelidir. Yatağı ıslatma uykunun çok derin olmasından ileri geliyorsa; yatmadan evvel çocuğun beline kalın bir bez bağlayınız. Düğümü çocuğun sırtına getiriniz. Yan tarafına yatırınız. Gece işemesi sırt üstü yatarken vuku bulur. Sırt üstüne dönünce uyanacaktır.

