Sonbahara girilmesiyle birlikte grip hastalığına karşı tedbir alınması konusunda uyarılar da başladı. Bu uyarıcılar kervanına biz de katılalım... Grip; sonbahar ve kış aylarında salgınlar yapan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle seyreden grip, 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem ve kas, baş ağrısı ve aşırı halsizliğe yol açar. Bunun yanı sıra burun tıkanıklığı olmadan akıntı ile kuru ve uzun süreli öksürük görülür. Özellikleri sebebiyle "paçavra hastalığı" da denen grip; hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda hapşırma, öksürme, öpüşme veya tokalaşma gibi elle temas sonrasında kolaylıkla bulaşabilir.
Nasıl tedavi edilir? Grip tedavisinde asıl olan yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedavilerdir. 3-4 gün evden çıkmadan dinlenme, ateş düşürücü ilaçlar ile bol miktarda sıvı gıda ve su içilmesi gerekir. Uzmanlara göre; grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin fazla bir faydası yoktur. Sağlıklı insanlarda grip bir hafta içinde iyileşir. Ancak, özellikle yaşlılarda, şeker, kalp veya akciğer hastalığı olanlarda, sık olmasa da zatürree, beyin ve kalp kası iltihabı gibi ağır hastalıklara yol açabilir. Gripten korunmak için kalabalık ve havasız ortamlardan uzak kalmak gerekir. Aşırı yorgunluk, alkol ve sigara da hastalığa davetiye çıkarabilir. C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerden bol yemek, temiz havada egzersiz yapmak vücudun direncini artırır.
Ekim-Kasım aşı ayları Gripten korunma yollarından biri de aşı olmaktır. Grip aşısının her yıl Ekim-Kasım ayları içinde tekrarlanması önerilir. Aşı özellikle 55 yaş ve üstündeki kişiler, akciğer, şeker ve kalp hastaları ile sağlık personeline önerilir. Ayrıca kanser tedavisi görenler, AIDS ya da başka bir nedenle vücut direnci düşenler de grip aşısı yaptırabilir. Gebelere ise ilk üç aydan sonra yapılmalıdır. Grip geçiren ve virüsü alan kişilere aşı yapılmamalıdır.
Demir eksikliği gençlerde zekayı düşürüyor İngiliz bilim adamları, özellikle kız öğrenciler arasında yaptıkları araştırmalarda, vücuttaki demir oranının IQ (İntelligence Quotient) testi sonuçlarını etkilediğini tespit etmişler. Vücuttaki demir seviyesinin, sağlık ve vücudun dengesi bakımından önemli olduğunu vurgulayan bilim adamları, demirin dengeli beslenme açısından büyük önem taşıdığını da belirtmişler. 11-18 yaş grubu genç kızlar arasında yapılan araştırmalarda, vücutlarında demir seviyesi normal olanlar, düşük olanlara göre daha yüksek zeka örneği göstermişler ve derslerinde başarılı olmuşlar. Bilim adamları, çok az miktarda demir eksikliğinin bile, zeka düzeyini düşürdüğüne de dikkat çekmişler. Yetişme, gelişme çağındaki gençler... Bu satırları okuduktan sonra niçin bol bol süt, peynir, yoğurt, sebze, meyve ve mısır yemeniz gerektiğini anladınız herhalde... Gençler, derslerinizde başarılı olmak ve zekâ düzeyinizi yükseltmek istiyorsanız bol bol yoğurt, peynir, süt, meyve, sebze ve mısır yemeniz gerekiyor. Niye mi?.. Çünkü vücudumuzun en önemli yapı taşlarından biri olan demir eksikliğinin; gençlerde, özellikle de 11-18 yaş grubundaki genç kızlarda zeka ve başarı düzeyini düşürdüğü belirlenmiş...
Ülsere soğan, bronşite tavuk çorbası Hastalıkların tedavisinde yüzyıllardır kullanılan doğal yöntemler birer birer bilimsel kimlik kazanıyor. Şimdi de tavuk çorbasının, içinde bulunan amino asit sayesinde solunum yollarını koruduğunu belirleyen araştırmacılar, acı soğanın ise ülsere neden olan halicobacter pylori bakterisinin etkisini yok ettiğini ortaya koydular. Evet, günde yarım soğan ülsere sebep olan halicobacter pylori bakterisinin etkisini yok ediyor. Mide cidarlarına yapışarak ülsere yol açan helicobacter pylori bakterisi, acı ve keskin kokulu soğanın içinde bulunan sülfür bileşimlerinden etkilenerek zararsız hale geliyor.
Tavuk çorbasının sırrı Bilim adamları, anneannelerimizin soğuk algınlığı için geleneksel ilacı olan tavuk çorbasının, gerçekten ilaç özelliklerine sahip olduğunu da tespit ettiler. Solunum yolu enfeksiyonları ve bronşit hastalığına karşı ilaç etkisi yaptığı belirlenen tavuk çorbasında bulunan amino asit (cysteine) solunum yollarında hastalıklara karşı koruyucu bir kalkan da oluşturuyor. Dünyaca ünlü Mayo kliniğinin yayın organında tavuk çorbası için ''hem besleyici, hem tedavi edici, hem de ucuz ve üstelik hiçbir yan etkisi yok'' yorumu yapıldı. Bütün bunlardan sonra fazla söze ne hacet var. O zaman haydi, tavuk çorbası içmeye...
Anne sütü ile beslenme kalp riskini azaltıyor Anneler ve anne adayları dikkat! Anne sütünün nasıl harika bir besin olduğu ve anne sütüyle beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre çocukluk dönemlerinde daha az bulaşıcı hastalıklara yakalandığı zaten biliniyordu. Ancak günümüzde yapılan araştırmalar, bir başka gerçeği daha ortaya çıkardı. Anne sütüyle beslenen bebekler, yetişkinlik dönemlerinde kalp ve şeker hastalıklarına da daha az yakalanıyor. Hollanda''da Archives of Disease in Childhood Dergisi''nde geçtiğimiz aylarda yayınlanan habere göre; 1943-1946 yılları arasında doğan 625 bebek yakın takibe alınıyor. Bu bebekler, 1995-1996 yıllarında 50 yaş civarında yetişkinler haline gelince şu önemli sonuç ortaya çıkıyor: Bebekliğinde anne sütüyle beslenenlerin büyük kısmı, mama ile beslenenlere oranla şeker ve kalp hastalıklarına daha az yakalanıyor.
Hastalıklar ve çareleri Bel ağrısı Nevşehir''den mektup yazan okuyucumuz Rıza Güven 40 günden beri belinin ağrıdığını belirtiyor ve tedavisine yardımcı olacak formüller yazmamızı istiyor. Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle sonrası geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Yorgunluktan doğan bel ağrılarının tedavisine yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır. * Bele; dört kat lahana yaprağı konur, üstü sıkıca sarılır istirahat edilir. * 300 gram toz kükürt; temiz bir bezin içine konur. Ağrıyan yerin üstüne ısıtılmış yünlü bir bezle birlikte sarılır. İstirahat edilir. * 1 su bardağı zeytinyağı, ısıtılır. Ilık ılık bele sürülür. İyie ovulur. Üstüne yünlü bir bez sarılır. İstirahat edilir. * Yarım kalıp kullanılmamış beyaz çamaşır sabunu rendelenir. Üzerine 2 çay bardağı gülsuyu ve 2 yumurta ilâve edilir. İyice karıştırılır. Sonra, temiz bir tülbente konup, bele sarılır. İstirahat edilir. * 4 bardak suya, 2 avuç meşe kabuğu konur. 15 dakika kaynatılır. Kaynak suya batırılıp iyice ıslatılan temiz bir bez, bele sıkıca sarılır. * Bele dolanacak kadar uzun bir bezin, bele gelecek kısmına zift sürülür ve bele dolanır. * Bir tencere su kaynatılır. Kaynar suya batırılan bir bezle ağrıyan yere kompres ve masaj yapılır. Sonra ağrıyan yere bir avuç kirli koyun yünü konup, sıkıca sarılır.

