Karaciğer, yaşamak için gerekli olan kimyasal olayların meydana geldiği organımızdır. Karaciğerdeki rahatsızlıkların çeşitli belirtileri vardır. İşte bunlardan bazıları: Hasta; sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Burnu kızarır. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde, ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarının rengi; sabahları sarı ve koyu; daha sonraki saatlerde ise, duru ve çok açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlikler görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.
Karaciğer rahatsızlıklarında şu reçeteler faydalı olacaktır. * 100 gram demirhindi (baharatçılarda satılmaktadır) bir litre suyun içine parçalar halinde konarak kısa bir süre kaynatılır. Soğuduktan sonra ince bir tülbentten süzülür ve serin bir yerde saklanır. Elde edilen bu demirhindi şurubundan her gün sabah ve akşam birer su bardağı içilir. İstenirse, şurup bir miktar balla tatlandırılabilir.
* 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına; 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limonsuyu karıştırılır. Sabahları, aç karına içilir.
* 4 bardak suya; 60 gram aslandişi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabah akşam, birer kahve fincanı içilir. Bu işlem, en az 3 hafta tekrarlanır.
* 4 bardak suya; 1 tutam mısır püskülü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Saat 10''da ve 15''te, birer çay bardağı içilir.
* kahve fincanı, yeni sıkılmış pancar suyu ile 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış turp suyu karıştırılıp, aç karına içilir.
* 2 çay bardağı kaynak suya; yarım kahve kaşığı kekik aynı ölçüde nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Bu işlem, her yemekten önce tekrarlanır.
* 4 su bardağı suya; 1 tutam şahtere çiçeği yapraklarıyla birlikte konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Öğle ve akşam yemeklerinden önce birer çay bardağı içilir.
* 4 bardak suya; 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Öğle ve akşam yemeklerinden 15 dakika önce, birer kahve financı içilir.
* 1 çay bardağı sıcak suya; yarım kahve kaşığı Hint safranı konur. 5 dakika bekletildikten sonra iyice karıştırılıp içilir. Bu işlem, öğle ve akşam yemeklerinden önce tekrarlanır.
* 1 çay bardağı sıcak suya; yarım kahve kaşığı ufalanmış papatya çiçeği konur. 5 dakika bekletildikten sonra sözülüp içilir. Aynı işlem, öğle ve akşam yemeklerinden 15 dakika önce tekrarlanır.
* 4 bardak suya; 1 tutam sinirli yaprak konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra sözülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.
* 4 bardak suya; 10 gram sinâeki ve 5 gram anason konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Saat 10''da ve 15''te, birer kahve fincanı içilir.
* 4 bardak suya; 1 baş kereviz doğranır. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna; 1 çay bardağı limonsuyu ilâve edilir. Saat 10 ve 15''te, birer çay bardağı içilir.
Ayrıca; dut, kiraz, mandalina, ayva, şeftali, zeytin, çilek, elma, havuç, portakal, greyfurt, marul, armut, limon, sarımsak, soğan, papates, kayısı, erik, taze fasulye, hünnap, suteresi salatası, kuşkonmaz salatası, yaş veya kuru üzüm, incir yemek; kara turp suyu, kiraz suyu, ayran ve süt içmek çok faydalıdır.
Yenmemesi ve içilmemesi gereken şeyler Etsuyu, yağlı çorbalar, tavşan, kaz, hindi, ördek, pastırma, sucuk, salam, kavurma, sakatat, çok yağlı yemekler, av etleri, yumurta ve yumurtalı yiyecekler, kaymak, krema ve yağlı beyaz peynir, içyağı, kuyrukyağı, margarin, balıkyağı, patlıcan, lahana, domates, konserveler, taze ekmek, hardal, biber, sirke, fındık, fıstık, dondurma, çukulata, turşu yemek; içki, meşrubat, çay, kahve içmek yasaktır. Sigarayı da bırakmak gerekir.
Görevleri * Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar. * Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler. Yani; yağ, protein ve şekeri birçok değişikliklere uğratarak, zararlı ve değersiz olan maddeleri dışarı atar. * Vücudun ısısını ayarlar. * Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. * Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar. * Hormonların görevleri üzerinde etkili olur Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihablanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.
Sinirsel rahatsızlıklar için mükemmel bir ilaç
Oğulotu Genellikle oğulotu veya melisa adlarıyla bilinen bu bitki, bazı bölgerimizde kovanotu ve limon nanesi diye de bilinmektedir. Genellikle Marmara (Bursa ve İstanbul), Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen oğulotu, 30-80 santim boyunda, beyaz çiçekli, ince ve yumuşak yapraklı bir bitkidir. Limon gibi bir kokusu olduğu için bazı yörelerde "limon nanesi" diye adlandırılmaktadır. Yapraklarında; tanen, reçine ve uçucu bir yağ bulunmaktadır. Oğulotu, özellikle sinirsel rahatsızlıklar için mükemmel bir şifa kaynağıdır. Yapraklarından yapılan çay; ruh ve sinir hastalıklarına, uykusuzluğa, melankoli ve histeri krizlerine, huzursuzluk ve sıkıntılara, başağrısı ve migrene birebirdir. Ayrıca hazım rahatsızlarında ve mide kramplarında, bağırsak gazlarının dışarı atılmasında çok faydalıdır. Oğulotu çayı kalbi kuvvetlendirir, başağrısını, kulak çınlamasını, kadınlarda aybaşı ağrılarını ve hafıza zayıflığını giderir. Oğulotu (melisa) çayı şöyle yapılır: 4 bardak suya bir avuç taze veya kuru oğulotu (melisa) konur. 10-15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp serin bir yerde saklanır. Sabah-akşam birer fincan içilir, içerken, oğulotu çayı biraz balla tatlandırılabilir.
Yorgun ciltlere patates maskesi Yazın kavurucu sıcağından yorgun düşen ve yoğun ter sebebiyle tahriş olma noktasına gelen cildinizi yeniden canlandırmak ve eski parlaklığına kavuşturmak için patates, süt ve yumurta ile hazırlayacağınız maskeden yararlanabilirsiniz. Üstelik ihtiyacınız olan malzemeler bir evde her zaman bulunabilen şeyler. Tabii, hazırlanması ve uygulanması da son derece kolay.
İşte, bu harika cilt maskesi; Bir adet haşlanmış patates soyulup, iyice ezilir. Üzerine bir su bardağı çiğ süt ile bir çiğ yumurtanın sarısı konur. İyice karıştırıldıktan sonra ısıtılır. Ilık ılık sürülür. 20 dakika beklendikten sonra, önce sıcak sonra soğuk suyla yıkanıp, yumuşak bir havluyla kurulanır.
Hastalıklar ve çareleri
Kanserin ana sebebi olumsuz çevre İnsan vücudunun genetik yapısı ile ilgili araştırmalar derinleştikçe; kanser ve kalp krizi gibi ölümcül hastalıkların genetik yapıdan mı yoksa insanın içinde yaşadığı şartlardan mı kaynaklandığı tartışmaları da hız kazanıyor. İngiltere''de yayınlanan "New England Journal of Medicine" dergisinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir makaleye göre İskandinavya ülkelerinde yapılan bir araştırma, kanser hastalığına yakalanma sebebinin genetik yapıdan çok kişinin çevre şartlarından etkileşimine ve hayatının gelişimine bağlı olduğunu ortaya koydu. İskandinavya genelinde 90 bin ikiz üzerinde yapılan incelemeler, doğa şartlarının mı yoksa genetik yapının mı kanserin ortaya çıkmasında daha etkili olduğu yolundaki tartışmalara ışık tutuyor. Bu incelemelere göre genetik yapıdan çok çevre şartlarıyla insanın kendine özgü hayatı, kansere yakalanma oranını artırıyor veya azaltıyor. Birbirleriyle aynı genetik yapıyı paylaşan ikizlerin her ikisinin de kansere yakalanma oranının sadece yüzde 10 olduğu belirtilirken, bozuk genle doğmanın değil, sigara, içki ve kötü çevre şartlarının genleri bozarak kansere yol açtıkları kaydedildi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Stockholm Karolinska Enstitüsü üyelerinden Paul Lictenstein, araştırmanın her şeyin gen faktörüylü çözülmediğini, çevre şartları, beslenme gibi faktörlerin kanser hastalığında en etkili sebep olduğunu vurguladı. Oxford Üniversitesi Kanser Araştırmaları Vakfı Başkanı Tim Key de İskandinav ülkelerinde 90 bin ikiz üzerinde yapılan bilimsel incelemelerin, insan genetiğinin haritasının çıkarılmasından kısa bir süre sonra bir kez daha her şeyin gen haritasıyla açıklanamayacağını, insanın biyolojik yapısının beslenme ve çevre şartlarından daha yoğun bir şekilde etkilendiğini belirtti. Araştırma, insanların bir ülkeden diğerine göç etmeleriyle gen yapılarının değişmediğini fakat kansere yakalanma oranlarının artıtğını da gösterdi. Japonya''dan ABD''ye göç eden kadınlarda göğüs kanserine yakalanma oranının arttığı belirtilirken, kanserlerin yüzde 35''inin sigara içmeye yüzde 30''unun da beslenme alışkanlığına bağlı olduğu kaydedildi.

