Kaydet
a- | +A

Bugün, Allah''ın insanlara bahşettiği nimetlerin en harikalarından biri olan baldan söz etmek istiyorum. Kahvaltılarımızdan tatlılarımıza, hatta içeceklerimize kadar pek çok alanda kullandığımız bu harika besin, aynı zamanda "her derde deva" bir sağlık kaynağı. Bir hadis-i şerifte bal için "Ölümden başka her derde şifadır" buyurulmuştur... Binlerce yıldır insanların hem besin hem de ilaç olarak kullandığı bal, Eski Mısırlılarda da yaraları iyileştirmek ve mide rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılırmış. Vitamin ve mineral bakımından son derece zengin bir içeriğe sahip olan balda özellikle A, B1, B2, B6, H ve PP vitaminleriyle kalsiyum, magnezyum, sodyum, iyot, demir, potasyum gibi mineraller bol miktarda bulunmaktadır. Ayrıca bileşimindeki 12 değişik enzim, çeşitli hastalıkların tedavisinde yarar sağlamaktadır. İşte bu harika besin maddesinin faydaları; Baldaki magnezyum damarlardaki kanın pıhtılaşmasını önlüyor, stresin olumsuz etkilerinden koruyor. Balda bulunan ve vücut tarafından çok az üretilebilen Cholin isimli enzim, karaciğerin yağ metabolizmasını düzenliyor ve yağ bağlamasını önlüyor. Bağırsak enfeksiyonlarına ve soğuk algınlığına iyi gelen inkibin isimli madde aynı zamanda kalp damarlarının kanla daha iyi beslenmesine de yardımcı oluyor. Baldaki polenler, sindirim için önemli bir kaynak. Bal yendikten kısa bir süre sonra bağırsak çeperinin bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ve besinler yoluyla alınan zararlı maddelerin etkisinden koruyan enzimler serbest kalıyor. Balın diğer faydalarını da sıralayacak olursak: İyi bir enerji kaynağı. Bu nedenle çocukların beslenmesinde bala önemli bir yer ayırmalıyız. Ayrıca bal, dolaşımı hızlandırır, sakinleştirici etkisi vardır. Bal, süt ve limonla hazırlanan karışım aknelerin tedavisinde etkilidir. Bir bardak ılık süte karıştırılan bir yemek kaşığı bal soğuk algınlığına iyi geliyor. Balın hücreyi yenileyerek yaranın ilerlemesini önlemek gibi bir özelliği var. Kesiklerin üzerine ince bir tabaka bal sürüp iki saat beklemek ve bunu günde birkaç kez tekrarlamak yaraların iyileşmesinde etkili. Diş etlerine balla biraz masaj yapmak da dişeti iltihaplarına iyi geliyor. Bel ağrıları için petekli baldan 100 gr, erimiş iç yağı ile bir havanda dövülüp bele sarılırsa ve böylece üç gün devâm edilirse ağrıdan eser kalmaz. Ilık suda şerbet yapılıp içilirse müshil tesiri yapar. Kanı temizler, kan dolaşımını kolaylaştırır. Kalp çarpıntılarını önler. Mideye ferahlık verir. Süt ile bal bol sulandırılıp içilirse şeritleri öldürür. Ilık bir beze sürülüp boğaza sarılırsa boğaz ve gırtlak ağrıları derhal kesilir. Bir miktar bal sirke ile karıştırılıp ağız çalkalanırsa ağızda koku kalmaz. Karın ağrılarını keser. Bal arısının iğnesi romatizmaya devâdır. Romatizmalı uzvu ara sıra iğneletmek faydalıdır. Yatağını ıslatan çocuklara bal yedirilmelidir. Islatma kesilir. Kaynatılmış olan ada çayına biraz sirke, biraz da bal karıştırılarak gargara edilirse, boğaz anjinini tedâvi eder. Bâdemcikler iyi olur.

İyisi mi her gün bir kaşık bal...

Hastalıklar ve çareleri: Koyulaşan kanı sulandırmak için Koyulaşmış, pıhtılaşmış kan; koyu renkli ve şurup kıvamındadır. Kan pıhtılaştığı zaman, hastada; uyuklama, çok uyuma, hazımsızlıklar, özellikle el ve ayaklarda devamlı ve çok üşüme, cinsel güç azalması, unutkanlık, zihnî kabiliyetin azalması, başında ağrılık hissi ve enseden başlayıp, yukarıya doğru yayılan adale tutulması görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır. * 4 bardak suya; 5 tutam kuşkonmaz konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna; 2 çay bardağı tozşeker konup, hafif ateşte, şeker eriyinceye kadar ısıtılır. Sonra, temiz bir şişeye süzülür. Günde 3 kere, birer tatlı kaşığı içilir. * Mevsiminde, sabahları aç karına 300 gram kiraz yenir. Öğleye kadar başka bir şey yenmez. Aynı işlem, bir hafta süreyle tekrarlanır. * 4 bardak suya; 1 baş kereviz ve 1 tane pırasa ince ince doğranır. 5 dakika kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Suyuna; 1 tatlı kaşığı tereyağı, 1 çay bardağı limonsuyu ve 1 kahve kaşığı sofra tuzu konup, karıştırılır. Günde 2 kere, birer su bardağı içilir. * 2 su bardağı kaynak suya; yarım kahve kaşığı dövülmüş ardıç tohumu konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Yarısı saat 10''da, diğer yarısı da 15''te içilir. * 1 su bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kuru ve ufalanmış alıç çiçeği konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Aynı işlem, saat 10 ve 15''te tekrarlanır. * 4 su bardağı suya; 1 tutam atkuyruğu konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra ince ve temiz bir tülbentten süzülür. Yemeklerden önce, birer çay bardağı içilir. * 2 su bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı ufalanmış enginar yaprağı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Yemeklerden önce, birer kahve fincanı içilir. * 1 su bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı ufalanmış kuru ökse yaprağı konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Bu işlem; saat 10 ve 15''te tekrarlanır.

Konserve yaparken... Hem daha sağlıklı, hem de ekonomik olması sebebiyle ev konserveciliği günümüzde büyük ilgi görmektedir. Birçok ev hanımı; domates, biber, fasulye, bamya, bezelye, barbunya, patlıcan gibi sebzelerden konserve hazırlayarak kış için hazırlık yapmaktadır. Ancak yanlış ve dikkatli yapılmayan konserveler, kullanıldığı zaman gıda zehirlenmesine yol açabilmektedir. Bu sebeple konserve yaparken dikkat edilmesi gereken hususları bir kere daha hatırlatmayı uygun bulduk. Bu hususlar, konserve alırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor:

* Konserve yapılacak kavanozlar ve bunların kapakları temiz olmalı. Kapaklarda deforme olmamalı ve kavanoz ağızlarında kırık bulunmamalı. * Konserve yapılacak besin maddesi iyice yıkanmalı ve kaynar suda 1-2 dakika bekletilmeli. * Kavanozlar besin maddesi ile iyice doldurulmalı, içinde hava kalmamalı ve kapağı sıkıca kapatılmalı. * Büyük bir kazan içinde kavanozlar, üzerini aşacak kadar suyla doldurulup en az 1 saat kaynatılmalıdır. * Kaynatma işi düdüklü tencerede yapılacaksa (Zaten en sağlıklısı da budur) düdüklü tenceredeki kavanozlar yarısına kadar suyla doldurularak yarım saat kadar kaynatılmalı. * Kavanozlar sıcak sudan çıkartıldıktan sonra ters çevrilerek soğuyana kadar kapakları altta kalacak şekilde bekletilmeli. * Eğer kapak kenarında sızıntı varsa, bunları steril olmamış sayarak, tekrar kapakları değiştirilerek kaynatmak gerekir. * Kapaklarda, soğuduktan sonra içe doğru bir çöküş olduğu tespit edilmelidir. Eğer kapaklara elimizi bastırdığımızda içe doğru bir çöküntü oluyorsa yani bombaj var ise bunlar hatalı kabul edilir. * Konserveler açılırken, kapak kenarı hafifçe bıçak ya da sert bir cisimle kaldırılır. Ve içeri bir hava girişi sağlanır. Bu hava girişi konservenin bozulmadığının işaretidir. İçeri hava girişi olmayan konserveler şüphelidirler. * Bütün bunlardan sonra, eğer konservede herhangi bir tat ve koku bozukluğu varsa yenilmemelidir.

Mutfaktaki güzellik Mutfağınızda, her an elinizin altında bulabileceğiniz malzemelerle sağlıklı bir cilde, bakımlı ellere ve capcanlı saçlara sahip olabilirsiniz. Her hafta bu köşede vereceğimiz ipuçları ile mutfağınız artık sizin için küçük bir güzellik salonu haline gelecek.

Nane ile gelen canlılık ve ferahlık Çok mu gerginsiniz? Ya da bütün dikkat ve gayretinize rağmen kepekle ilgili probleminiz bir türlü bitmiyor mu? O zaman nane yağı imdadınıza yetişecektir. Saç diplerinize 2-3 damla nane yağı damlatın ve hafif hafif masaj yapın. Nanenin verdiği ferahlıkla gerginliğiniz azalırken saç deriniz de canlanacak! Nane yağı, kepeğe karşı da son derece etkili bir çözüm. Bu uygulamayı gün aşırı tekrarladığınız zaman kepek probleminiz de ortadan kalkacaktır.

Terleyen ayaklar için meyve sirkesi Terleyen ayaklarınız sizi çok mu rahatsız ediyor? Çözüm: Meyve sirkeli, ılık bir ayak banyosu. Ayaklarınızı, içini birkaç kaşık meyve sirkesi damlattığınız ılık suda 15 dakika bekletin. Ayaklarınızın rahatladığını ve terleme probleminin azaldığını göreceksiniz.